Muğla Valiliği’nin orman yangınları nedeniyle yürürlüğe koyduğu havai fişek yasağına rağmen Torba Kaynar Mevkii’nde gerçekleştirilen gösteri tepki çekti. Ormanlar yanarken vatandaşlar, “Bu yasağı kim deldi, denetim yapıldı mı?” sorularına yanıt bekliyor.
Türkiye günlerdir orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Gökyüzünü siyah dumanlar kaplıyor. Yüzlerce yıllık çam ormanları kül oluyor. Yaban hayatı yok oluyor. Orman işçileri, itfaiyeciler ve gönüllüler ise canları pahasına alevlerin önünde mücadele veriyor.
…
Tam da böyle bir dönemde, Muğla Valiliği’nin yürürlükteki havai fişek yasağına rağmen Bodrum’un Torba Mahallesi Kaynar Mevkii’nde gerçekleştirilen havai fişek gösterisi vatandaşların tepkisini çekti. Ormanlık alanın hemen yakınında gerçekleştirildiği belirtilen gösteride gökyüzünü aydınlatan havai fişekler çevrede bulunan vatandaşlar tarafından cep telefonlarıyla görüntülendi.
…
Yangın riskinin en üst seviyede olduğu günlerde yaşanan bu görüntüler kamuoyunda tek bir soruyu gündeme taşıdı:
Valiliğin açık yasağını kim hiçe saydı?
…
Muğla Valiliği’nin 2026/1 Sayılı “Orman Yangınlarının Önlenmesi Hakkında Genel Emri” kapsamında; orman içi ve orman kenarında bulunan turizm tesisleri, kamp alanları, piknik alanları ile düğün ve eğlence organizasyonlarında havai fişek, dilek balonu ve benzeri parlayıcı-patlayıcı maddelerin kullanımı yasaklandı.
Çünkü yaz aylarında en küçük bir kıvılcım bile telafisi yıllar süren felaketlere neden oluyor.
…
Birçok kişi havai fişeği yalnızca birkaç dakikalık renkli bir gösteri olarak görüyor. Oysa asıl tehlike gösteri bittikten sonra başlıyor.
Patlama sırasında oluşan yaklaşık 1.000-1.600 dereceyi bulan sıcaklık, yere düşen kor halindeki parçaları kurumuş otları, çam iğnelerini ve makilik alanları tutuşturuyor. Rüzgârın etkisiyle taşınan tek bir kıvılcım bile dakikalar içinde kontrol altına alınması güç bir orman yangını başlatıyor.
…
Bodrum ve Muğla’nın büyük bölümünü oluşturan kızılçam ormanlarının reçineli yapısı ise yangının çok daha hızlı yayılmasına neden oluyor.
…
Rakamlar da tehlikenin boyutunu ortaya koyuyor.
Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye’de son yıllarda her yıl yaklaşık 3 bin orman yangını meydana geliyor. Bu yangınlarda on binlerce hektar orman alanı zarar görüyor.
Yangınların büyük bölümü doğal nedenlerle değil, insan eliyle çıkıyor. Resmî verilere göre orman yangınlarının yaklaşık yüzde 90-95’i insan kaynaklı nedenlerden meydana geliyor. Bu yangınların önemli bir kısmının sebebi ise ihmal ve dikkatsizlik.
Söndürülmeyen bir sigara izmariti…
Kontrolsüz yakılan bir ateş…
Anız yangını…
Cam kırıkları…
Elektrik hatları…
Ve yanlış yerde kullanılan tek bir havai fişek…
Milyonlarca ağacın, binlerce canlının ve yılların emeğinin yok olmasına neden oluyor.
2021 yılında yaşanan büyük orman yangınlarında yaklaşık 140 bin hektar orman alanı kül oldu. Uzmanlar ise yıllardır aynı uyarıyı yapıyor:
“Orman yangınlarını söndürmenin en etkili yolu, hiç başlamalarını sağlamaktır.”
İşte Muğla Valiliği’nin havai fişek yasağının temel gerekçesi de tam olarak bu.
…
Torba’daki görüntüler şimdi yeni soruları da beraberinde getirdi.
Gösteriyi hangi işletme ya da organizasyon düzenledi?
Valiliğin yürürlükteki yasağına rağmen bu gösteri nasıl gerçekleştirildi?
İzin alındı mı?
Denetim yapıldı mı?
Tutanak tutuldu mu?
Sorumlular hakkında idari işlem başlatıldı mı?
…
Valilik genel emirleri tavsiye niteliğinde değildir.
İhlalin tespit edilmesi halinde ilgili mevzuat kapsamında idari yaptırımlar uygulanabilir. Eğer bu tür bir ihlal bir orman yangınına neden olursa, 6831 sayılı Orman Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde adli süreç de gündeme gelebilir.
Vatandaşların beklentisi nettir:
Valiliğin yasağını kim ihlal ettiyse, gerekli inceleme gecikmeden yapılmalı ve kamuoyu sonuç hakkında bilgilendirilmelidir.
…
İşte tam da burada vicdanları yaralayan bir çelişki ortaya çıkıyor.
Bir tarafta orman işçileri, itfaiyeciler ve gönüllüler günlerdir alevlerin içinde…
Kimi çoluğunu çocuğunu evde bırakıyor…
Kimi geri dönüp dönemeyeceğini bilmeden ateşin içine yürüyor…
Hiçbiri alkış için değil…
Bir ağaç daha yanmasın…
Bir kuşun yuvası kül olmasın…
Bir sincap daha can vermesin…
Bu ülke nefessiz kalmasın diye mücadele ediyor.
…
Diğer tarafta ise yangın riskinin en yüksek olduğu günlerde, ormanların hemen yanı başında gökyüzüne binlerce kıvılcım gönderiliyor.
Havai fişek birkaç dakikalığına gökyüzünü ışığa boğuyor.
Ama ormana düşen tek bir kor parçası, ormanı günlerce alevlerin ışığına boğuyor.
…
O ışık artık bir kutlamanın ışığı değil…
Yanan çamların…
Kül olan yuvaların…
Can veren canlıların…
Ve gökyüzünü kaplayan kara dumanın ışığı…
…
İnsan ister istemez soruyor:
Bütün ülke “Bir kıvılcım bile felaket olabilir” diye seferber olmuşken, birkaç dakikalık bir gösteri uğruna bu riski almaya gerçekten değer mi?
…
Çünkü mesele artık yalnızca bir eğlence meselesi değildir.
Bu bir hukuk meselesidir.
Bu bir çevre meselesidir.
Bu bir vicdan meselesidir.
Kurallar vatandaşa başka, işletmeye başka uygulanamaz.
Ormanlar hepimizin ortak mirasıdır.
…
Bu nedenle vatandaşların beklediği tek şey; olayın tüm yönleriyle incelenmesi, varsa sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve kamuoyunun şeffaf biçimde bilgilendirilmesidir.
Çünkü ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret değildir.
Bir orman yandığında…
Toprak yanar…
İçindeki binlerce canlı yanar…
Kuşların yuvası yanar…
Sincabın yaşam alanı yanar…
Gelecek nesillerin nefesi yanar.
…
Bir havai fişek birkaç dakikalığına gökyüzünü aydınlatıyor…
Tek bir kıvılcım ise binlerce hektarlık ormanı karartıyor.
Alkışlar birkaç dakika sürüyor…
Bir ormanın yeniden büyümesi onlarca yıl alıyor.
…
Ve geriye hep aynı soru kalıyor:
Üç beş dakikalık bir gösteri, yüzlerce yıllık bir ormandan daha mı değerli?































