Muğlaspor Kulüp Başkanı Menaf Kıyanç, PFDK’ye sevk edilen 10 futbolcusuyla ilgili kulüp binasında iki futbolcusuyla birlikte açıklama yaptı: Başkan Kıyanç,” Usül sebebi ile disiplin sevkleri dondurulmalı. Kapsamlı bir soruşturma yürütüldükten sonra sevk gerekiyorsa sevklerin gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
Muğlaspor Kulüp Başkanı Menaf Kıyanç, Türkiye genelinde devam eden bahis soruşturması kapsamında Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk edilen 10 futbolcusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kıyanç, hem Türk futbolunun temizlenmesi gerektiğini vurguladı hem de soruşturmanın yürütülme biçimine dair eleştirilerini dile getirdi.
“Temiz bir futbol için sonuna kadar arkasındayız”
Başkan Kıyanç, kulübün tavrını net bir biçimde açıkladı:
“Şunu özellikle söylemek istiyorum arkadaşlar; Türkiye’de temiz bir futbol için en çok isteyen kulüplerin başında Muğlaspor geliyor. Hatta belki de ilk üçte birinci sıradayız. Bu sürecin sonuna kadar arkasındayız. Amacımız, Türk futbolunun daha temiz bir yapıya kavuşmasıdır. Bunun için her türlü bedeli ödemeye, her türlü sorumluluğu almaya hazırız.
Bugüne kadar açıklama yapmamamızın sebebi, futbolcularımızla görüşmelerimizi tamamlamadan savunma sürecine geçmek istemememizdi. Biliyorsunuz, 48 saat içinde savunma verilmesi gerekiyordu. Üç avukatla birlikte kapsamlı bir değerlendirme yaptık. Futbolcularımızla yaptığımız görüşmeler sonucunda şunu gördük: Türk futbolunda yürütülen bu bahis soruşturması, kamuoyunda yanlış anlaşılmalara neden oldu.
Türkiye’de bahis oynamak yasal. Üstelik federasyonun ana sponsorlarının büyük kısmı da bahis firmaları. Burada suç olan, futbolcuların bahis oynaması. Bu bir disiplin suçudur; evet, yanlış, eksik ve kusurdur. Önce bunu kabul edelim. Ancak bir futbolcu bahis oynadı diye hemen maçlara etki ettiğini söylemek doğru değildir. Eğer böyle bir etki varsa, zaten bu şike kapsamına girer ve savcılık konusu olur.
Şu anda soruşturmada tespit edilen 1024 futbolcu ve hakem var. Bu kişiler, kendi TC kimlik numaralarıyla bahis firmalarına üye olmuşlar. İllegal bahis değil, herkesin telefonundan girebildiği yasal bahis siteleri. Buradaki asıl amaç, Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı gibi, ‘kaçak bahis’ ile mücadeledir. Aileleri, gençleri, ekonomiyi çökerten yasa dışı bahislerdir. Bu soruşturmanın onunla ilgisi olmadığını bilmemiz gerekir.
Biz araştırmalarımızı tamamladıktan sonra Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sayın Hacıosmanoğlu ve yönetimi ile 3,5 saatlik bir toplantı gerçekleştirdik. Futbolcularımızın beyanlarına güvendik. Türkiye’de 2. ve 3. ligdeki futbolcu kardeşlerimize güveniyoruz. Onların suçu kanıtlanmadığı sürece kimsenin suçlayıcı bir dil kullanmaması gerektiğini söyledik.
Türkiye’de maalesef bir kişiye küçük bir kusur yakalansa bile çok büyük bir günah işlemiş gibi davranılıyor. Son 4-5 gündür sadece kendi futbolcularımız için değil, Türkiye’de bu sürece maruz kalan tüm futbolcular için ciddi mücadele verdim. Araştırdım, konuştum, yüzlerce bilgi topladım.
Keşke TFF bu operasyonu başlatmadan önce kulüp başkanlarını çağırıp bilgilendirseydi. Örneğin; yabancı futbolcuların, gurbetçilerin hangi kaynak üzerinden denetleneceği belli değil. Ayrıca Türkiye’de 6 büyük bahis şirketi var. Bunlardan sadece 2 tanesi TFF’ye bilgi verdi. Diğer 4 şirket, kişisel verilerin korunması kanunu nedeniyle bilgi paylaşmadı. Yani operasyon, sadece 2 şirketin verileri üzerinden yürütülüyor. Bu büyük bir eksikliktir.”
“Haksız yere zan altında bırakılmaları kabul edilemez”
Kıyanç, futbolcuların hangi statüde bahis oynadıklarının ve geçmiş tarihlerdeki eylemlerin ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek somut örnekler verdi:
“Açıklamama başlarken şunu söylemiştim: Bunu bütün samimiyetimle ifade ediyorum. Maçını satmış, maçlara etki etmiş, suça karışmış kim varsa önce kulüp başkanlarından başlayarak en ağır şekilde kınarım; bunun karşılığını da ödemeliler. Eğer benim takımımın içinde, sözleşmesiyle formamı giyen bir futbolcu böyle bir eyleme karıştıysa, önce ben onu suçlar, lanetlerim.
Sakın ola ki; maçları etkilemeye yönelik hile yapan, şike yapan hiç kimseyi savunmuyorum. Ancak olayı doğru anlatmak da gerekiyor. Batuhan örneğinde olduğu gibi benzer durumlar var; mesela Fatih Somuncu kardeşimiz 2021 yılında bir bahis platformuna üye olmuş. Neden üye olduğunu kendisi de tam hatırlamıyor, tek amacı İspanya Ligi veya Avrupa maçlarını izlemekmiş. 10 TL yatırmış, izlerken gelen bonuslarla bir kez daha oynamış — bütün eylem bu kadar basit.
Önemli olan şu: Bu kişiler bazen futbolcu olmadıkları veya amatör statüde oldukları dönemlerde bahis oynuyorlar. Yani o eylemi yaptıkları tarihte profesyonel futbolcu değillerse, durumu değerlendirirken bunun dikkate alınması gerekir. Ayrıca bazı platformlar abonelik veya kupon zorunluluğu getirmiyor; bir maç izlemek için üyelik açan biri, elverişli ortam bulduğunda birkaç işlem yapabilir, bu davranışı otomatik olarak örgütlü suç ya da maç etkileme niyetiyle eşleştiremeyiz.
Benim eleştirim, sürecin yürütülme biçimiyle ilgili: Eğer Fatih Somuncu Fenerbahçe, Beşiktaş veya başka büyük bir kulübün oyuncusu olsaydı mesele çok daha hızlı ve farklı algılanabilirdi. Bu çifte standart kabul edilemez. İki kardeşimiz şu an zor durumda; ailelerinin, kariyerlerinin ne halde olduğunu kimse dikkate almıyor. 1024 futbolcunun dışarı çıkamadığı, kimseyle konuşamadığı ve ailelerinin ne olduğunu merak ettiği bir tablo vicdani olarak rahatsız edici.
Elbette suç işleyenler varsa yakalanmalı; ama bu operasyonların insanlara verdiği zararın, haksızlıkların da göz ardı edilmemesi gerekiyor. Hatalar olacaktır; ama bu hataların bu boyutta olmaması, daha kapsamlı ve titiz bir çalışma ile önlenmesi gerekirdi. Beş gündür konuyla ilgili ciddi bir çalışma yürüttük; iddialarımızın arkasındayız, ama doğruluk ve hakkaniyet her şeyden önce gelmelidir.”
Kıyanç, “Usül sebebi ile disiplin sevkleri dondurulmalı. Kapsamlı bir soruşturma yürütüldükten sonra sevk gerekiyorsa sevklerin gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi





























