Bu yaz Bodrum Limanı yine hareketli.
Geçen yıl Bodrum’a 116 kruvaziyer gemisiyle yaklaşık 138 bin yolcu geldi. Bu yıl ise 119 gemi ve 140 bine yakın yolcu bekleniyor.
Rakamlar etkileyici…
Limanın önüne yanaşan bazı gemiler neredeyse küçük bir mahalle büyüklüğünde.
İçlerinden binlerce turist çıkıyor.
Çarşı hareketleniyor.
Telefonlar havaya kalkıyor.
Sosyal medya paylaşımları başlıyor.
Uzaktan bakınca insanın içinden;
“Turizm uçuyor” demek geliyor.
…..
Ama işin bir de görünmeyen tarafı var.
Çünkü kruvaziyer turisti ile Bodrum’da konaklayan turist aynı şey değil.
Konaklayan turist otelde kalıyor.
Restorana, beach’e gidiyor.
Gece eğleniyor.
…..
Kruvaziyer yolcusu ise çoğu zaman birkaç saatliğine uğruyor.
Bir kahve…
Bir dondurma…
Üç beş magnet…
Belki bir iki tişört…
Sonra tekrar gemisine dönüyor.
Akşam yemeği gemide.
Eğlence gemide.
Geceleme gemide.
Para da büyük ölçüde gemide…
Bodrum ise; arkasından el sallıyor.
….
Acaba bu dev gemiler Bodrum’a turist getirmeye mi geliyor, yoksa uygun yakıt ve ikmal almaya mı?
Elbette hiç kimse “Gemiler sadece mazot için geliyor” diyemez.
Ama denizcilik sektöründe yakıtın ne kadar önemli olduğunu da herkes biliyor.
Binlerce ton yakıt tüketen bu yüzen şehirlerde birkaç sentlik avantaj bile yüz binlerce dolarlık kazanç anlamına geliyor.
Biz Bodrum Kalesi’ni seyrediyoruz…
Şirket yöneticileri ise yakıt faturalarını.
Biz gün batımını konuşuyoruz…
Onlar depoların kaç liraya dolduğunu.
Hatta bazı gemilerde turistler karaya çıkmadan önce yakıt hortumlarının bağlandığını söyleyenler bile var.
….
Acaba gemiler Bodrum’un manzarasına mı hayran, yoksa mazot fiyatlarına mı?
….
Karşımızdaki Kos’a bakıyoruz.
Aramızda sadece birkaç mil var.
Ama turizm anlayışında bazen birkaç ışık yılı fark var.
Kos’a giden turist otelde kalıyor.
Tavernada yemek yiyor.
Gece adada kalıyor.
Yani turist ekonominin içine karışıyor.
Bizde ise bazı turistler çarşıda gezerken bir gözleri saatlerinde.
Çünkü gemiyi kaçırırlarsa tatil uzamıyor, sorun başlıyor.
Üstelik mesele sadece Kos değil.
…..
Yunanistan geçen yıl yaklaşık 8 milyon kruvaziyer yolcusu ağırladı.
Türkiye ise yaklaşık 2 milyon yolcuda kaldı.
Asıl fark, yolcu sayısında değil.
Onlar turisti tavernaya götürüyor.
Biz magnetçiye…
Onlar turisti otel odasına çıkarıyor.
Biz birkaç saat sonra tekrar gemiye uğurluyoruz.
….
Elbette kruvaziyer turizmi önemlidir.
Çarşıya hareket getirir.
Ama turizmde asıl mesele limana yanaşan geminin boyu değil, şehirde bıraktığı katma değerdir.
Yoksa dünyanın en büyük gemisi de gelse, şehirde kalan gelir birkaç magnet, birkaç dondurma ve birkaç kahveyle sınırlı kalıyorsa, o gemi ekonomiden çok manzaraya hizmet etmiş olur.
Belki de artık “Bu yıl kaç gemi geldi?” diye sormayı bırakıp, “Bu gemiler Bodrum’a kaç geceleme, ne kadar gelir ve ne kadar katma değer bıraktı?” diye sormanın zamanı geldi..
Çünkü bazen bir otel odasında geçirilen tek gece, limana yanaşan dev bir kruvaziyer gemisinden daha fazla gelir bırakabilir.
Sözün özü;
Kruvaziyer turizminde bazen limanda en çok kalan şey turist değil, yakıt faturası.
Biz hâlâ gemi fotoğrafI çekiyoruz.
Gemiler ise depolarını doldurup bir sonraki limana yol alıyor.
Ve geriye şu soru kalıyor:
Bodrum’a turist mi geliyor, yoksa sadece mazot molasına uğrayan dev misafirler mi?

































