“Altı üstü birkaç villa…”
….
Bu cümle kulağa masum geliyor.
Oysa dört bin villa demek…
….
Yaklaşık 20-30 bin kişinin yaşayacağı yeni bir yerleşim demek.
….
Türkiye’deki birçok ilçe ve beldeden büyük bir yaşam alanı demek.
….
Yeni yollar…
Yeni elektrik şebekeleri…
Yeni kanalizasyon hatları…
Yüzlerce yüzme havuzu…
Tonlarca beton…
Yüz binlerce ton hafriyat…
Kesilecek binlerce ağaç…
Yok olacak sazlıklar…
Bozulacak kuş göç yolları…
Kirlenme riski altındaki deniz…
Her gün üretilecek tonlarca evsel atık…
….
Yani birkaç villa değil…
Doğanın ortasında yeni bir ilçe.
Peki bu ilçe neyle yaşayacak?
Suyla.
….
Su nerede?
Bodrum susuz.
….
Milas kuraklıkla mücadele ediyor.
….
Barajlar alarm veriyor.
Vatandaş yazın musluğundan su bekliyor.
Çiftçi yağmur duasına çıkıyor.
Ama biz hâlâ binlerce villanın havuzlarını konuşuyoruz.
….
Yaklaşık 20-30 bin kişinin içme suyunu kim sağlayacak?
Yüzlerce havuz nasıl dolacak?
Golf sahaları varsa onların suyu nereden gelecek?
Flamingolar tanker işletmeciliğine mi başlayacak?
Belki bugün birkaç kişi daha zengin olacak.
Ama kaybeden;
Bargilya olacak.
Flamingolar olacak.
Sazlıklar olacak.
Yeraltı suları olacak.
Ve çocuklarımız olacak.
….
Para yeniden kazanılır.
Binalar yeniden yapılır.
Ama kuruyan bir lagün…
Kesilen bir orman…
Küstürülen flamingolar…
Kaybedilen bir ekosistem…
Bir daha geri gelmez.
Bugün karar verilecek şey, birkaç villa değil.
Çocuklarımıza bırakacağımız son doğa cennetleri.































