Bodrum Güvercinlik’te kurulmak istenen ve bölgedeki yedi köyün bereketini, tarım arazilerini ve zeytinliklerini tehdit eden Güllük Rüzgar Enerji Santrali (RES) projesi, Danıştay kararıyla üçüncü kez iptal edildi. Yaşam savunucuları ve köylüler, doğanın ve kırsal yaşamın rant projelerine kurban edilemeyeceğini bir kez daha kanıtladı.
Bodrum’da yıllardır adeta bir doğa katliamı tehdidi yaratan rüzgar enerjisi projesinde son sözü yargı söyledi. Güvercinlik Mahallesi sınırları içerisinde; İzin Tepe, Moralı Tepe, Sivri Tepe, Ardıç Tepe, Yılanlı Tepe, Küçüktırman Tepe, Düz Tepe, Denizgören Tepe ve Kocasarnıç Tepe mevkilerini kapsayan Güllük Rüzgar Enerji Santrali (RES) ve 4,5 kilometrelik enerji iletim hattı projesine verilen ÇED Olumlu kararı Danıştay tarafından kesin olarak onanarak iptal edildi.
Bodrum Doğası İçin Üçüncü Hukuk Zaferi
Şirketlerin aynı bölgede, aynı yaşam alanları üzerinde raporları ufak rötuşlarla değiştirerek ısrarla yürüttüğü ÇED süreçleri, hukukun ve yöre halkının iradesine takıldı. Muğla 1. İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararı, davalı idare ve ilgili şirket tarafından temyize taşınmıştı. Ancak Danıştay Dördüncü Dairesi, temyiz istemlerini reddederek mahkemenin iptal kararını haklı buldu. Böylece Bodrum’un yedi köyünü, ormanlarını, kuş göç yollarını, yarasalarını ve sulak alanlarını savunan yöre halkı, tam üçüncü kez hukuk önünde zafer kazanmış oldu.
Danıştay İptal Kararını Onadı: “Eksik ve Yetersiz ÇED”
Danıştay kararında, projeye dair hazırlanan ÇED raporunun ne kadar eksik ve yüzeysel olduğu bir kez daha gözler önüne serildi. Özellikle proje sahası ile ulusal öneme sahip Metruk Tuzlası Sulak Alanı arasındaki hayati ekolojik ilişkinin görmezden gelindiği, flora ve fauna incelemelerinin yetersiz kaldığı vurgulandı. Ağaç kesimlerinin yaratacağı erozyon riski, yol genişletme çalışmalarının doğaya vereceği tahribat ve kuş ile yarasa popülasyonları üzerindeki ölümcül etkilerin raporda bilimsel bir temele oturtulmadığı tespit edildi.
Kırsal Yaşam, Zeytin ve Üretim Ranta Teslim Edilmedi
Bu karar, sadece bir enerji santralinin iptali değil; aynı zamanda Bodrum’un kırsal kimliğinin, köy yaşamının ve bereketli topraklarının korunması anlamına geliyor. Yenilenebilir enerji adı altında, binlerce yıllık zeytin ağaçlarının, köylünün üretim alanlarının ve tarımın yok edilmesine izin verilmedi. Mahkeme kararı, enerjinin ancak doğayı, köylüyü, kültürü ve üretimi yok saymadığı sürece kamu yararı taşıyabileceğini net bir şekilde ortaya koydu.
Avukat Remzi Kazmaz: “Asıl Kazanılması Gereken Bodrum’un Geleceğidir”
Davanın gönüllü avukatlığını üstlenen ve süreç boyunca çeşitli baskılarla karşılaşıp beraat eden Çevre Aktivisti Av. Remzi Kazmaz, bu ısrarcı projelerin arkasında yatan asıl tehlikeye dikkat çekti. Kazmaz, RES projelerinin çoğu zaman sadece bir kılıf olduğunu, asıl hedefin Bodrum’un en değerli arazilerini imar beklentileri ve rant planlarıyla dönüştürmek olduğunu belirtti. Ankara’dan, yerelin sesi duyulmadan adrese teslim gönderilen bu projelere karşı verilen mücadelenin, kentin geçmişini ve geleceğini koruma davası olduğunun altını çizdi.
Ortak Mücadele ve Dayanışma Çağrısı
Bu zorlu hukuk mücadelesinde yedi köyün muhtarları, yaşam alanlarını savunan köylüler, çevre aktivistleri, bilim insanları, hukukçular ve o dönem Bodrum Belediye Başkanı olan Ahmet Aras omuz omuza vererek ortak geleceğe sahip çıktılar.
Avukat Remzi Kazmaz, Muğla genelinde; Akbelen’de, Deştin’de, Yatağan’da ve Milas’ta süren benzer çevre katliamlarına dikkat çekerek rehavete kapılmamak gerektiğini hatırlattı. Şirketlerin dördüncü kez aynı projeyle kapıyı çalma ihtimaline karşı uyarıda bulunan Kazmaz, doğasına ve toprağına vefa duyan herkesi tek tek değil, ortak bir dayanışma ruhuyla yaşam hakkını savunmaya davet etti. Ormanların, zeytinliklerin, sulak alanların ve köylerin sahipsiz olmadığını belirten Kazmaz, asıl kazanılması gerekenin tüm değerleriyle birlikte “Bodrum’un geleceği” olduğunu vurguladı.































