Yeni bir evlilik, yetişkinlere yeni bir başlangıç getirir. Çocuk içinse evin, düzenin ve anne babasının ilgisinin değişmesi demek. Ondan beklenen herkesi hemen sevmesi değil; güvende olduğunu bilmesi.
Bir eve yeni bir yetişkin, belki de onun çocukları girer. Büyükler “Artık hepimiz bir aileyiz” der. Çocuğun aklında başka sorular vardır: Annem hâlâ benim annem mi? Babamı özlersem yeni eşini üzer miyim? Bu evde benim yerim ne? Çocuk, cevabı çoğu zaman sözlerden değil, davranışlardan anlar.
Üvey ailede her çocuk aynı şeyleri yaşamaz. Bu ailelerin hepsi mutsuz olmaz; çocukların hepsi sorun yaşamaz. 56 araştırmayı inceleyen bir çalışma, çocukla üvey ebeveyni arasındaki iyi ilişkinin çocuğun ruh hâli ve okul yaşamıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Kısacası, evdeki davranışlar önem taşıyor.
…
Çocuktan yeni yetişkine hemen “anne” ya da “baba” demesini, onu sevmesini bekleyemeyiz. Sevgi emirle kurulmaz. “Yeni babanı sevmelisin” sözü çocuğa yeni bir görev verir. Güven ise zamanla, sabırlı ve tutarlı davranışlarla büyür. Amerikan Pediatri Akademisi de yeni ebeveynle çocuk arasındaki bağın çocuğun hızında kurulmasını öneriyor.
…
Üvey ebeveynin ilk işi evin patronu olduğunu göstermek değil, güvenilir bir yetişkin olmaktır. Kuralları bir gecede değiştirmek, her yanlışta ceza vermek ilişkiyi zorlayabilir. Önce yakınlık kurmak, kuralları anne baba ve yeni eş arasında konuşup çocuğa açıkça anlatmak gerekir. Sınır koymak elbette önemli; ama çocuk kendini güvende hissetmeden sert davranmak, ona “Bu evde bana yer yok” dedirtebilir.
…
Anne babası ayrı yaşayan çocuk, iki evi arasında sevgi taşımak zorunda kalmamalı. “Anneni mi beni mi seviyorsun?”, “Babanın evinde ne yaptınız?” diye sorularla sınanmamalı. Bir evden ötekine mesaj, para, program ya da unutulan eşya taşıması beklenmemeli. Büyükler birbirine söyleyeceğini çocuğa söyletmemeli. Çocuk haberci değil; çocukluğunu yaşaması gereken bir evlat.
Anne ya da baba, öteki ebeveyni çocuğun yanında kötüleyip onu kendi tarafına çekmeye çalışmamalı. Üvey anne ve babalar da bu kavgaya katılmamalı. Çocuğu bir yetişkine karşı doldurmak, onun kalbini ikiye böler. Çocuk hem annesini hem babasını sevebilir; yeni yetişkine de zamanla yakınlık duyabilir. Birini sevmek, ötekine ihanet değildir.
…
Yeni evdeki diğer çocukların da duyguları var. Kendi evine yeni bir çocuk gelen de yeni bir eve taşınıp üvey kardeşlerle yaşamaya başlayan da kıskançlık, kaygı ya da yalnızlık hissedebilir. “Artık kardeşsiniz, anlaşın” diyerek yakınlık zorlanmamalı. Beraber oyun ve etkinlikler için fırsat yaratılabilir; ama her çocuğun kendi anne ya da babasıyla baş başa kalacağı zaman da olmalı.
Oda, oyuncak ve kişisel eşyalar konusunda çocukların sınırlarına saygı duyulmalı. Paylaşmak güzel; fakat kimsenin eşyası zorla ortak kullanıma açılmamalı. Yaşına uygun ev işleri verilmeli, büyük çocuk küçüklerin bakıcısı yapılmamalı. Çocuklar birbirleriyle kıyaslanmamalı; birinin her zaman kayrıldığı, diğerinin hep alttan aldığı duygusu yaratılmamalı.
…
Yeni bebek geldiğinde de “Artık gerçek kardeşiniz var” denmemeli. Bebek aileye yeni bir sevgi katar; önceki çocuğun yerini almaz. Üvey kardeşlerin hemen can ciğer olması da beklenmemeli. Aynı evde yaşamak, aynı duyguyu aynı gün hissetmek demek değildir.
…
Okulda öğretmenler, çocuğun sessizleştiğini, öfkesinin arttığını, derse ilgisinin ya da başarısının değiştiğini fark edebilir. Önce onu yargılamadan dinlemeli; “İstersen anlatabilirsin” diyerek kapıyı açık tutmalı. Sınıfta anne-baba konulu etkinlikler yapılırken her çocuğun aile düzeninin farklı olabileceğini hesaba katmalı; kimseyi sınıf önünde açıklama yapmaya zorlamamalı. Öğretmen taraf tutmamalı, aile sorununu çözmeye kalkmamalı. Gerekirse rehberlik servisiyle birlikte, çocuğun mahremiyetini koruyarak aileyle iletişim kurmalı. Araştırmalar, okulun düzenli iletişim ve güvenli bir ortamla çocuğa destek olabileceğini gösteriyor.
…
Ailedeki değişiklikleri çocuğa önceden ve anlayacağı dille anlatmalı; kaygısını “şımarıklık” diye susturmamalı. Çocuk uzun süre içine kapanıyor, öfkesi artıyor, okul ya da uyku düzeni bozuluyor veya evde güvende olmadığını söylüyorsa uzman desteği düşünülmeli. Bu işaretler tek başına tanı koydurmaz; çocuğun yaşadığı sıkıntıyı görmezden gelmemek gerektiğini anlatır.
Çocuğun aradığı kusursuz bir aile değil; geçmişine saygı, adil davranış ve tutulan sözler. Büyükler “Seni seviyoruz” diyebilir. Çocuk buna, kendisine ayrılan zamanla ve gerçekten dinlenen sözüyle inanır.
Aile, aynı soyadını taşımakla değil, aynı evde birbirinin kalbini incitmemeyi öğrenmekle kurulur.































