Meteoroloji uzmanları bu yaz sıcaklık rekorlarından söz ediyor.
Ancak Bodrum’da asıl sıcaklık termometrelerde değil, ekonomide yaşanacak gibi görünüyor.
Çünkü Bodrum çok zor bir kışı geride bıraktı.
Sokaklar sessizdi, masalar boştu, işletmeler giderlerini kısmaya çalıştı. Kimi personel çıkardı, kimi yatırım planlarını erteledi, kimi de borçlarını çevirebilmek için yeni borçlar aldı.
Ayakta kalanlar ise bugün sezona büyük umutlarla değil, büyük bir temkinle giriyor.
Çünkü tehlikenin farkındalar.
Türkiye genelinde icra dairelerinde bulunan dosya sayısı 25 milyona yaklaşmış durumda. Her geçen gün binlerce yeni dosya sisteme ekleniyor. Konkordato başvuruları son yılların en yüksek seviyelerine ulaşırken, kapanan işletme sayıları da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor.
Elbette bu rakamların tamamı Bodrum’u ilgilendirmiyor.
Ancak Türkiye ekonomisindeki bu tablo, Bodrum’u da dışarıda bırakmıyor.
Tam tersine…
Yüksek kira, yüksek faiz, yüksek işletme maliyetleri ve kısa sezon nedeniyle Bodrum, borç baskısını en yoğun hisseden turizm merkezlerinden biri haline geliyor.
Bugün birçok işletmenin en büyük korkusu müşteri eksikliği değil.
İcra.
Ödenmeyen/ödenemeyen çekler…
Vadesi gelen krediler…
Birikmiş SGK ve vergi borçları…
Tedarikçi ödemeleri…
Ve sezon sonunda karşılanamayan yükümlülükler…
Bunlar bugün birçok işletmecinin geceleri uykusunu kaçıran başlıklar.
Özellikle kafe, restoran ve beach işletmeleri için tablo her geçen yıl daha zor hale geliyor.
Çünkü yılın yalnızca 3-4 ayında para kazanabilen işletmeler, 12 ay boyunca kira, personel, enerji ve vergi yükü taşımak zorunda kalıyor.
Üstelik artık yalnızca işletmenin kirası değil, çalışanların konaklama maliyeti de ciddi bir sorun.
Nitelikli personel Bodrum’a gelmek istiyor ancak yaşayacak uygun fiyatlı ev bulamıyor. İşletme sahipleri ise çalışanlarını kaybetmemek için lojman kiralıyor, ev tutuyor, ek maliyetlere katlanıyor.
Bir tarafta işyeri kirası…
Diğer tarafta personel konaklaması…
Arada ise sadece birkaç aylık sezon.
Sonuçta ortaya çıkan maliyetler menülere, plaj ücretlerine ve hizmet fiyatlarına yansıyor.
Vatandaş da bunu görüyor.
Zaten artık Bodrum yalnızca kendi içindeki işletmelerle rekabet etmiyor. Karşı kıyıdaki Yunan adalarıyla da kıyaslanıyor.
Birçok ziyaretçi, Ege’nin karşı kıyısında daha ulaşılabilir fiyatlarla, temiz plajlarda ve düzenli sahillerde keyifli zaman geçirebildiğini anlatıyor. Bu karşılaştırmanın ne kadar doğru olduğu tartışılabilir; ancak yapıldığı bir gerçek.
Turist artık sadece denize bakmıyor.
Ödediği hesabı da inceliyor.
Ancak burada kolaycı bir sonuca varmamak gerekiyor.
Çünkü yüksek fiyatların arkasında çoğu zaman yüksek kârlar değil, yüksek maliyetler bulunuyor.
Asıl soru şu:
Turizmden kim kazanıyor?
İşletmeler mi?
Çalışanlar mı?
Yoksa her yıl biraz daha yükselen kira gelirleri mi?
Bugün birçok işletmeci aynı cümleyi kuruyor:
“Sezon iyi geçse bile çok dikkatli olmak zorundayız.”
Çünkü geçen kışın nasıl geçtiğini en iyi onlar biliyor.
Bodrum’da sonbahara doğru daha fazla “devren kiralık”, “satılık işletme”, “ortak aranıyor” ilanı görürsek şaşırmayalım.
Çünkü bazı işletmeler için bu sezon büyüme sezonu olacakken, bazıları için borçlardan kurtulma mücadelesine dönüşecek.
Bodrum’un güçlü markası, eşsiz koyları ve dünya çapındaki turizm değeri elbette devam ediyor.
Ancak sürdürülebilir olmayan kira artışları, çalışanların barınma sorunu, kısa sezon ekonomisi ve artan borç yükü çözülmezse, önümüzdeki yıllarda Bodrum’un en büyük sorunu turist eksikliği değil, işletme eksikliği olabilir.
Kısacası…
Bodrum’da bu yaz gerçekten çok sıcak geçecek.
Ama herkes güneşten yanmayacak.
Bazıları da borçların ve icra dosyalarının yakıcı sıcaklığını hissedecek.
































