Bodrum Belediyesi açıkladı.
2026 yılının ilk aylarında 45 kaçak yapı hakkında yıkım işlemi gerçekleştirildi ya da süreç başlatıldı.
Başkan da kaçak yapılaşmayla mücadelede taviz verilmeyeceğini söyledi.
Doğrusu da bu.
Çünkü kaçak yapı küçük de olsa kaçaktır, büyük de olsa kaçaktır.
Pergola da kurallara uymalıdır.
Villa da…
Eklenti de…
Site de…
Ancak açıklamaların ardından vatandaşın aklına takılan başka sorular var.
Çünkü mesele yalnızca yıkılan ya da yıkılacak 45 yapı değil.
Mesele, kuralların herkese aynı uygulanıp uygulanmadığı.
Bugün Bodrum’un birçok mahallesinde birkaç metrekarelik bir eklenti nedeniyle işlem yapılıp bir pergola için tutanak tutuluyor.
Bir balkon kapatması için yasal süreç başlatılıyor.
Peki ya milyon avroluk villalar?
Peki ya büyük siteler?
Peki ya geçmişte mühürlenmiş olduğu bilinen bazı yapılar?
İşte vatandaşın merakı burada başlıyor.
Üstelik konuşulan bazı örnekler dağın başında da değil.
Belediye binasına birkaç kilometre uzaklıkta.
Bu nedenle vatandaş bazen işin şakasını yapıyor:
“Galiba denetim araçlarının navigasyonu bazı bölgelere gelince sinyal kaybediyor.”
Bir başkası daha ileri gidiyor:
“Pergolayı uydu görüyor da birkaç kat büyüyen villayı göremiyorsa, orada herhalde son teknoloji görünmezlik sistemi vardır.”
Elbette bunlar espri.
Ama her esprinin altında cevap bekleyen bir soru var.
Bir süre önce mühürlenen bir inşaat bugün nasıl devam edebiliyor?
Mühür kaldırıldıysa hangi süreç işletildi?
Yeni ruhsat mı alındı?
Eksiklikler mi giderildi?
Mahkeme kararı mı çıktı?
Yoksa kamuoyunun bilmediği başka bir hukuki süreç mi yaşandı?
Tartışmanın bir başka boyutu ise imar barışından yararlanan yapılar.
Çünkü Bodrum’da uzun süredir bazı villalarda kapsamlı değişiklikler yapıldığı konuşuluyor.
Hatta bazı vatandaşlar, bazı yapıların tadilat sınırını çoktan aşıp neredeyse yeniden inşa edildiğini iddia ediyor.
Bu noktada akla şu soru geliyor:
İmar barışıyla kayıt altına alınan bir yapı ne kadar değiştirilebilir?
Hangi noktada tadilat biter, yeniden yapım başlar?
Bu işlemler hangi izinlerle yapılır?
Elbette bu soruların cevabını ilgili kurumlar verir.
Ama vatandaşın bunları sorması da en doğal hakkıdır.
Tam da bu yüzden son dönemde Yakaköy için ilginç bir lakap dolaşmaya başladı:
“Vanköy…”
Kimsenin resmi olarak kullandığı bir isim değil.
Ama kahvede, çarşıda, sokakta duyabilirsiniz.
Çünkü insanlar bazı bölgelerdeki yapılaşmalarla ilgili sorularına yeterince cevap alamadıklarını düşünüyor.
Şaka bir yana…
Kimsenin ayrıcalık istediği yok.
Vatandaşın görmek istediği şey çok basit.
Kural varsa herkes için olsun.
Denetim varsa herkes için olsun.
Yıkım varsa herkes için olsun.
Çünkü hukuk küçük ev sahibine başka, milyon avroluk villa sahibine başka uygulanıyorsa, sorun kaçak yapı değil güven sorunudur.
Bugün Bodrum’un ihtiyacı yeni yıkım rakamları açıklamak değil;
Mühürlenen yapıların nasıl yeniden faaliyete geçtiğini,
İmar barışından yararlanan yapılarda hangi işlemlerin yapılabildiğini,
Büyük sitelerdeki tartışmalı uygulamalarla ilgili süreçlerin nasıl işlediğini,
Açık ve şeffaf şekilde anlatmaktır.
Belki o zaman vatandaş da Yakaköy’e yeniden Yakaköy demeye başlar.
Ve “Vanköy” esprisi kendiliğinden tarihe karışır.

































