Dünya midye yiyor; biz güneşte gezdiriyoruz!
40 dereceyi aşan Bodrum sıcağında camlı/naylonlu tablalarda saatlerce dolaştırılan midye dolmalar ne kadar güvenli? Cam/naylon sinekten koruyor olabilir; peki sıcaktan kim koruyor?
…
Bodrum’da termometre 40 dereceyi geçiyor. İnsan gölge arıyor, kum ayağı kavuruyor.
Sahilde ise tanıdık ses:
“Midyeee!..”
Omuzda tabla, içinde yüzlerce midye… Üzeri de koruyucu camla/naylonla/tencere kapağı ile kapalı.
Cam/naylon kumu, tozu, sineği engelliyor olabilir ama güneşi engellemiyor.
Bodrum sıcağında biraz daha dolaşırsa, midye içeriden camı tıklatıp satıcıya seslenecek:
“Usta, müsaade et de denize gireyim; biraz serinleyeyim!”
Gülüyoruz ama mesele ciddi.
Cam var… Peki soğutma nerede?
…
Dünya da midye yiyor. İspanya’dan Fransa’ya, Belçika’dan Hollanda’ya Avrupa’nın önemli deniz ürünlerinden biri. Ancak üretim, taşıma ve satış zinciri kontrol altında tutuluyor.
Bizde midye dolmanın önünde bir de sokak ve sıcaklık sınavı var.
Bilimsel araştırmalar, yüksek sıcaklıkta satılan midye dolmalarda mikrobiyolojik risklerin artabildiğini gösteriyor. İstanbul’da yapılan bir çalışmada örneklerin yüzde 44’ünde koliform, yüzde 12’sinde E. coli tespit edildi.
Üstelik kabuğun içinde yalnız midye yok; pişmiş pirinç de var.
İki hassas gıda, tek kabuk, bir de Bodrum sıcağı…
Limon mu?
Tadı değiştirir.
Gıda güvenliğini değil.
…
40 derecede camlı tabla buzdolabı değildir
Koruyucu cam hijyen açısından yararlı olabilir. Ama gıda güvenliğinde esas olan ürünün hangi sıcaklıkta ve ne kadar süre tutulduğudur.
O nedenle sahilde yapılan denetimde yalnız seyyar satış iznine bakılması yetmez.
Denetçi tablayı durdurduğunda midyenin sıcaklığını ölçüyor mu?
Ölçüyorsa sonuçlarını görelim.
Çünkü “denetledik” başka şeydir; ne bulduğunu açıklamak başka.
Dünya midye yiyor.
Bodrum da yesin.
Ama 40 dereceyi aşan güneşin altında, camın içinde saatlerce gezmiş bir ürünün güvencesi yalnızca;
“Abi taze bunlar…”
olmasın.
Gıda güvenliği “abi taze” sözüyle olmaz.
…




























