Ortakent Yahşi de yaşayan vatandaşlar olarak Bodrum Kaymakamı ve Belediye Başkanını çok özel bir programa davet etmek istiyoruz.
Hayır, açılış değil.
Hayır, temel atma töreni değil.
Hayır, bayramlaşma programı da değil.
Sadece bir gece yatılı misafirliğe davet ediyoruz.
Saat 22.00 gibi buyursunlar. Deniz manzaralı güzel bir ev ayarlarız. Çay da var, kahve de var. Hatta Bodrum lokumu da ikram ederiz.
Sonra birlikte bekleriz.
…..
Saat 21.00 olduğunda, orkestra müziği ile birlikte, yatak odasının camı titremeye başlar.
Odaları saran gürültü 03.00 e kadar azalmadan aksine, sarhoş çığlıkları ile daha da artar.
Müzik ara vermez.
Saat, 03.00 olduğunda müzik biter. gibi olur.
….
Müzik devam ederken, yatak odası cam ve duvarları titrerken uyumak mümkün değildir.
Her şarkıda, yastıkla baş arasındaki mesafe açılır.
Uyku ; Ortakent sahilinden Kos Adasına yelken açar.
….
Misafirlere basit bir soru:
“Sayın Kaymakam, Sayın Başkan, bu ses sizin evinizde olsaydı ne yapardınız?”
….
Cevabı herkes merak ediyor.
Çünkü Ortakent, sabaha kadar süren eğlence hayatıyla tanınan Gümbet değil.
Burası insanların sakinlik arayarak ev aldığı, çocuk büyüttüğü, emeklilik hayali kurduğu, otellerin misafirlerine huzur sattığı bir yer.
Ancak son dönemde bazı işletmeler sanki Las Vegas ile Ibiza arasında yeni bir eğlence koridoru keşfetmiş gibi davranıyor.
….
Müzik bitse gürültü bitmiyor.a
Bir de devreye havalandırma fanları devreye giriyor.
Öyle sıradan bir fan sesi de değil.
İnsan bazen gece yarısı yatakta doğrulup; “Acaba Dalaman’a inemeyen uçak bizim çatıya mı yaklaşmaya çalışıyor?” diye düşünüyor.
…..
Vatandaş;
CİMER’e yazıyor.
Polisi arıyor.
Zabıta çağırıyor.
Şikâyette bulunuyor.
Birileri geliyor.
Birileri gidiyor.
Ama müzik kalıyor.
Fan kalıyor.
Uykusuzluk kalıyor.
Vatandaşın aklında ise tek bir soru kalıyor:
“Bu işletme müziğin sesini gerçekten sonuna kadar açabiliyorsa, bunu hangi rahatlıkla yapabiliyor?”
Çünkü insan ister istemez düşünüyor.
Eğer hemen yan taraftaki villada Belediye Başkanı oturuyor olsaydı…
Eğer karşıdaki otelde Kaymakam Bey ailesiyle konaklıyor olsaydı…
Eğer onların yatak odasının camları gece 03.00’te titreseydi…
Acaba ses seviyesi yine aynı mı olurdu?
Yoksa ertesi gün bir mucize gerçekleşip ses bariyerleri mi kurulurdu?
Hoparlörlerin yönü mü değişirdi?
Fanlara yalıtım mı yapılırdı?
Demek ki sorun çözümsüz değil.
Sorun, çözülmek istenip istenmediği.
….
Elbette müzik yasaklanmasın.
İşletmeler kapatılmasın.
Vatandaşın tek bir arzusu var;
evinde huzur içinde uyumak, çocuğunu uyutmak.
…
Talep son derece mütevazı.
Sabaha karşı üçte yatak odasının duvarlarının konser salonuna dönüşmemesi.
….
Davet hâlâ geçerli.
Sayın Kaymakam ve Sayın Başkan…
Bir gece misafirimiz olun.
Eğer sabah dinlenmiş ve mutlu uyanırsanız, biz de şikâyet etmekten vazgeçelim.
Ama eğer gece boyunca bir kez olsun yatağınızda dönüp “Bu kadar da olmaz” derseniz, işte o zaman Ortakentteki vatandaşların ne anlatmaya çalıştığını çok daha iyi anlarsınız.



































