Bodrum Gölköy’de yıllardır hukuki tartışmaların ve çevre direnişlerinin odağında yer alan Cennet Koyu, Cengiz Holding ve İtalyan lüks markası BVLGARI işbirliğiyle yükselen ultra lüks malikane projesiyle büyük bir doğa tahribatına sahne oluyor. Karadan girişin yasak olduğu ve sadece denizden görüntülenebilen devasa şantiye alanında, sit dereceleri düşürülerek inşa edilen projenin son hali yürekleri sızlattı.
Türkiye’nin en değerli doğal miraslarından biri olan Bodrum, ne yazık ki yeni bir yapılaşma ve doğa talanı dalgasıyla karşı karşıya. Bugüne kadar Kaz Dağları ve Artvin gibi pek çok bölgede doğaya verdiği zararlarla gündeme gelen Cengiz Holding’in sahibi Mehmet Cengiz, rotasını tamamen Bodrum’un en bakir köşelerinden biri olan Gölköy’deki Cennet Koyu’na çevirmiş durumda. Bölgede devam eden ve Halk TV tarafından ilk kez denizden görüntülenen devasa ultra lüks malikane inşaatları, Bodrum’un yeşiline ve mavisine vurulan ağır darbeyi tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Karadan koruma altındaki ormanlık bir bölge olması sebebiyle, şirketin kendi açtığı özel yol dışında alana ulaşmak imkansız. Kıyı boyunca uzanan ve tamamını tek bir kadraja sığdırmanın mümkün olmadığı bu devasa şantiye, Bodrum’un geleceği adına derin endişeler uyandırıyor.
Cennet Koy’da Yepyeni bir “Köy” İnşa Ediliyor
Aslında Gölköy, son yıllarda ardı ardına yükselen projelerle büyük inşaat şirketlerinin adeta cephe aldığı bir yağma alanına dönüştü. Tepelerin birer birer farklı şirketlere parsellendiği bu bölgede, en büyük ve en tartışmalı işgal ise Cennet Koyu’nda yaşanıyor. Cengiz Holding, 700 dönümlük devasa ormanlık ve tarihi arazide; onlarca malikaneden, otellerden, lüks restoranlardan ve özel bir yat limanından oluşan yepyeni bir “köy” inşa ediyor. Halka tamamen kapalı olan bu alan, deyim yerindeyse yalnızca dünyanın en zengin yüzde 1’lik diliminin adım atabileceği bir lüks adacığı olarak kurgulanıyor.
Sürecin geçmişine bakıldığında ise hukukun ve doğa koruma kanunlarının nasıl esnetildiği açıkça görülüyor. 2012 yılında açılan özelleştirme ihalesiyle başlayan serüvende, Danıştay’ın iptal kararlarına ve yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen inşaatın önü kesilmedi. İlerleyen süreçte 2. ve 3. derece doğal SİT alanı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olan bölgenin statüleri değiştirilerek turizme ve yapılaşmaya açıldı. Tartışmalı mahkeme süreçlerinin ardından “ÇED gerekli değildir” kararıyla da projenin önündeki son engeller tamamen kaldırılmış oldu.
BVLGARI “Bodrum Denizi Bizim Başyapıtımız!” Diyor!
Bu benzeri görülmemiş doğa tahribatı, 2024 yılında dünyaca ünlü İtalyan mücevher ve lüks konaklama markası BVLGARI ile yapılan anlaşmayla uluslararası bir boyuta taşındı. “Misafirperverliğin Kuyumcusu” mottosuyla hareket eden ve Miami, Dubai gibi yerlerde projeleri bulunan marka, Cennet Koyu’nu dünyadaki diğer tüm projelerinden ayırıyor. Lansmanı geçtiğimiz yıl yapılan ve fiyatları 23 milyon dolardan başlayıp 74 milyon dolara kadar çıkan bu malikanelerin büyük bir kısmının şimdiden satıldığı düşünülüyor.
Projenin hedef kitlesi ve arkasındaki zihniyet, BVLGARI İcra Başkan Yardımcısı Silvio Ursini’nin geçtiğimiz yıl verdiği bir röportajda sarf ettiği sözlerle adeta vücut buluyor. Projenin birden fazla ülkede yaşayan ultra yüksek gelir grubuna hitap ettiğini belirten Ursini’nin, “Bodrum’un denizi bizim başyapıtımız!” şeklindeki ifadesi büyük tepki çekiyor. Kamuya ait, doğanın milyonlarca yılda var ettiği paha biçilemez bir cennet parçasının, hiçbir zahmete girilmeden sadece dünyanın en zenginlerine özel bir “başyapıt” olarak sunulması, Bodrum’un eşsiz kıyılarının nasıl pervasızca bir rant aracına dönüştürüldüğünün en acı kanıtı olarak tarihe not düşülüyor.





























