Bir doğa cennetini betona çevirmek için bazen dozer yetmiyor…
İyi bir hikâye de gerekiyor.
Bu kez hikâyenin adı…
“Milli Takım futbolcularına villa.”
Kulağa hoş geliyor.
Ama bu hikâyenin arkasında yaklaşık yirmi yıldır mahkemelerin durdurduğu, ÇED kararları iptal edilen, çevrecilerin ve bölge halkının karşı çıktığı 4 bin villalık dev bir proje var.
Üstelik bu proje yeni de değil.
Yıllarca iş insanı Ali Ağaoğlu tarafından hayata geçirilmek istenen, ancak yargı süreçleri ve mahkeme kararları nedeniyle ilerleyemeyen proje bugün yeniden gündemde.
Değişen yalnızca anlatılan hikâye…
Dün golf sahası denildi.
Dün turizm yatırımı denildi.
Bugün “Milli Takım futbolcularına villa” deniliyor.
Yarın belki başka bir gerekçe bulunacak.
Ama değişmeyen tek şey var…
Flamingoların yaşadığı doğa cennetine beton dökme ısrarı.
Kimse kusura bakmasın…
Bu millet milli takımını seviyor.
Futbolcusunu alkışlıyor.
Ama aklıyla alay edilmesini de istemiyor.
Çünkü tartışılan birkaç futbolcuya verilecek ödül değil.
Tartışılan; binlerce flamingonun yaşadığı koruma altındaki bir doğa cennetinin üzerine 4 bin villalık yeni bir yerleşim kurulup kurulmayacağı.
Üstelik bu proje için mahkemeler yıllardır “dur” diyor.
Peki değişen ne?
Doğa mı değişti?
Flamingolar başka yere mi taşındı?
Sulak alan özelliğini mi kaybetti?
Hayır…
Değişen yalnızca anlatılan hikâye.
Bir de ödül meselesi var.
Madem amaç milli başarıyı ödüllendirmek…
Avrupa ve dünya şampiyonluklarıyla Türkiye’nin gururu olan kadın voleybolcular için neden benzer tartışmalar yaşanmadı?
Bu sorunun cevabını kamuoyu merak ediyor.
Çünkü mesele sporcuya ödül verilmesi değil.
Mesele; yıllardır yargının durdurduğu bir projenin, bu kez milli duygular üzerinden yeniden tartışmaya açılması.
Belki de meseleye yanlış yerden bakıyoruz…
Meğer bazı yatırım anlayışlarında yeşil, doğanın değil; doların rengiymiş.
O yüzden orman görmüyorlar…
Rant görüyorlar.
Lagün görmüyorlar…
Villa görüyorlar.
İşte bütün tartışma da tam burada başlıyor.































