Bodrum’un Ortakent Mahallesi’ndeki bir pizzacı…
Mekân sahibi içeri giren kadını tanıyordu.
Kadın, biri on bir, diğeri on altı yaşlarında iki oğlunu masaya oturttu.
Garsona döndü.
“Size emanet…”
“Hesabı da bana gönderin.”
dedi.
Ve çıktı.
…
Çocuklar daha menü masaya gelmeden…
Biri cep telefonunu…
Diğeri tabletini çıkardı.
Ekranlar açıldı.
Sohbet, başlamadan bitti.
…
Garson menüleri getirdi.
Siparişleri, gözlerini ekrandan ayırmadan verdiler.
…
…
Bir kez bile birbirlerinin yüzüne bakmadılar.
Bir kez bile göz göze gelmediler.
Etraflarına bakmadılar.
Restorandaki insanlarla ilgilenmediler.
“Sen ne yiyeceksin?”
“Ben şunu söyleyeceğim.”
İki kardeş arasında buna benzer tek bir cümle bile kurulmadı.
Belki de en büyük sessizlik buydu.
…
Bir süre sonra siparişler geldi.
Garson tabakları masaya bıraktı.
Çocuklardan hiçbiri başını kaldırıp garsona bakmadı.
Ne bir gülümseme…
Ne de bir…
“Teşekkür ederim.”
…
Bir elleriyle yemek yediler…
Diğer elleriyle oyuna devam ettiler.
…
Toplam kırk dakika boyunca…
Aynı masada oturdular.
Ama tek bir sohbet etmediler.
Yemek bitti.
Telefon cebe girdi.
Tablet kapandı.
İki kardeş sessizce kalktı.
Ve gittiler.
Masada…
Boş tabaklardan daha ağır bir şey kaldı.
Sessizlik.
…
Bu sahne yalnızca bir restoranda yaşanan sıradan bir olay değildi.
Çocuk psikologlarının, pedagogların ve aile terapistlerinin uzun zamandır dikkat çektiği sessiz bir değişimin küçük bir örneğiydi.
Çocuk psikologlarına ve pedagoglara göre yemek masası…
Sadece karın doyurulan bir yer değildir.
Çocukların konuşmayı…
Dinlemeyi…
Soru sormayı…
Paylaşmayı…
Empati kurmayı…
Ve karşısındaki insanın gözlerinin içine bakmayı öğrendiği ilk sosyal ortamlardan biridir.
Bir çocuk…
“Bugün okul nasıldı?”
sorusuna cevap verirken yalnız konuşmaz.
Kendini ifade etmeyi öğrenir.
Bir kardeş…
“Bir lokma da sen al.”
derken yalnız yemeğini paylaşmaz.
Paylaşmanın mutluluğunu öğrenir.
İşte bu nedenle uzmanlar, yemek sırasında telefon ve tablet kullanımının alışkanlık hâline gelmesinin aile içi iletişimi zayıflatabileceğini, çocukların duygu paylaşımı ve sosyal etkileşim fırsatlarını azaltabileceğini belirtiyor.
…
Sorun…
Telefon değil.
Tablet de değil.
Sorun, telefon ve tabletlerin sohbetin yerini alması.
Bir sofrada…
“Bugün nasıldı?”
sorusunun sorulmaması.
Bir kardeşin…
“Bir lokma da sen al.”
diyememesi.
Garsona…
“Teşekkür ederim.”
demeye fırsat bırakmayan bir ekran sessizliği…
Ve aynı masada oturan insanların…
Yavaş yavaş birbirinden uzaklaşması.
…
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi.
Bu akşam aynı sofraya oturduğumuzda…
İlk elimize alacağımız şey telefonumuz mu olacak?
Yoksa…
Çocuğumuzun gözlerinin içine bakıp soracağımız ilk soru mu?
“Bugün günün nasıl geçti?”
…
Çocuklar yalnız yemekle büyümez.
Sohbetle büyür.
Sevgiyle büyür.
Kendisine bakan gözlerle…
Kendisini gerçekten dinleyen seslerle büyür.
…































