Deniz tabanında yaşayan ve omurgasız bir canlı olan deniz patlıcanı (Holothuroidea), görünümüyle sosis veya solucanı andırsa da denizaltı yaşamı için vazgeçilmez bir ekolojik role sahip. Tehlike anında kendini şişirerek adeta bir çakıl taşı görünümüne bürünen bu eşsiz canlılar, genellikle 3 ile 27 santimetre arasında değişen boylarıyla deniz tabanındaki organik materyalleri sindirerek devasa bir arıtma tesisi gibi çalışıyor. Bir deniz patlıcanının tek başına yılda yaklaşık 150 ton kumu temizleyebilmesi, onları denizlerin gerçek birer akciğeri yapıyor. Çift cinsiyetli türleri de bulunan ve yumurtlayarak çoğalan deniz patlıcanları, berrak suların ardındaki en büyük gizli kahramanlar olarak öne çıkıyor.
Yüksek bedellerle ihraç ediliyor!
Türkiye’de iç tüketimi neredeyse hiç bulunmayan bu deniz canlıları, özellikle Uzak Doğu ülkelerinden gelen yoğun talep doğrultusunda yüksek rakamlarla ihraç ediliyor. Kurutulmuş veya dondurulmuş olarak yurt dışı pazarına sunulan deniz patlıcanı, lüks restoranların çorba ve yemek menülerini süslemesinin yanı sıra, ilaç ve kozmetik sanayisinde de son derece kritik bir ham madde olarak kullanılıyor. Kilosunun ortalama 100 dolar gibi oldukça yüksek bir döviz bedeliyle alıcı bulması ise ne yazık ki yasa dışı avcılığı cazip hale getiren en büyük etken olarak karşımıza çıkıyor.
Av bölgeleri ve yasaklar Bakanlıkça belirlendi
Tarım ve Orman Bakanlığı, deniz ekosisteminin bu paha biçilemez temizleyicilerini korumak adına her sezon öncesinde bir genelge yayımlayarak av bölgelerini, kotaları ve zaman yasaklarını güncelliyor. Sahil Güvenlik ekipleri, zaman yasağına uymayanlara ve algarna veya kangava gibi deniz tabanını adeta kazıyarak geri dönülemez şekilde tahrip eden zararlı yöntemleri kullananlara karşı denizlerimizde aralıksız denetimler gerçekleştiriyor. Ancak alınan tüm bu resmi tedbirlere, kesilen cezalara ve devriyelere rağmen, yüksek kar marjının cazibesine kapılan kaçak avcılar nedeniyle tüm Ege sahillerinde yasa dışı avlanma eylemleri maalesef sürmeye devam ediyor. Deniz ekosisteminin hayati öneminin toplumsal bir bilince dönüşmesi ve denizlerimizin nefes almasını sağlayan bu canlıların acımasız bir rant uğruna yok edilmemesi, doğayı korumak isteyen herkesin en büyük umudu.





























