Bodrum yarımadasının en eski yerleşim yerlerinden biri olan Akyarlar Mahallesi’ndeki Aspat (Termera-Strobilos) bölgesi, devam eden hukuki süreçlere rağmen rant odaklı inşaat projelerine kurban ediliyor.1. Derece Doğal Sit Alanı’nda yaşanan doğa ve tarih katliamına tepki gösteren araştırmacı yazar ve hukukçu Mehmet Çilsal, yetkilileri acil göreve çağırırken, 600 yıllık tarihi kilisenin çöplüğe dönmesi yürek sızlattı.
Bodrum’da çevre, doğa ve tarih konusundaki duyarlılığıyla bilinen araştırmacı yazar ve hukukçu Mehmet Çilsal, Aspat’ta yaşanan kıyımın geldiği son noktayı gözler önüne serdi. Geçmişte Termera-Strobilos olarak bilinen ve son derece kıymetli kültürel mirasları barındıran Aspat bölgesinin, yap-sat projeleriyle geri dönülmez biçimde betonlaştırıldığına dikkat çekildi.
“Hukuk Süreci Yokmuş Gibi Talana Devam Ediliyor”
Bölgede yer alan tarihi kilise, Aspat Kalesi ve azmağı da kapsayan 1. ve 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı’nda devasa bir projenin hayata geçirildiğini belirten Çilsal, yapıların satılarak alanın çoktan bir yaşam merkezine dönüştürüldüğünü ifade etti. Çevrecilerin ve Bodrum kamuoyunun itirazlarına rağmen doğa tahribatının hız kesmediğini vurgulayan Çilsal, durumu şu sözlerle özetledi:
“Birçok kez bölgede eylem yaptık, yapılan yanlışı anlatmaya çalıştık, davalar açtık. TMMOB Bodrum Şubesi’nin açmış olduğu 2 adet ÇED iptal davası devam ettiği halde, Aspat’ın sanki hiç hukuk süreci yokmuşçasına bu hale getirilmesini anlamak mümkün değildir. Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 27.05.2019 tarihli kararına istinaden sit derecesinin düşürülüp düşürülmediğini bilmek istiyoruz.”
Yargı Kararları Beklenmeden İkinci Etap Başlatıldı
Aspat’taki tahribatın hukuki boyutunda da ciddi soru işaretleri bulunuyor. TMMOB tarafından açılan dava sonucunda, ilgili şirket adına verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı iptal edilmiş ve dosya Danıştay’a taşınmıştı. Ancak projenin ilk etabına dair hukuki süreç devam ederken, idari adımların hızlandırılması tepki çekti.
Danıştay kararının beklenmesine dahi gerek duyulmadan, şirketin ikinci aşama için idareye başvurduğu ve Muğla İl Müdürlüğü üzerinden yeni bir ÇED sürecinin başlatıldığı belirtiliyor. Çevresel tahribatın yanı sıra, bölgedeki yaklaşık 600 yıllık tarihi kilise bakımsızlıktan çöplük haline gelmiş ve yıkılma tehlikesiyle baş başa bırakılmış durumda.
Kurula Acil Şeffaflık Çağrısı
Kültürel varlıkların ve doğal dokunun, anayasal güvence altında olmasına rağmen idare tarafından yeterince korunmadığını savunan yurttaşlar ve çevre savunucuları, yetkili mercilerden acil yanıt bekliyor. Çilsal, açıklamasını şu uyarıyla tamamladı:
“Bugün varolan manzaraya bakınca, 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı’nda bulunan parselin başına ne geldiyse, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı’ndaki parselin de başına gelme ihtimali çok yüksektir. Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nden acil bir açıklama bekliyoruz.”



































