Bodrum’un en büyük turizm başarısı; denizin ortasında yaşayıp denize girememek…
….
Kartpostallarda masmavi koylar, broşürlerde altın sarısı kumsallar…
Gerçek hayatta ise, vatandaş havlusunu alıp sahile indiğinde karşısına çoğu zaman denizden önce şezlong çıkıyor.
Çünkü Bodrum’da deniz var.
Ama sahil giderek azalıyor.
Birkaç halk plajını çıkarırsanız, kıyıların önemli bölümü otellerin, sitelerin ve beach işletmelerinin kontrolünde.
Bu durumun en çok konuşulan örneklerinden biri de yıllardır Ortakent sahilindeki Çapa Tatil Köyü çevresi.
Her yaz aynı tartışma.
Her yaz aynı şikâyet.
Vatandaş yürümek istiyor;
Şezlong.
Çocuk kumda oynamak istiyor;
Şezlong.
Denizi görmek istiyor;
Yine şezlong.
İnsan ister istemez düşünüyor:
Acaba şezlonglar denize girmek için mi konulmuş, yoksa deniz şezlonglara manzara olsun diye mi bırakılmış?
Biraz daha giderse sahillere “Denizi görmek isteyenler sağ tarafa geçsin” tabelası asılacak.
……
İşin ilginç tarafı şu…
Bodrum’un karşı kıyısına geçiyorsunuz.
Kos’ta, Leros’ta, Kalymnos’ta vatandaş da turist de aynı sahili kullanıyor.
Kumlar temiz.
Sahiller düzenli.
Kimse havlusunu serebilmek için boşluk aramıyor.
Demek ki olabiliyormuş.
Demek ki turizm ile kamu hakkı aynı sahilde yaşayabiliyormuş.
….
Peki Bodrum’da neden olmuyor?
Yıllardır aynı manzara devam ederken denetimler nerede?
Ama iğneyi biraz da kendimize batırmak lazım.
Çünkü sahillerin bütün derdi sadece işletmeler değil.
Vatandaşın da sahillerle imtihanı pek parlak sayılmaz.
Yalıçiftlik’teki Gerenkuyu Halk Plajı bunun örneklerinden biri.
Kimi çadır kuruyor.
Kimi mangal yakıyor.
Kimi bütün evi arabaya yükleyip sahile taşımış gibi yerleşiyor.
Kimi de giderken çöpünü bırakıyor.
Bir de denizin yeni menüsü var.
Naylon torba, cips paketi, pet şişe, plastik bardak…..
….
Balıkları yemle değil, ambalaj atıklarıyla beslediğimiz hissine kapılıyor insan.
Sonra da “Bu deniz neden eskisi gibi değil?” diye soruyoruz.
Elbette değil.
Çünkü Bodrum’u bozan sadece beton değil.
Bazen umursamazlık da oluyor.
Üstelik mesele sadece şezlong da değil.
Turgutreis’te limanın hemen yanındaki plajlarla ilgili yıllardır kötü koku şikâyetleri dile getiriliyor.
Komşu adalara yolcu taşıyan feribotlar limana yanaşırken bazı vatandaşlar “burun kapatmadan geçemiyoruz” diyor.
Kokunun kaynağı ne?
İncelemeler yapılıyor mu?
Oysa çözüm çok zor değil.
….
Belediye belirli alanlara düzenli şezlong ve şemsiye koyabilir.
Sembolik ücret alabilir.
Şezlongların denize yaklaşabileceği sınır belirleyebilir.
Vatandaşın yürüyebileceği ve havlusunu serebileceği alanları koruyabilir.
Çadır da olmaz.
Mangal da olmaz.
Kıyıyı kapatmak da olmaz.
Ama düzen olur.
Denetim olur.
Temizlik olur.
Çünkü mesele birkaç şezlong meselesi değil.
Mesele kamunun hakkı.
Mesele kıyıların gerçekten halka ait olup olmadığı.
…..
Deniz hepimizin.
Kıyılar da öyle olmalı.



































