Bir zamanlar Bodrum denince akla masmavi deniz, beyaz evler ve dolup taşan oteller gelirdi.
Bugünlerde ise akla gelen ilk soru şu:
“Bu akşam dışarı çıkacak mıyız, yoksa sivrisinekler yine rezervasyonu kapattı mı?”
Bodrum’da turizm sezonu başladı deniyor. Fakat sokakta gezen vatandaşın kafası karışık. Çünkü turist görmek zor, sivrisinek görmek ise oldukça kolay.
Hatta bazı mahallelerde durum öyle bir noktaya geldi ki, vatandaşlar artık sivrisinekleri komşudan daha sık görmeye başladı.
Ortakent, Müskebi, Yahşi ve çevresinde yaşayanların ortak görüşü şu:
“Turistler gelmeden sivrisinekler check-in yaptı.”
Bodrum’un bazı bölgelerinde akşam saatlerinde dışarıda oturmak adeta cesaret işi. Balkon keyfi yapmak isteyenler önce kan grubunu açıklamak zorunda kalıyor.
Sivrisinekler ise oldukça seçici.
Kimi vatandaşın anlattığına göre yerli halkı ısırıp bırakıyorlar, turist bulurlarsa açık büfe mantığıyla çalışıyorlar.
Eskiden oteller doluluk oranlarını açıklardı.
Belki yakında yeni bir istatistik göreceğiz:
“Bu yıl sivrisinek doluluk oranı yüzde 98.”
İşin ilginç tarafı, belediye mücadele edildiğini söylüyor, vatandaş ise sivrisineklerin bundan haberi olmadığını düşünüyor.
Mahalle sakinlerine göre sivrisinekler o kadar rahat ki, yakında belediye meclisine gözlemci üye göndermeleri şaşırtıcı olmayacak.
Elbette işin şakası bir yana, konu aslında ciddi.
Çünkü mesele sadece kaşıntı değil, insan sağlığıdır.
Yaz gecelerinde penceresini açamayan yaşlılar, bahçeye çıkamayan çocuklar, sürekli ilaç ve kovucu kullanmak zorunda kalan aileler artık bu sorunu günlük hayatlarının bir parçası haline getirmiş durumda. Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde sivrisinek ısırıkları ciddi reaksiyonlara neden olabiliyor. Bazı vatandaşlar ise akşam yürüyüşlerini ve açık havada vakit geçirmeyi tamamen bırakmış durumda.
Bunun yanında, yoğun sivrisinek şikâyetleri arttıkça çözüm olarak daha fazla sisleme talebi de yükseliyor. Ancak uzmanlar sürekli kimyasal uygulamaların da dikkatli planlanması gerektiğini belirtiyor. Astım hastaları, çocuklar, yaşlılar ve solunum rahatsızlığı bulunan kişiler açısından ilaçlama dönemleri ayrı bir endişe konusu yaratabiliyor.
Yani vatandaş iki arada bir derede kalıyor:
Bir yanda sivrisinekten kaçmaya çalışıyor, diğer yanda kullanılan ilaçların etkisini düşünüyor.
Kısacası Bodrumlu vatandaş yaz akşamını geçirmek için artık meteoroloji raporundan çok sivrisinek raporuna ihtiyaç duyuyor.
Elbette işin temelinde şu gerçek yatıyor:
Sivrisinekle mücadele, sivrisinek ortaya çıktıktan sonra değil, larva döneminde yapılmalı.
Yani mesele yalnızca sokakta dolaşan ilaçlama aracı görmek değil.
Vatandaşın görmek istediği şey sonuç.
Çünkü Bodrumluların önemli bir kısmı şu soruyu sormaya başladı:
“Acaba sivrisinekler belediyenin ilaçlama programını önceden öğrenip evden çıkmıyor mu?”
Bir başka vatandaş ise daha da ileri gidiyor:
“Bu kadar çok sivrisinek varsa, yakında Bodrum Tanıtım Vakfı onları da turizm elçisi ilan edecek.”
Gülüp geçiyoruz ama gerçek şu:
Bu şehir dünyanın en güzel kıyılarından birine sahip. Ancak insanlar gün batımında sahilde yürürken denizi değil, kollarındaki yeni ısırıkları sayıyorsa; çocuklar bahçeye çıkmak istemiyorsa; yaşlılar pencere açmaya çekiniyorsa ortada çözülmesi gereken bir kamu sağlığı sorunu vardır.
Bodrum ekonomisinin can damarı turizm olabilir.
Ancak Bodrum’un gerçek sahibi burada yaşayan insanlardır.
Öncelik de onların sağlığı ve yaşam kalitesi olmalıdır.
Bodrum’un turist eksiğini ekonomik şartlar açıklayabilir.
Ama sivrisinek fazlasını açıklamak biraz daha zor.
Çünkü görünen o ki bu sezonun en sadık ziyaretçileri bavulla gelmiyor.
Kanatla geliyor.
Ve ne yazık ki dönüş bileti de almıyorlar.




























