4 Ekim 1949’da Şili’de dünyaya gelen Sepúlveda, gençlik yıllarından itibaren siyasi aktivizmiyle öne çıktı. Pinochet diktatörlüğü döneminde hapis yatan, işkencelere maruz kalan ve ardından ülkesinden sürgün edilen yazar, hayatının büyük bölümünü bir gezgin ve Greenpeace aktivisti olarak geçirdi. Amazon ormanlarında Shuar yerlileriyle geçirdiği aylar ve korumaya çalıştığı okyanuslar, onun edebiyatının temel taşlarını oluşturdu.
Kalemini hiçbir zaman öfke için kullanmayan yazar, zorluklarla dolu yaşamına inat, dünyaya her zaman sevginin ve dostluğun gözlüğüyle baktı. 2020 yılında aramızdan ayrılan usta yazarın doğum gününde öne çıkan iki eseri, insanlığa evrensel dersler vermeyi sürdürüyor.

Yazarın tüm dünyada milyonlarca satan “Martıya Uçmayı Öğreten Kedi” eseri, petrol atığı nedeniyle ölmek üzere olan bir martının yumurtasını emanet ettiği liman kedisi Zorba ve dostlarının hikayesini anlatıyor. Bir kedinin, bir martı yavrusuna uçmayı öğretmek için verdiği mücadeleyi ele alan kitap; farklılıklara saygı duymayı, doğayı korumayı ve ne olursa olsun verilen sözleri tutmayı hatırlatır. Yazarın bir diğer sevilen eseri olan “Miks, Maks ve Meks’in Öyküsü” ise yaşlandığı için gözleri görmeyen kedi Miks ile onun evine sığınan geveze fare Meks’in sıradışı dostluğunu işler. Fiziksel engellerin, farklı türden olmanın ya da hayattaki rollerin gerçek bir bağ kurmaya engel olamayacağını naif bir dille kanıtlayan bu öykü, birbirinin eksikliğini tamamlayan canlıların gücünü gözler önüne serer.

Eserleri Türkiye’de Can Yayınları ve Everest Yayınları aracılığıyla okurla buluşan Luis Sepúlveda, yarattığı büyüleyici evrenlerle edebiyat dünyasındaki yerini sonsuza dek koruyacak.






























