Son yıllarda, Airbnb ve benzeri dijital platformlar aracılığıyla yapılan kısa süreli konut kiralamaları, vergi hukukunun da en tartışmalı konularından biri haline gelmişti. Özellikle 7464 sayılı Kanun ile getirilen “Turizm Amaçlı Konut Kiralama İzin Belgesi” uygulaması sonrasında, Gelir İdaresi Başkanlığı bu faaliyetleri büyük ölçüde ticari faaliyet olarak değerlendirme eğiliminde olmuş, bu nedenle de, geriye dönük vergi ve ceza tarhiyatları birçok taşınmaz malikinin kabusu olmuştu. Ancak, Danıştay tarafından verilen son karar, taşınmaz maliklerini rahatlattı.
Vergi Kanunu sistematiğinde, gayrimenkul sermaye iradı, esas itibarıyla bir taşınmazın kullanım hakkının belirli bir bedel karşılığında başkasına bırakılmasından yani kiralamadan doğan pasif nitelikteki bir gelirdir. Burada gelir, malikin şahsi emeğinden veya ticari organizasyonundan değil, sahip olduğu sermaye unsurundan, yani taşınmazın varlığından kaynaklanır.
Buna karşılık, ticari kazançta ise durum farklıdır. Ticari kazanç; sermayenin yanı sıra emek, organizasyon, işletme düzeni ve devamlılık unsurlarını bünyesinde barındıran bir ekonomik faaliyetin sonucudur. Bir otelin, pansiyonun veya apart işletmesinin gelirleri bu nedenle ticari kazanç olarak kabul edilmektedir. Çünkü burada yalnızca oda tahsis edilmemekte; rezervasyon yönetimi, müşteri ilişkileri, temizlik hizmetleri, personel organizasyonu, çeşitli yan hizmetler ve profesyonel bir işletme faaliyeti yürütülmektedir. Gelir İdaresi’nin son dönemde benimsediği yaklaşım, bakanlıktan izin belgesi alan kişilerin önemli bir bölümünü doğrudan ticari kazanç mükellefi olarak kabul etme yönündeydi.
Danıştay’ın son kararı da tam bu noktayı ayrım kriteri olarak belirlemiştir. Karar, kısa süreli kiralamanın tek başına ticari faaliyet olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir. Bir kişinin taşınmazını, birkaç günlük veya haftalık sürelerle kiraya vermesinin, otomatik olarak otel işletmeciliği yaptığı anlamına gelmeyeceğini işaret etmiştir. Yani bir kişinin turizm amaçlı kiralama izin belgesine sahip olmasının, tek başına onun ticari işletme sahibi olduğunu anlamına gelemeyeceğini söyledi ve kısa dönem kira geliri elde etmek konusunda, taşınmaz sahiplerini rahatlattı. Eğer ortada yalnızca taşınmazın kullanımının devri söz konusuysa ve faaliyet profesyonel bir konaklama işletmesine dönüşmemişse, elde edilen gelirin gayrimenkul sermaye iradı olarak değerlendirilmesi gerektiği, Danıştay’ın bu kararı ile netleşti.
Şüphesiz karar, sadece ticari kazanç vergisinden muaf tutmakta ama kısa süreli kiralamaların vergiden muaf olmaması nedeniyle, elde edilen kira gelirlerinin beyan edilmesi yükümlülüğünü devam ettirmektedir. Ancak, karar ile ticari kazanç vergisi tanımlamasından uzaklaşıldı.



































