“Kanunlar sorunları tek başına çözmez… Ancak çözümün kapısını aralar.”
Dün…
Bir kentin nasıl sessizce değiştiğini konuştuk…
Bugün ise o değişimin hukukla buluştuğu noktadayız.
Çünkü…
Bir toplumun vicdanı ile hukuku birbirinden koparsa…
Ne insanlar huzur bulur…
Ne de doğa.
…
Türkiye’de yeni Hayvanları Koruma Kanunu yürürlüğe girdi…
Tartışmalar büyüdü…
Kimi “geç bile kalındı” dedi…
Kimi “yaşam hakkı tehlikeye giriyor” diye itiraz etti…
Belediyeler yeni görevlerle karşı karşıya kaldı…
Vatandaş ikiye bölündü…
Sokak hayvanları ise bütün bu tartışmaların tam ortasında kaldı.
…
Peki gerçekten sorun yeni mi?
Hayır…
Bugün yaşadığımız tablo…
Bir gecede ortaya çıkmadı.
Kontrolsüz üretim…
Terk edilen evcil hayvanlar…
Yetersiz kısırlaştırma…
Plansız kentleşme…
Artan nüfus…
Yıllarca ertelenen kararlar…
Bugünkü tablonun taşlarını tek tek döşedi.
…
Bugün belediyelere önemli görevler veriliyor.
Ancak şu soruları sormadan sağlıklı bir sonuca ulaşabilir miyiz?
Yeterli bütçe var mı?
Yeterli veteriner hekim var mı?
Yeterli bakımevi var mı?
Yeterli teknik personel var mı?
Yeterli doğal yaşam alanı var mı?
Ve en önemlisi…
Yasa ile verilen sorumluluklar, aynı ölçüde kaynak ve planlamayla destekleniyor mu?
…
İşte tartışmanın düğümlendiği yer tam da burası.
Kanun görev veriyor…
Ama çözüm yalnızca görev vermekle oluşmuyor.
Çünkü…
Kanun çıkarmak kolaydır…
Onu yaşatacak sistemi kurmak ise asıl meseledir…
































