…
Eleştirinin ikinci adresi burada başlıyor.
Her şeyi Ankara’ya yükleyip kenara çekilmek kolay.
Peki Bodrum ne yapıyor?
BODTO var.
BODER var.
Bodrum Belediyesi var.
İlçe Millî Eğitim var.
İŞKUR var.
Üniversite var.
Meslek liseleri var.
MESEM var.
Binlerce işletme var.
Üstelik çocuk var.
Eksik olan ne?
Bunları birbirine bağlayan bir Bodrum insan gücü politikası.
BODTO üyelerine sorsun:
Önümüzdeki üç-beş yılda hangi meslekten kaç kişiye ihtiyacınız var?
BODER otellerden gerçek rakamı toplasın.
Kaç aşçı?
Kaç garson?
Kaç resepsiyonist?
Kaç kat görevlisi?
Kaç barmen?
Belediye de turizmin çevresindeki meslekleri eklesin.
Kaç elektrikçi?
Kaç klima-soğutma teknisyeni?
Kaç marangoz?
Kaç havuz teknisyeni?
Kaç yat ustası?
Ortaya Bodrum Mesleki İnsan Gücü Haritası çıksın.
Sonra Ankara’ya:
“Bodrum’a daha fazla meslek eğitimi lazım.”
diye genel bir dilekçe göndermeyin.
Rakamı önüne koyun:
“Bodrum’un şu meslekten şu kadar insana ihtiyacı var.”
İşte buna yerel politika denir.
…
Daha ileri gidelim.
BODTO, BODER ve Bodrum Belediyesi neden Bodrum Turizm ve Meslek Akademisi kurmasın?
Yeni ve gösterişli bir bina yapmaktan söz etmiyorum.
Bodrum’un zaten okulları var.
MESEM’i var.
Otelleri var.
Restoranları var.
Atölyeleri var.
Ustaları var.
BODER işletmeleri uygulama okulu haline getirsin.
BODTO organizasyonu ve işveren ayağını kursun.
Belediye yer, altyapı ve olanak sağlasın.
Millî Eğitim resmi eğitim ve belgelendirme sistemini kursun.
İŞKUR iş arayanı sisteme dahil etsin.
Çocuk okulda teoriyi öğrenirken otelde, restoranda, marinada, atölyede mesleği öğrensin.
Mezun olduğunda elinde yalnız diploma değil:
İşi olsun.
…
Burada işverenin de aynaya bakması gerekiyor.
“Gençler turizmde çalışmak istemiyor.”
demek kolay.
Peki neden istemiyor?
Çocuğu üç ay çalıştırıp eylülde kapının önüne koyarsanız…
Bodrum’da aldığı ücretin yarısını kiraya verdirirseniz…
Stajyeri ucuz iş gücü olarak görürseniz…
Meslekte geleceğini göstermezseniz…
Sonra da:
“Gençler turizmi sevmiyor.” diye yakınamazsınız.
Belki genç turizmi terk etmedi.
Turizm genci terk etti.
Garsonun önünde şef garsonluk, restoran müdürlüğü; resepsiyonistin önünde ön büro müdürlüğü, otel yöneticiliği yolu görünmeli.
İyi ücret, sigorta, barınma desteği, yabancı dil eğitimi ve kariyer olmalı.
O zaman aile de:
“Çocuğumu neden turizm okuluna göndereyim?”
diye sormaz.
Akdeniz’in turizm ülkesi Malta ise başka bir yol izliyor.
Turizm sektöründe çalışacak yabancı personel için Skills Pass sistemi uyguluyor.
Eğitim var.
Mesleki değerlendirme var.
Müşteri ilişkileri var.
Ülkenin turizm bilgisini öğrenmek var.
Sonunda yeterlilik var.
Yani Malta:
“Garson bulduk, hemen masaya gönderin.” demiyor.
Önce soruyor:
“Bu işi biliyor musun?”
Almanya gastronomi çalışanını resmi mesleki eğitimle yetiştiriyor. Avusturya’da okul ile işletme birlikte çalışıyor.
Çünkü oralarda garsonluk geçici yaz işi değil.
Meslek.
…
Malta yapıyorsa Bodrum neden yapmasın?
Adına Bodrum Turizm Yeterlilik Kartı deyin.
Garson servis bilmeli.
Barmen yaptığı işi bilmeli.
Resepsiyonist yabancı dil konuşabilmeli.
Mutfak çalışanı hijyen bilmeli.
Ama bir şey daha bilmeli:
Bodrum’u.
Turist “Pedasa nerede?” diye sorduğunda Google’a bakmamalı.
Halikarnas’ı, Mausoleum’u, Bodrum Kalesi’ni, yerel ürünleri bilmeli.
Müşteri ilişkileri ve temel ilk yardım eğitimi almalı.
Eğitim verin.
Uygulama yaptırın.
Sınav yapın.
Belgelendirin.
Sonunda genç:
“Bu yaz garsonluk yapıyorum.”
demesin.
“Ben garsonum.”
desin.
Aradaki fark bir kelime değil.
Birinde sezon var, diğerinde meslek.
…
Bodrum yıllarca otel yaptı.
Yatak kapasitesini hesapladı.
Havalimanını büyüttü.
Yeni uçak seferleri istedi.
Turist sayısını saydı.
Doluluk oranını hesapladı.
Turistin kaç euro bıraktığını tartıştı.
Ama bütün bu sistemin ortasında duran insanı aynı ciddiyetle planlamadı.
Şimdi elimizde ilginç bir Bodrum fotoğrafı var:
Öğrenci var.
Meslek okulu var.
MESEM var.
Otel var.
Restoran var.
İş var.
İşveren var.
Ama sistem yok.
Sonra mayıs geliyor ve Bodrum’un geleneksel personel politikası devreye giriyor:
Dua…
“İnşallah bu sezon eleman buluruz.”
Malta da muhtemelen dua ediyordur.
Ama küçük bir fark var:
Onlar duadan sonra eğitim veriyor, sınav yapıyor, yeterlilik arıyor.
Biz yatağı yapmışız.
Turisti getirmişiz.
Masayı kurmuşuz.
Sonra ellerimizi açmışız:
“Allah’ım, bir de garson gönder.”
Amin…
Ama garson gökten inmiyor.
Meslek okulundan çıkıyor.
Bodrum’un SOS’una cevap da gökten inmeyecek.
BODTO, BODER, Belediye ve Millî Eğitim aynı masaya oturup üretmek zorunda.






























