Bodrum’da şu an en kolay bulunan şey:
Balık restoranı.
En zor bulunan şey ise:
Balığın kendisi.
Menüler şahane. Lagos. Sinarit..Mercan. Ahtapot ….var.
Sadece küçük bir detay eksik:
Denizde bazılarını görmek artık menüde görmekten daha zor.
Eskiden Bodrum’da çocuklar kıyıda kefal kovalar, iskele altında sürü izlerdi. Gece ışık yakınca deniz hareketlenirdi. Şimdi birçok koyda deniz hâlâ turkuaz ama hayat sanki sesini kısmış gibi.
Ve insanların son yıllarda en çok kurduğu cümle şu:
“Yunan tarafında hâlâ balık var… Bizde neden yok?”
İşin ilginç tarafı şu:
Balık Schengen istemiyor.
Pasaport taşımıyor.
Aynı denizde yüzüyor.
Demek ki mesele sadece doğa değil.
Denizi nasıl yönettiğin.
…..
Bir dönem Bodrum’da balıkçı tekneleri çoğalırdı.
Şimdi balık konseptli mekanlar çoğalıyor.
Gidiş böyle devam ederse yakında:
Levrek Temalı Deneyim
Dijital Çupra Tabağı
NFT Kalamar……servis edebiliriz.
Çünkü denizdeki gerçek tablo, çok parlak değil.
Eski balıkçılar aynı şeyi söylüyor:
“Eskiden kıyıda gördüğümüz balık artık yok.”
Ve bu yalnızca nostalji değil.
…..
Bodrum’un en büyük yanılgısı şu:
Deniz mavi olduğu için sağlıklı sanıyoruz.
Oysa deniz bazen son derece berrak görünürken bile ekolojik olarak yorulmuş olabilir.
Bugün; marina baskısı, sintine riski, gri su, aşırı tekne yoğunluğu, kıyı yapılaşması, yanlış avcılık…..aynı anda denize yük bindiriyor.
Sonra insanlar:
“Bu sene neden balık yok?”
diye şaşırıyor.
Çünkü biz balığın evini bozup hâlâ misafir bekliyoruz.
…..
Bir diğer büyük problem:
Yanlış ve aşırı avcılık.
Sorun sadece çok balık tutulması değil.
Nasıl tutulduğu.
Dip trolü denizin altını adeta tarla gibi sürüyor.
Yavru balıklar daha büyümeden avlanıyor.
Bazı bölgelerde kıyıya aşırı yakın av baskısı oluşuyor.
Yani deniz nefes almadan tekrar avlanıyor.
Bu yüzden artık: daha küçük balıklar, daha az çeşitlilik, daha sessiz koylar….
görüyoruz.
Birçok eski denizci aynı şeyi söylüyor:
“Eskiden denizin altında hayat kaynıyordu.”
Şimdi bazı koylarda hayat yerine sadece sörf trafiği var.
…..
Çünkü bazı Yunan adalarında: koruma alanları, sıkı av denetimi, sınırlı yapılaşma, deniz çayırı koruması…..daha sert uygulanıyor.
Her şey mükemmel değil elbette.
Ama bazı bölgelerde denize gerçekten nefes alma şansı veriliyor.
Bizde ise çoğu zaman mantık şu:
“Bir sezon daha çıkaralım.”
Deniz; kredi kartı değil.
Sürekli limit artırmıyor.
Bir noktadan sonra sistem yoruluyor.
….
Bugün Bodrum’un en büyük tehlikesi denizin bir anda kirlenmesi değil.
Daha tehlikeli olan şey:
Denizin yavaş yavaş boşalması.
Çünkü çöküş sessiz oluyor.
Önce büyük balık gidiyor.
Sonra sürüler azalıyor.
Sonra dip yaşamı zayıflıyor.
Bir gün insanlar dönüp:
“Eskiden burada hayat vardı”
demeye başlıyor.
Ve gidiş böyle devam ederse yakında Bodrum’daki en bol balık türü gerçekten şu olabilir:
Menü fotoğrafı.

































