Bodrum’da son yıllarda herkes Michelin yıldızını konuşuyor.
Kimisi yeni restoran açıyor.
Kimisi ünlü şef transfer ediyor.
Kimisi tabağın ortasına iki yaprak koyup gastronomi devrimi yaptığını düşünüyor.
Ama kimse şu soruyu sormuyor:
O yıldızı alacak insanları kim yetiştirecek?
…..
Michelin yıldızı deniz manzarasına verilmez.
İskele uzunluğuna verilmez.
Masadaki mum sayısına verilmez.
Michelin yıldızı önce okulda kazanılır, sonra mutfakta parlar.
Bugün Yunanistan’ın yaklaşık 12 Michelin yıldızlı restoranı var.
Türkiye ise son yıllarda Michelin Rehberi’ne hızlı bir giriş yaptı. İstanbul, İzmir ve Muğla Michelin kapsamına alındı. Türkiye’nin yıldızlı restoran sayısı da artık Yunanistan’la yarışır hatta bazı kategorilerde üzerine çıkmış durumda.
…..
Muğla’da ve özellikle Bodrum’da birçok restoran Michelin yıldızı ya da Michelin tavsiyesi almayı hedefliyor.
Bu güzel bir hedef.
Ancak işin görünmeyen tarafı var.
Michelin yıldızı sadece iyi yemekle alınmıyor.
İyi eğitimli aşçıyla alınıyor.
İyi servis personeliyle alınıyor.
Yabancı dil bilen çalışanlarla alınıyor.
Disiplinli mutfaklarla alınıyor.
Kısacası yıldızın arkasında insan var.
…..
Türkiye turizmde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri.
Milyonlarca turist ağırlıyoruz.
Yüzlerce lüks otelimiz var.
Marinalarımız var.
Kruvaziyer limanlarımız var.
Ama sezon başlayınca aynı ilanlar ortaya çıkıyor:
“Aşçı aranıyor…”
“Garson aranıyor…”
“Resepsiyonist aranıyor…”
“Yabancı dil bilen personel aranıyor…”
…..
Mesele bina yapmak değil.
İnsan yetiştirmek.
Önce bir şeyi netleştirelim.
Bir ülkede imam da gerekir.
Doktor da gerekir.
Öğretmen de gerekir.
Mühendis de gerekir.
İmam açığı varsa elbette imam yetiştirilmelidir.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak mesele ihtiyaç planlamasıdır.
Bugün Bodrum’da hiçbir otel sahibi çıkıp:
“Bir imam daha bulsak sezonu kurtaracağız”
demiyor.
Ama herkes iyi aşçı, iyi servis elemanı ve yabancı dil bilen personel arıyor.
…..
Gerçi bu sezonun ekonomik şartlarına bakılırsa bazı turizm işletmelerinin farklı ihtiyaçları da oluşmuş olabilir.
Doluluk oranlarını gören bazı işletmeciler sabah muhasebe raporuna, akşam da gökyüzüne bakmaya başlamış olabilir.
Hatta bazıları için aşçıdan önce dua edecek birine ihtiyaç doğmuş olabilir.
“Aman batmayalım” duası için…
….
Turizm sektörünün asıl ihtiyacı belli.
Daha fazla eğitimli personel.
Daha fazla yabancı dil bilen genç.
Daha fazla meslek lisesi.
Daha fazla uygulamalı eğitim.
Çünkü dua bereket getirir belki…
Ama Michelin yıldızını, kaliteli servisi ve memnun müşteriyi ancak iyi yetişmiş insan getirir.
….
Turizm sektörünün personel açığı ortadayken, neden Bodrum, Antalya, Marmaris ve Çeşme gibi merkezlerde daha fazla turizm meslek lisesi açılmıyor?
Neden öğrenciler lise yıllarında otellerde, restoranlarda ve marinalarda uygulamalı eğitim almıyor?
Neden gastronomi, yatçılık, marina işletmeciliği ve kruvaziyer turizmine yönelik özel eğitim kampüsleri kurulmasın?
Ancak sadece okul açmak da yetmez.
Bugün sektörün önemli şikâyetlerinden biri diploma ile meslek bilgisinin aynı seviyede olmamasıdır.
Hak etmeyen diploma almamalıdır.
Teorik sınavı geçen ama servis yapamayan, mutfağa girdiğinde temel teknikleri uygulayamayan gençlerle bu sektör büyüyemez.
Turizm okulları düzenli olarak denetlenmelidir.
Eğitmenler de denetlenmelidir.
….
Yıllarca sektörün içinde çalışmış şefler, otel yöneticileri ve yabancı dil uzmanları eğitim süreçlerine daha fazla dahil edilmelidir.
İyi öğrenci kadar iyi eğitmen de önemlidir.
Çünkü kötü eğitimden Michelin yıldızı değil, müşteri şikâyeti çıkar.
Yunanistan’ın Michelin yıldızlı restoranları gökten inmedi.
Bir sabah Zeus kalkıp da Atina’nın üzerine yıldız yağdırmadı.
Bu başarı yıllarca yapılan eğitim yatırımlarının sonucudur.
….
Bizde ise bazen restoranların dekorasyonuna harcanan para ve enerji, personel eğitimine harcanandan fazla olabiliyor.
Sonra ortaya ilginç bir tablo çıkıyor:
Manzara dünya standardında.
Fiyatlar dünya standardında.
Hesap geldiğinde tansiyon dünya standardının da üzerinde.
Ama servis kalitesi aynı hızla yükselemiyor.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Bir tane daha beton bina mı?
Yoksa dünyaya hizmet satacak gençler mi?
Çünkü turizmin geleceği mutfakta başlıyor.
Mutfak ise okulda.
Ve Michelin yıldızları önce okul sıralarında doğuyor.
….
Bodrum’un ihtiyacı sadece yeni oteller değil;
iyi eğitim veren turizm liseleri,
güçlü gastronomi okulları,
nitelikli eğitmenler,
hak edilmiş diplomalar
ve dünyayla yarışabilecek gençlerdir.
…..
Turizmde gerçek yıldız tavandaki avize değil;
işini bilen aşçı,
güler yüzlü garson,
yabancı dil bilen resepsiyonist
ve onları yetiştiren öğretmendir.
































