Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy özel teknesine bindi, Yunan adalarını gezdi. “Rakiplerimizi inceliyorum” dedi. Ardından Türk turist Yunan adalarına akın etti. Elbette ikisi arasında bilimsel bir bağlantı kuramayız. Ama insan gülmeden de edemiyor: Sayın Bakan turizmde örnek olamadıysa bile tatil tercihinde milletin önünü açmış olabilir!
…
Turizm Bakanı’nın Yunanistan’a gitmesinde elbette yanlış bir şey yok.
Herkes istediği yerde tatil yapar.
Bakan da yapar.
Ama makamın adı Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı olunca iş biraz trajikomik hale geliyor.
Düşünün…
Türkiye’nin turizmini yöneten Bakan teknesine biniyor.
Rotayı Yunan adalarına çeviriyor.
Vatandaş kıyıdan bakıyor:
“Bakan biliyordur…”
Sonra o da feribota biniyor!
…
Nitekim Türkiye’den Yunanistan’a gidenlerin sayısı 2025’te yaklaşık 1,4 milyona ulaştı.
Yunanistan’dan Türkiye’ye gelenler ise yaklaşık 800 bin.
Neredeyse ikiye bir.
Turizm Bakanımız Yunanistan’ı inceliyor.
Vatandaş da Yunanistan’ı inceliyor.
Bu hızla yakında Bakanlık yeni sloganını açıklayabilir:
“Türkiye Yüzyılı… Tatil Yunanistan’da!”
…
Şaka bir yana…
Asıl acı olan şu:
Türk insanı neden karşı kıyıya gidiyor?
Bodrum’dan Kos’a…
Turgutreis’ten Leros’a…
Datça’dan Simi’ye…
Feribotlar neden doluyor?
Çünkü vatandaş bazen kendi ülkesinde kaybettiği şeyi karşı kıyıda arıyor.
Sadelik…
Küçük bir taverna…
Denize ulaşabilmek…
Bir tabak balık…
Bir masa…
Bir sandalye…
Ve hesabı görünce ambulans çağırmamak!
…
Biz ne yaptık?
Bodrum’u pahalılaştırdık.
Sahilleri işletmelere teslim ettik.
Koyları beach’lerle doldurduk.
Dağları villalarla kapladık.
Her güzel manzaraya bir “proje” bulduk.
Şimdi Gökova’nın yamaçlarında residence tartışıyoruz.
Kissebükü’nde otel…
Tuzla’da villa…
Sonra vatandaş Yunanistan’a gidince:
“Türk turist neden Yunan adalarını tercih ediyor?”
diye panel düzenliyoruz!
Panel yapmayın.
Feribot iskelesine gidin.
Cevap orada!
…
İşin en güzel tarafı da şu:
Sayın Bakan, Yunanistan seyahatlerini “rakipleri incelemek” amacıyla yaptığını söylüyor.
Çok güzel.
İnceleyin.
Ama neyi inceleyeceğiz?
Yemeği mi?
Otel fiyatını mı?
Plajı mı?
Tavernayı mı?
Belki asıl incelenmesi gereken şudur:
İnsanlar neden oraya gitmek istiyor?
Cevap bazen çok basit:
Çünkü turist her gittiği yerde beş yıldız istemiyor.
Her koyda beach istemiyor.
Her tepede villa görmek istemiyor.
Bazen sadece…
Koy görmek istiyor.
…
Biz turizmi bina sayısıyla ölçmeye başladık.
Oda arttıkça turizm büyüyor sandık.
Marina yaptık.
Otel yaptık.
Beach yaptık.
Residence yaptık.
Sonra doğayı tüketip:
“Turizmi çeşitlendirelim.”
dedik.
Nasıl?
Betonun çeşidini mi değiştireceğiz?
…
Sayın Bakan…
Bir dahaki Yunanistan gezinizde rakipleri incelemeye devam edin.
Ama bu kez dönüşte yanınıza bir hatıra getirin.
Magnet değil.
Uzo hiç değil.
Bir fikir getirin:
…
Her güzel yere bir şey yapmak zorunda değiliz.
Bazen hiçbir şey yapmamak…
En büyük turizm yatırımıdır.
…
Gökova’yı bırakın Gökova kalsın.
Kissebükü koy olarak kalsın.
Tuzla’da flamingolar uçsun.
Bodrum’un kalan tepelerini de beton kutularla doldurmayalım.
Belki o zaman Türk turist tatil yapmak için karşı kıyıya kaçmaz.
Belki daha güzeli olur…
Yunan turist feribota biner.
Gökova’ya gelir.
Kissebükü’nü görür.
Bodrum’u gezer.
Atina’ya döner ve:
“Türkler bunu nasıl korumuş?”
diye anlatır.
…
Ama şimdilik tablo tersine dönmüş durumda.
Turizm Bakanımız Yunanistan’ı inceliyor.
Vatandaşımız Yunanistan’da tatil yapıyor.
Biz ise kendi kıyılarımızda yeni otelleri, villaları ve residence’ları tartışıyoruz.
Buna turizm başarısı mı denir, ironi mi bilemiyorum.
Ama bir konuda Bakan’ın hakkını teslim edelim:
Örnek olmuş!
Turizmde mi?
Onu rakamlar tartışır.
Ama tatil rotasında…
Millet Bakan’ın izinde!
…
Ve bu beş yazılık Gökova dosyasını belki de en acı soruyla bitirelim:
Türkiye’nin Turizm Bakanı tatil için Yunan adalarını tercih ediyor, Türk vatandaşı da peşinden gidiyorsa…
Biz Gökova’yı, Kissebükü’nü, Bodrum’u, Datça’yı kimin için betonluyoruz?
Turist için mi?
Yatırımcı için mi?
Yoksa yalnızca…
Rant için mi?





























