İYİ Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun, Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında yaşanan gerilemeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ergun, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği verilerine göre 1 Kasım 2025-31 Ağustos 2026 döneminde zeytinyağı ihracatının geçen sezonun aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 62, değer bazında ise yüzde 59 azaldığını açıkladı.
İYİ Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun, Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında yaşanan düşüşe ilişkin açıklama yaptı. Zeytinyağı ihracatındaki gerilemenin üretici, ihracatçı ve Türkiye’nin dış pazarlardaki rekabet gücü açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ergun, ihracat rakamlarının dikkat çekici boyutlara ulaştığını ifade etti.
“Zeytinyağı ihracatı yüzde 62 azaldı”
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği verilerine dikkat çeken Ergun, “1 Kasım 2025-31 Ağustos 2026 döneminde zeytinyağı ihracatı geçen sezonun aynı dönemine göre miktar olarak yüzde 62, değer olarak yüzde 59 azalmıştır” dedi.
2024/2025 sezonu ile 2025/2026 sezonu arasındaki farkı da rakamlarla ortaya koyan Ergun, “2024/2025 sezonunda 46 bin 526 ton zeytinyağı ihraç edilerek 231,6 milyon dolar gelir elde edilirken, 2025/2026 sezonunda ihracat 17 bin 721 tona, gelir ise 96 milyon dolara gerilemiştir” ifadelerini kullandı.
“Küresel fiyat hareketleriyle açıklanamayacak kadar ciddi”
Ortalama ihracat fiyatının yükselmesine rağmen ihracat miktarındaki sert düşüşe dikkat çeken Ergun, “Daha da dikkat çekici olan şudur: Ortalama ihracat birim fiyatı 4,98 dolardan 5,42 dolara yükselmesine rağmen, ihraç edilen ürün miktarı üçte birinden daha düşük seviyeye inmiştir” dedi.
Ergun, dökme ve ambalajlı ihracattaki kayıplara ilişkin ise “Dökme ihracatta miktar kaybı yüzde 73, ambalajlı ihracatta ise yüzde 50 seviyesinde. Bu tablo, yalnızca küresel fiyat hareketleriyle açıklanamayacak kadar ciddi bir rekabet ve pazar kaybına işaret etmektedir” diye konuştu.
“Hedefimiz markalı ve ambalajlı ihracat olmalı”
Türkiye’nin zeytinyağını daha yüksek katma değerle ihraç etmesi gerektiğini vurgulayan Ergun, “Elbette hedefimiz zeytinyağını ham ürün olarak satmak değil, markalı ve ambalajlı şekilde daha yüksek katma değerle ihraç etmek olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Ancak bu hedefe ulaşmak için uygulanacak politikaların öngörülebilir olması gerektiğini belirten Ergun, “Bunu yasaklarla ve öngörülemeyen ihracat kararlarıyla değil; üreticiyi, ihracatçıyı ve dış pazardaki rekabet gücümüzü birlikte koruyan istikrarlı bir politikayla başarmalıyız” dedi.

“Üretici ve ihracatçı birlikte korunmalı”
Çiftçinin artan maliyetler karşısında desteklenmesi gerektiğini belirten Ergun, “Çiftçimizin artan girdi maliyetleri karşısında ezilmediği, ihracatçımızın finansmana erişebildiği, kur ve destek politikalarının ihracatçının önünü görebileceği şekilde oluşturulduğu bir sistem kurulmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Üretim gücümüzü ekonomik güce dönüştüremiyoruz”
Türkiye’nin zeytin üretimindeki potansiyeline de dikkat çeken Ergun, “Türkiye’nin zeytin ağacı varlığını ve üretim potansiyelini artırmak tek başına yeterli değildir. Ürettiğimizi dünya pazarlarında satamıyorsak, üretim gücümüzü ekonomik güce dönüştüremiyoruz demektir” dedi.
Zeytinyağındaki sorunun yalnızca ihracat rakamlarının düşmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Ergun, “Zeytinyağında mesele yalnızca bir ihracat rakamının düşmesi değildir. Mesele; üreticimizin emeğinin, ülkemizin döviz gelirinin ve Türkiye’nin dünya pazarlarındaki rekabet gücünün korunmasıdır” diye konuştu.
Ergun, tarım politikalarının uzun vadeli bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Tarım politikaları günü kurtaran kararlarla değil, üreticinin ve ihracatçının önünü görebileceği uzun vadeli bir stratejiyle yönetilmelidir” ifadelerini kullandı.


























