Türkiye yeni sigara yasakları hazırlıyor. Restoranlara yeni sınırlar, hastane, okul, kamu binası ve ibadethanelerin çevresine 10 metre kuralı… 2040’ta ise tütün satışının tamamen yasaklanması hedefleniyor. Güzel… Ama mevcut yasağın altında sigara içiliyorsa yenisini nereye asacağız? Sorun kanun eksikliği değil; denetim eksikliği.
…
Maşallah…
2040’ı planlıyoruz, 2026’da hastane kapısındaki sigarayı söndüremiyoruz!
Yasakta hedef büyük…
Uygulamada küllük daha büyük!
…
IV. Murad 1633’te tütünü yasakladı.
Dört asır geçti.
Biz hala sigarayı değil, yasak tabelasını tüttürüyoruz!
…
Çevresindekine saygılı tiryakiye sözümüz yok.
Ama çocuk yemek yerken yan masada sigara yakan var.
Üç tarafı cam, tepesi tente mekana:
“Burası açık alan!”
diyen de…
Açık olan tek yer sigara paketi!
Bir de purocular…
Bir kişi keyif yapıyor, on masa dumanını çekiyor.
Puro sizin, akciğer bizim!
…
Gelelim hastaneye…
Taslak diyor ki:
Hastaneye 10 metre!
Yesinler 10 metreyi!
Önce sıfırıncı metreyi kurtarın.
Bodrum Devlet Hastanesi’nin, özellikle acilin önüne bakın:
İzmaritten asfalt görünmüyor, dumandan nefes alınmıyor!
İçeride doktor:
“Sigarayı bırak!”
Dışarıda duman…
İçeride oksijen, dışarıda nikotin!
Burası hastane mi, açık hava küllüğü mü?
Kendi ciğerine ne yaptığın senin tercihin olabilir.
Başkasının ciğerine yaptığın değil!
…
Başhekim var.
Güvenlik var.
Kamera var.
Tabela var.
Bir tek yasağı uygulayan yok!
Uygulanmayan yasağın adı yasak değil;
Tavsiyedir!
Kapının dibini denetleyemeyenler yarın 10 metreyi ölçecekmiş.
10 metreyi bırakın, önce 10 santimetreyi kurtarın!
…
Restoranlarda durum daha eğlenceli.
Tepesi kapalı, sağı solu cam, önü branda…
“Burası açık alan!”
Neresi açık?
“Camın biri açılıyor!”
Biraz daha kapatsalar denizaltı olacak!
Duman dışarı çıkamıyor ama mekan “açık.”
Vatandaşın gördüğünü denetçi görmüyorsa:
Ya duman görünmez… Ya denetim!
…
Bir de elektronik sigara…
“Duman değil, buhar” diyorlar.
Değil!
Çıkan şey aerosol; nikotin, çok küçük parçacıklar ve çeşitli kimyasallar içerebiliyor.
Yanındaki de soluyor.
Çilek, mango kokması gerçeği değiştirmiyor.
Zehir parfüm sıkınca vitamin olmaz!
…
1989…
Tercüman/Bulvar gazetelerinde çalıştığım yıllar.
Moskova’daki uluslararası güzellik yarışmasında birinci olan Meltem Hakarar ile jüri üyeliği için Singapur’daydık.
Restoranda garsonlar etrafında pervane…
Meltem sigarasını çıkardı.
“İçme, yasak” dedim.
Dinlemedi.
Çakmak yandı…
Aşk söndü!
Biraz önce iltifat edenler neredeyse kapı dışarı ettiler.
Taç, şöhret, güzellik…
Kural değişmedi.
Dünya güzeli olabilirsiniz ama kanundan güzel değilsiniz!
…
Gelelim Bodrum’a…
Kanun var.
Tabela var.
Denetlemekle görevli pek çok kurum var.
Bir tek denetim kayıp!
Hastane kapısı küllük…
Kapalı restoran “açık alan”…
Elektronik sigara içeride…
İzmarit yerde…
Duman içmeyenin ciğerinde…
…
Yanlış anlaşılmasın.
Kimsenin cebine el uzatılsın, her köşede ceza yazılsın demiyoruz.
Sıfırcı hoca da değiliz!
Önce uyarın.
Anlatın.
Saygıyı hatırlatın.
Ama hala anlamıyorsa…
Anlayacağı dilden anlatın!
Çünkü ceza amaç değil.
Kuralı hiçe sayanın son dersidir.
…
Ankara yeni yasa hazırlıyor.
Hazırlasın.
10 metreyi 20 yapın…
50 yapın…
Denetlemeyecekseniz metrenin ne önemi var?
Kural koymak kolay.
Tabela asmak daha kolay.
Zor olan koyduğun kuralın arkasında durmak!
Yoksa yeni yasayı çıkarın…
Yeni tabelayı asın…
Altına küllüğü de koyun!
Nasıl olsa…
Denetleyen yok!



























