Bodrum denince akla ilk gelen şey turkuaz deniz. Gerçekten de deniz hâlâ güzel görünüyor. Sorun şu ki, son yıllarda birçok kişinin aklındaki soru artık farklı:
“Deniz mavi ama gerçekten sağlıklı mı?”
Çünkü deniz kirliliği artık sahildeki birkaç plastik şişeden ibaret değil. Asıl mesele gözle görünmeyen kirlilik ve giderek artan baskı.
Yazın Bodrum’a öyle bir insan ve tekne akını oluyor ki, bazen insan “Bodrum’a turist mi geldi, yoksa küçük bir ülke mi taşındı?” diye düşünüyor.
Bu yük; arıtma tesislerine, kanalizasyon sistemine, koylara, marinalara, deniz ekosistemine aynı anda biniyor.
…..
Bitez kıyılarına yaz ortasında bakınca bazen insanın aklına aynı soru geliyor:
“Burası koymu, deniz üstü otopark mı?”
Tekne sayısı arttıkça: sintine riski, gri su yükü, yakıt kalıntıları, deniz çayırlarının zarar görmesi….gibi sorunlar da artıyor.
Oysa deniz çayırları;
balıkların çocukluğu,
denizin akciğeri ve doğal filtresi.
Çapayı indirirken bazen farkında olmadan denizin geleceğini de söküyoruz.
…..
Bitez arıtma tesisi Bodrum’un en önemli çevre altyapılarından biri.
Ancak Bodrum’un nüfusu yazın birkaç katına çıkarken herkesin aklındaki soru aynı:
“Bu sistem bu kadar yükü gerçekten kaldırabiliyor mu?”
Çünkü mesele yalnızca arıtma tesisinin olması değil, kapasitesinin yeterli olması.
…..
Ortakent tarafında yağmur yağınca herkes gökyüzüne değil, dereye bakıyor.
Çünkü açık atık alanlarından taşınabilecek atıklar ve sızıntılar uzun süredir tartışılıyor.
Sorun sadece çöpler değil.
Asıl risk gözle görünmeyen kirleticiler.
Deniz bazen kirli görünmeden de kirlenebilir.
…..
Atık toplama tekneleri teoride sistemin önemli bir parçası.
Ancak vatandaşın aklındaki soru yıllardır aynı:
“Toplanan atık gerçekten arıtmaya mı gidiyor?”
Belki gidiyor.
Ama veri paylaşılmadığında söylentiler gerçeklerden daha hızlı yayılıyor.
Bugün insanların istediği şey çok basit:
Daha fazla şeffaflık.
…..
Bodrum’un sorunu bir gün ansızın ortaya çıkan bir felaket değil.
Sorun, her yıl biraz daha artan baskı.
Daha fazla tekne.
Daha fazla yapılaşma.
Daha fazla atık.
Daha fazla nüfus.
Deniz,
kredi kartı gibi değil.
Sürekli limit artırmıyor.
Bir noktadan sonra “yeter” diyor.
Bodrum’un geleceği de tam burada belirleniyor.
Çünkü deniz giderse, geriye sadece manzara kalır.
Ve insanlar sonunda yalnızca mavi suya değil, yaşayan bir denize ihtiyaç duyduklarını hatırlarlar.




































Hangi “deniz çayırları”, “hangi balıkların mışıl mışıl yuvaları”, hangi balıklara yaşamlarını zehir eder çapalar, demir atmalar, göze batan Bitezdeki tekne bolluğu, bu ne tekne düşmanlığı, bu ne servet algısı, çekwmemezlik, kıskançlık… Bodrum’da kanalizasyon mu var ? Arıtmalar nerede ? Hangi alt yapı. Biz ne konuşuyoruz. Bu çekememezlik beni denizden soğuttu. Tekneniz sizin olsun. Nerede Mavi Vatan. Bu mudur deniz s3vgisi ? Yoksa kumda kumsalda, sığ sularda, çimmemi ?
Bitez sahil mahvoldu…ambrossia otelin solundaki dere rezalet içinde her türlü çip var ve denize akıyor,sahil sonunda aktura gelmeden yelkenli kulübünün yanındaki derenyine rezalet ve denize akıyor…Bu gidisle buraya hiçbir turist gelmeyecek…Kendi ayağımıza sıkıyoruz