Bargilya Tuzla Sulak Alanı yeniden gündemde.
Flamingoların yaşam alanı olan, 197 kuş türüne ev sahipliği yapan, koruma statüleri bulunan bu hassas bölgenin çevresinde 4 bin villa yapılacağı açıklanıyor.
Açıklamayı yapan sıradan bir müteahhit değil.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu.
Üstelik Hacıosmanoğlu, Milli Takım futbolcularına bu projeden villa vereceğini de söylüyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Türkiye’nin en büyük spor federasyonlarından birinin başındaki kişi, milyonlarca insanın ortak tutkusu olan futbolun ve Milli Takım’ın gücünü kendi ticari projesinin tanıtımında kullanabilir mi?
Bu kadar ucuz mu o koltukta oturmak?
…
Bir müteahhit para kazanmak için proje geliştirebilir. Arazi alır, izinlerini alır, inşaatını yapar, villasını satar.
Ama Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı aynı zamanda bir müteahhit gibi davranıp Milli Takım futbolcularına villa dağıtacağını açıklıyorsa, ortada ciddi bir çıkar çatışması tartışması yok mudur?
Üstelik bu arazi hikâyesi yeni değil.
Ben bu bölgedeki arazileri yaklaşık 20-25 yıl önce yakından takip ettim.
O dönemde arazi, hatırladığım kadarıyla borsaya açık Net Turizm şirketinin mal varlıkları arasındaydı.
Besim Tibuk’un şahsi malı değildi.
Binlerce küçük yatırımcının ortak olduğu halka açık bir şirketin varlığıydı.
Arazinin, grup içindeki halka açık olmayan bir şirkete düşük bedelle devredilmek istendiğini fark ettim.
Üstelik arazinin üzerinde çok büyük bir fidanlık, palmiye ve yetişmiş ağaç stoku bulunuyordu.
Benim yaptığım hesaplamaya göre yalnızca ağaçların değeri bile açıklanan satış bedelinin 20-30 katıydı.
O yıllarda yazdığım borsa dergilerinden birinde bu işlemi gündeme getirdim.
SPK’yı göreve çağırdım.
Hatırladığım kadarıyla SPK, benim yazımdan sonra devre onay vermedi.
Arazi, halka açık şirketin bünyesinde kaldı.
…
İşin ilginç yanı, bütün bu ticari yapının arkasındaki isim Besim Tibuk’tu.
Bir dönem Liberal Demokrat Parti’nin genel başkanlığını yapan, televizyon ekranlarında devleti, sistemi ve siyaseti eleştiren, kamuoyunda “dürüst siyasetçi” imajıyla tanınan Besim Tibuk…
Aradan yaklaşık 25 yıl geçti.
Borsayı bıraktım.
Besim Tibuk siyaseti bıraktı.
Sonra Ali Ağaoğlu geldi.
Bu devasa arazide proje geliştirmek istedi.
Projeler yargıya taşındı.
Şimdi sahnede Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu var.
Oyuncular değişiyor.
Arazi değişmiyor.
…
Üstelik söz konusu yer sıradan bir arazi değil.
Bargilya Tuzla Sulak Alanı ve çevresi, flamingoların ve yüzlerce canlı türünün yaşam alanı.
Bölgenin bir kısmı Cumhurbaşkanı kararıyla Kesin Korunacak Hassas Alan ilan edilmiş durumda.
92 çevre örgütü ayağa kalkmış.
Meslek odaları, çevreciler ve yaşam savunucuları eylem yapıyor.
Mahkeme kararları var.
ÇED tartışmaları var.
Koruma kararları var.
Ama Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı çıkıyor:
“Bütün izinleri aldım, inşaata başlayacağım” diyor.
Yetmiyor.
Milli Takım futbolcularına villa vereceğini açıklıyor.
…
Türkiye Dünya Kupası’nda biraz daha ilerleseydi ne olacaktı?
Her galibiyetten sonra villalar mı konuşulacaktı?
Her Milli Takım futbolcusunun adıyla birlikte proje mi tanıtılacaktı?
Reklam bütçesi sıfır.
Reklam yüzü Milli Takım.
Müşteri potansiyeli milyonlarca futbolsever.
Bir federasyon başkanı için bundan daha büyük bir çıkar çatışması görüntüsü olabilir mi?
Üstelik İbrahim Hacıosmanoğlu kamuoyunun geçmişini bilmediği bir isim değil.
Trabzonspor Başkanı olduğu dönemde hakemlerin saatlerce stattan çıkamadığı olay hâlâ hafızalarda.
Yıllar sonra Türkiye Futbol Federasyonu’nun başına geldi.
Şimdi tartışmanın merkezinde hakemler değil, flamingolar var.
…
Soruyorum:
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı, özel ticari projelere itibar ve reklam sağlamak için kullanılabilecek bir makam mıdır?
Milli Takım futbolcuları, federasyon başkanının ticari projesinin reklam yüzü müdür?
Koruma statüleri bulunan hassas bir ekosistemin çevresinde 4 bin villa yapmakta bu kadar ısrar eden bir kişinin, Türkiye’nin en güçlü spor kurumlarından birinin başında bulunması etik midir?
Avrupa’nın demokratik bir ülkesinde böyle bir tartışma ortaya çıksa federasyon başkanının görevde kalıp kalamayacağı sorgulanırdı.
Bizde ise kimse o koltuğu tartışmıyor.
…
Oysa mesele yalnızca flamingolar ve 4 bin villa değil
Bir tarafta yaklaşık 25 yıldır farklı şirketlerin, projelerin ve isimlerin etrafında dönen milyarlarca liralık arazi hikâyesi…
Diğer tarafta milyonlarca insanın ortak tutkusu Milli Takım…
Ve ikisinin ortasında Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı.
Bir gazeteci olarak yaklaşık 25 yıl önce bu arazi için SPK’ya sorduğum soruların benzerlerini bugün yeniden soruyorum:
Arazi bugün gerçekte kimin?
Hacıosmanoğlu hangi şirketle, hangi sözleşmeyle bu projeyi yapıyor?
4 bin villalık projenin ekonomik getirisi sonunda kimin kasasına girecek?
Ve en önemlisi:
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı koltuğu bu kadar ucuz mu?
Çünkü o koltuk kimsenin şahsi şirketi değildir.
Milli Takım da kimsenin reklam panosu değildir.
Flamingolar ise kendilerini savunamaz.
Ama belli ki onları savunmak zorunda kalan 92 örgüt ve hâlâ soru sormaktan vazgeçmeyen insanlar var.































