Midyeye limon yetmez, denetim lazım!
2019’da Bodrum’da 50’den fazla kişi midye dolma yedikten sonra rahatsızlandı. Aradan yedi yıl geçti. Şimdi soru çok basit: Ne değişti?
…
2019’u unuttuk mu?
Haziran 2019’da Bodrum’da 50’den fazla kişi sokak satıcılarından aldıkları midye dolmaları yedikten sonra rahatsızlanarak hastanelere başvurdu.
Açıkta midye satışı geçici olarak durduruldu, denetimler yapıldı.
Aradan yedi yıl geçti.
Bugün aynı olayın tekrarlanmasını önleyen sistem nedir?
2019 eski bir haber değil; bugüne bırakılmış bir uyarıdır!
…
“Denetledik” demeyin, rakam verin!
Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü açıklasın:
2026’da Bodrum’da midye satan kaç işletme denetlendi?
Kaç numune laboratuvara gönderildi?
Kaçında uygunsuzluk bulundu?
Restoranlardaki midyelerden numune alındı mı?
Kaç numune aldınız, ne buldunuz?
Sonuçlar temizse açıklayın; tüketici rahatlasın.
Ama numune alınmıyorsa;
mutfağın kapısından bakıp çıkmaya midye denetimi demeyelim!
…
Restoranın beyaz örtüsü midyeyi aklamaz!
Sokaktaki satıcıyı denetliyoruz.
Peki restoranın tabağı?
Şık tabak, pahalı masa, garson servisi…
Bunların hiçbiri gıda güvenliği belgesi değildir.
Restoran, meyhane ve balıkçılardaki midyelerin alış belgeleri ve izlenebilirlik kayıtları kontrol ediliyor mu?
Sokaktaki tablaya sorduğunuzu restoranın tabağına da sorun!
…
Yüzlerce tabla, kaç mutfak?
Bodrum’da yüz midyeci görmek yüz ayrı üretici olduğu anlamına gelmez.
Eğer yüzlerce satıcı ve restoran birkaç hazırlama mutfağı veya dağıtım ağından besleniyorsa, tek merkezde yapılacak hata yüzlerce insana ulaşabilir.
“Midye işi birkaç ailenin elinde” deniliyor.
Doğru mu?
Tahmin etmeyelim; belgeye bakalım.
Bodrum’u kaç kayıtlı üretici, kaç mutfak ve kaç dağıtıcı besliyor?
Cevap soyadlarında değil:
Ticaret kayıtlarında!
…
Midye küçük, pasta büyük
Bir midye 20–35 lira.
Yüz midye 2.000–3.500 lira.
Yüzlerce satıcıyı, restoranları ve sezonu ekleyin.
Ortada ciddi bir ekonomi var.
Peki ne kadarı kayıt altında?
Midyenin limonu var, tablası var, müşterisi var… Faturası nerede?
Omzunda tabla taşıyan satıcının üç kuruşunun peşine düşmüyoruz.
Eğer arkada büyük üretim ve dağıtım ağları varsa;
vergiyi satıcının cebinde değil, pastanın kremasını yiyen yerde arayın!
Yolu belli:
Faturayı takip edin, midye sizi patrona götürür!
…
Uyumayın denetçiler!
Bir de meselenin Bodrum turizmi tarafı var.
Bir yabancı turist Bodrum’da yediği midyeden ağır biçimde rahatsızlansa ve haber uluslararası basına taşınsa, tartışılan yalnız o tabaktaki midye olmaz.
Bodrum’un adı olur!
Bir gecede sosyal medyaya, turizm sitelerine, yabancı basına düşebilecek bir gıda güvenliği haberi, milyonlar harcanarak yapılan tanıtımın önüne geçebilir.
Sonra fuarlara gider, “Bodrum güvenlidir” diye anlatmaya çalışırız.
Oysa daha ucuzu var:
Turist hastaneye gitmeden denetçi tablaya gitsin!
Ambulansı beklemeyin.
Haberi beklemeyin.
Manşeti hiç beklemeyin.
Uyumayın denetçiler!
Çünkü denetim, olaydan sonra tutanak tutmak değil;
olayı olmadan önlemektir!
…
Tüketicinin yapacağı bellidir:
Kabuğu açar.
Limonu sıkar.
Yer.
Gerisini devlet yapmak zorunda.
Midyeye limon sıkmak tüketicinin işi.
Denetimi sıkmak devletin




























