Bodrum Akademia Vakfı, “Merhaba Günleri” kapsamında Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın bilinmeyen yönlerine ışık tuttu. Azra Erhat’a yazılan duygu yüklü mektupların nostaljik bir rüzgar estirdiği gecede, Türkiye’de ilk kez Halikarnas Balıkçısı’nın resim ve illüstrasyonlarından oluşan özel bir serginin de açılışı gerçekleştirildi.
Bodrum’un kültürel belleğine kazınan, bu kenti sadece bir coğrafya olmaktan çıkarıp bir felsefeye dönüştüren Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı, doğum günü olan 17 Nisan’a atfedilen “Merhaba Günleri” etkinlikleriyle anılmaya devam ediyor. Dün akşam, Akademia Vakfı’nın yemyeşil bahçesinde, Ege’nin iyot kokusuna siyah-beyaz nostaljik fotoğrafların ve derinlikli bir entelektüel sohbetin karıştığı, hafızalardan kolay silinmeyecek bir etkinliğe imza atıldı.
Akademia Vakfı ve Bodrum Deniz Müzesi işbirliğiyle düzenlenen etkinlik, akademisyenler, arkeologlar, eğitimciler ve Bodrum’un kültür-sanat hayatına yön veren seçkin bir izleyici kitlesini bir araya getirdi. Ekranda ilk “Mavi Yolcuların” siyah-beyaz kareleri akarken, Balıkçı ve Azra Erhat’ın 20 yılı aşan ölümsüz dostluğu adeta yeniden vücut buldu.

Bir Tarih Devrimcisini Anlamak: Azra Erhat’a Mektuplar
Gecenin en çarpıcı anları, Akademia Vakfı Başkanı Özay Kartal’ın, Azra Erhat tarafından 1976 yılında yayımlanan ancak bugün baskısı bulunmayan o “nadir” kitaptan aktardığı mektuplardı. Kartal, Balıkçı’yı bir devrimci ve revizyonist olarak tanımlarken, onun o çok katmanlı, multidisipliner dünyasının kapılarını dinleyicilere araladı. İzleyenler arasında Bodrum Kalesi Sualtı Arkeoloji Müzesi Eski Müdürü Oğuz Alpözen de vardı.
Özay Kartal, mektupları ve kitabın ruhunu altı ana başlıkta inceleyerek izleyicilere adeta bir entelektüel şölen sundu. Balıkçı’nın tarihçi kimliğiyle başlayan anlatı; felsefenin ve akılcılığın anayurdunun İyonya veya Batı değil, bizzat bu topraklar (Anadolu) olduğu yönündeki sarsılmaz inancıyla devam etti. Gecede en çok yüreklere dokunan anlar ise, Cevat Şakir’in kendi ağzından, gençliğinde babasıyla yaşadığı o trajik “ölümcül günü” ve ömrünün son demlerini mektuplarında Azra Erhat ile nasıl paylaştığını anlattığı satırlardı.
Kartal konuşmasında bu derin dostluğu şu sözlerle ifade etti: “Halikarnas Balıkçısı’nı gerçekten çok iyi anlamak adına, onun Azra’yla mektuplaşmalarını sizlerle buluşturmak istedik. O sadece bir yazar, rehber ya da denizci değil; inanılmaz yetenekleri olan multidisipliner bir insandı. Onun kişiliğini, mizacını ve tarihe bakış açısını bu mektuplarla çok daha iyi kavrayabiliyoruz.”
Balıkçı’nın Çizgileri Gün Yüzüne Çıktı
İnteraktif söyleşinin ardından, gecenin büyük sürprizi olan sergi açılışına geçildi. Bugüne kadar kitaplarında ve dergi kapaklarında dağınık halde bulunan, Halikarnas Balıkçısı’nın bizzat kendi ellerinden çıkma resim ve illüstrasyonları, Selen Cambazoğlu’nun özel arşivinden derlenerek Türkiye’de ilk kez bir sergi formatında sanatseverlerle buluştu. Özel baskılarla hazırlanan 20 eser, Balıkçı’nın sadece kelimelerle değil, çizgilerle de Ege’yi ve mitolojiyi nasıl var ettiğinin en güzel kanıtıydı.

“Merhaba’nın Pozitif Gücünü Topluma Yayıyoruz”
Etkinliğin bir diğer önemli boyutu ise “Merhaba Günleri”nin ulaştığı etkileyici vizyondu. Bodrum Deniz Müzesi Müdürü Selen Cambazoğlu, 2022 yılında Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın öncülüğünde ilan edilen bu özel günün, sadece bir anma olmaktan çıkıp güçlü bir iletişim çalışmasına dönüştüğünü vurguladı.
Cambazoğlu, “Etkinlikleri Nisan ayına yaydık ve sadece Bodrum değil; Muğla bölgesi, İzmir ve İstanbul’u da kapsayan 50’ye yakın etkinlik düzenledik. Bizim burada amaçladığımız asıl şey, merhabalaşmayı hatırlatmak. ‘Merhaba’nın pozitifliğini toplumda bir motivasyon haline getirmek istiyoruz” sözleriyle, Balıkçı’nın o meşhur nidasının bugün nasıl bir toplumsal sinerji yarattığının altını çizdi.
Anadolu’ya, Ege’ye, mitolojiye ve insana dair ne varsa, sevgiyle ve o gür sesiyle “Merhaba” diyen Halikarnas Balıkçısı, dün gece Azra Erhat’a yazdığı satırlarda ve daha önce hiç görmediğimiz çizgilerinde bir kez daha aramızdaydı. Ve Bodrum, onu var eden bu değerlere sahip çıkmanın haklı gururunu, çok şık, çok duygulu ve çok nostaljik bir akşamla yaşadı.
































