Günümüzde evlerde ilginç sahneler yaşanıyor.
Anne mutfaktan sesleniyor:
“Telefonu bırak da biraz ders çalış.”
Baba salondan destek veriyor:
“Annen haklı.”
Sonra dönüp kendi telefonundan sosyal medyaya bakmaya devam ediyor.
Çocuk da içinden geçiriyor:
“Babam da benden farklı değil ki…”
İşte kuşak farkı tam da burada başlıyor.
Bugünün çocukları bambaşka bir dünyanın içinde büyüyor. Ellerinde telefon, önlerinde internet, arkalarında yapay zekâ, yanlarında sosyal medya…
Anne-babalar ise bazen bu hıza yetişmeye çalışırken nefes nefese kalıyor.
Bir zamanlar çocukların sırrını yakın arkadaşları bilirdi. Şimdi bazen dünyanın öbür ucundaki bir oyun arkadaşı biliyor.
Eskiden anne-baba çocuğun odasına girince sohbet başlardı. Şimdi Wi-Fi’nin çekip çekmediği kontrol ediliyor.
Ama işin güzel tarafı şu:
Çocukların dünyası değişse de ihtiyaçları değişmiyor.
Hâlâ anlaşılmak istiyorlar.
Hâlâ duyulmak istiyorlar.
Hâlâ sevildiklerini hissetmek istiyorlar.
Özellikle babalar artık eski kuşaklardaki gibi sadece “eve ekmek getiren kişi” rolünde değil.
Okul toplantısına giden, sınav gecesi uyuyamayan, çocuğuyla oyun oynayan, birlikte film izleyen, hatta bazen TikTok’un ne olduğunu anlamaya çalışan babalar var.
Kimi zaman çocuk:
“Babacığım bunu sen anlamazsın.”diyor.
Ama baba da boş durmuyor.Teknolojiyle mücadeleyi bırakmıyor.
Anne ise her zamanki gibi ailenin görünmeyen kahramanı.
Çocuk hasta olunca ilk koşan çoğu zaman anne…
Sınav sonucu açıklanınca ilk heyecanlanan anne…
Ama koridorda volta atıp sonucu bekleyen, heyecandan üçüncü kahvesini içen kişinin de çoğu zaman baba olduğunu unutmayalım.
LGS sabahı okul kapılarında yaşananlar bunun en güzel örneği.
Bir tarafta dua eden anneler…
Diğer tarafta sürekli saate bakan babalar…
Çocuk içeride sınavda…
Anne ve baba dışarıda ayrı bir sınavda.
Aslında çocuk yetiştirmek bir takım işi.
Ne sadece annenin görevi…
Ne de sadece babanın sorumluluğu…
Çocuk için en güçlü liman, birbirini tamamlayan anne ve babadır.
Çünkü çocuklar mükemmel anne-baba istemez.
Kendilerini anlayan…
Dinleyen…
Yanlarında duran anne-baba ister.
Bazen bir annenin sarılması…
Bazen bir babanın omza koyduğu el…
Saatlerce yapılan öğütlerden daha etkili olabilir.
Eskiden “Çocuk annesine benzer” derlerdi.
Şimdi çocuk biraz annesine, biraz babasına, biraz da internete benziyor.
Anne hâlâ evin kalbi…
Baba hâlâ evin direği…
Ama kabul edelim…
Bazen evde en çok sözü geçen kişi, elindeki telefonla gezen 14 yaşındaki ergen oluyor.
Anne-baba da onun peşinde yeni kuşağın dilini çözmeye çalışıyor.
Çünkü çocuk büyütmek artık sadece ebeveynlik değil…
Aynı zamanda sürekli değişen bir dünyaya ayak uydurma sanatı.
Ve galiba bu sanatın en güzel tarafı şu:
Kuşaklar arası uçuruma rağmen
Her seferinde büyüyen sadece çocuklar değil
Ebeveynliği öğrenen anne ve Babalar da büyüyor.
Kayane KUTLU
Psikolojik Danışman





























