Bodrum’un bugün yeni toplantılara değil…
Sonuç üreten bir Kent Konseyine ihtiyacı var…
Kaçak yapılaşma…
Deniz kirliliği…
Kıyı işgalleri…
Trafik…
Yangın riski…
Plansız büyüme…
Peki Kent Konseyi bu sorunların hangisinde Bodrum’u gerçekten harekete geçirdi?
…
Kent Konseyi’nin belediye adına karar verme yetkisi yok…
Ama kamuoyu oluşturma…
İnsanları örgütleme…
İmza kampanyaları başlatma…
Halk toplantıları düzenleme…
Meslek odalarını, üniversiteleri ve bilim insanlarını aynı amaç etrafında buluşturma gücü var…
…
Yakın geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bodrum ziyaretiyle ilgili yaklaşık 35 bin imza toplandı…
Demek ki Bodrum halkı istediğinde örgütleniyor…
Peki neden aynı irade…
Deniz kirliliği için…
Kıyıların korunması için…
Kaçak yapılaşmaya karşı…
Ormanlar için…
Bodrum’un geleceği için ortaya konmasın?
Kent Konseyi’nin görevi, gerektiğinde Bodrum’u ayağa kaldırmaktır…
…
Bir başka gerçek daha var…
Kent Konseyi’nin idari ve mali imkânlarının belediye tarafından sağlanması, kamuoyunda zaman zaman bağımsızlığı konusunda soru işaretleri oluşturuyor.
Belediyeyle işbirliği elbette doğaldır…
Ancak bu iş birliği…
Belediyeyi eleştirme…
Yanlış gördüğü uygulamalara itiraz etme…
En zor soruları sorma cesaretini gölgelememeli…
Kent Konseyi’nin en büyük sermayesi belediyenin desteği değil…
Bodrum halkının güveni olmalı…
…
Kent Konseyine Bodrum adına sorular…
Geçen yıl mühürlenen büyük inşaatların bir bölümündeki mühürler neden kaldırıldı?
Bu mühürler hangi gerekçelerle vurulmuştu?
Mühürlemeye neden olan aykırılıklar giderildi mi?
Mühürlerin kaldırılmasına ilişkin teknik raporları ve kararları belediyeden talep ettiniz mi?
…
Bitez Koyu’na yeni pontonlar yapılırken belediyeye itiraz ettiniz mi?
Halkın denize erişiminin daralmaması için kamuoyu oluşturdunuz mu?
Bilim insanlarını ve çevre örgütlerini bir araya getirdiniz mi?
Bir imza kampanyası başlattınız mı?
…
Deniz kirliliği konusunda kaç çalışma yaptınız?
Kıyı işgalleri konusunda kaç rapor hazırladınız?
Kaçak yapılaşma konusunda kamuoyunu kaç defa bilgilendirdiniz?
Mandalina bahçelerinin korunması için hangi girişimlerde bulundunuz?
…
Orman yangınlarına karşı gönüllü organizasyonlar kurdunuz mu?
Gürültü kirliliği konusunda arabuluculuk yaptınız mı?
Trafik ve motosiklet kazaları için hangi kurumları aynı masaya oturttunuz?
Sivrisinek ve çevre sağlığı konusunda ortak çalışmalar başlattınız mı?
…
Bodrum’da uzun süre gündemde kalan rüşvet iddiaları ve imar tartışmaları sırasında şeffaflık adına hangi girişimlerde bulundunuz?
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için hangi açıklamaları talep ettiniz?
Belediyeye sunduğunuz önerilerin hangileri kabul edildi, hangileri reddedildi?
…
Bugüne kadar kaç mahalle toplantısı yaptınız?
Kaç kamuoyu araştırması gerçekleştirdiniz?
Kaç imza kampanyası düzenlediniz?
Hazırladığınız hangi rapor belediyenin bir kararını değiştirdi?
Bugün Bodrum’da hangi sorun için “Bunu Kent Konseyi başardı.” diyebiliyoruz?
…
Bu soruların amacı Kent Konseyini yıpratmak değildir…
Tam tersine…
Bodrum’un daha güçlü…
Daha bağımsız…
Daha şeffaf…
Daha etkili bir Kent Konseyi’ne kavuşmasına katkı sağlamaktır…
…
Çünkü Bodrum’un güçlü bir belediyeye olduğu kadar…
Güçlü bir sivil vicdana da ihtiyacı var…
Kent Konseyi gerektiğinde belediyeyi alkışlayan…
Gerektiğinde en zor soruları soran…
Gerektiğinde binlerce Bodrumluyu ortak bir amaç etrafında buluşturan…
Gerektiğinde imza kampanyalarıyla…
Halk toplantılarıyla…
Kamuoyu oluşturarak…
Bodrum’un ortak vicdanını temsil eden bir yapı olmalıdır…
…
Çünkü Kent Konseyi’nin tek tarafı vardır…
Ne belediye…
Ne siyaset…
Ne de herhangi bir çıkar grubu…
Kent Konseyi’nin tek tarafı Bodrum olmalıdır…
…
Bu yazı bir hesaplaşma değil…
Bir davettir…
Daha güçlü…
Daha bağımsız…
Daha cesur…
Ve gerektiğinde Bodrum’u peşinden sürükleyen bir Kent Konseyi’ne yapılan samimi bir çağrıdır…
Çünkü güçlü bir Kent Konseyinin kazananı…
Kent Konseyi değildir…
Belediye değildir…
Hiçbir siyasi görüş değildir…
Kazanan yalnızca Bodrum’dur…































