Domuz eti, yağ, jelatin, kozmetik, sabun, ilaç kapsülleri, kaçak çiftlik iddiaları ve milyonlarca turist…
Devlet üretimden tüketime kadar bu zinciri izliyor mu?
Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman. Devleti yönetenler de yıllardır dini hassasiyetleri siyasetin merkezinde tutuyor.
Alkol, faiz, helal gıda konuşuluyor. Neyin yenilip neyin yenilmeyeceği konusunda fetvaya varan tartışmalar yapılıyor.
Ama konu domuz yetiştiriciliğine, domuz etine, domuz yağına ve diğer ürünlere gelince garip bir sessizlik başlıyor.
Türkiye’de domuz yetiştiriliyor, domuz eti ticareti yapılıyor, domuz ürünleri ithal ve ihraç ediliyor. Bakanlığın geçmiş denetimlerinde dana eti diye satılan ürünlerde domuz eti tespit edilen vakalar da var.
Ama yıllardır cevabı verilemeyen basit bir soru bulunuyor:
“Bu domuzları kim yiyor?”
…
İnternette yıllardır Türkiye’de 80’den fazla domuz çiftliği bulunduğu ve yılda yaklaşık 3 milyon kilogram domuz eti üretildiği/tüketildiği ileri sürülüyor.
İstanbul’dan İzmir’e, Bursa’dan Adana’ya kadar çok sayıda il ve ilçe sıralanıyor.
Bu rakamların güncel ve ayrıntılı resmî dayanağını bulmak kolay değil.
Tam da bu nedenle soruyoruz:
Kaç ruhsatlı, kaç kaçak çiftlik var?
Yılda kaç domuz yetiştiriliyor ve kesiliyor?
Kaç ton et üretiliyor?
3 milyon kilogram denilen etin ne kadarı Türkiye’de tüketiliyor?
…
“Turistler yiyor” denebilir.
O halde Türkiye’nin turizm sahillerine bakalım.
Antalya’dan Alanya’ya, Kemer’den Side’ye, Marmaris’ten Fethiye’ye, Bodrum’dan Kuşadası ve Çeşme’ye kadar milyonlarca turistin ağırlandığı yüzlerce kilometrelik bir turizm şeridi var.
Binlerce otel, tatil köyü, restoran, bar ve yabancı müşteriye hizmet veren işletme faaliyet gösteriyor.
Eğer Türkiye’de üretilen ve ithal edilen domuz etinin önemli bölümünü turistler tüketiyorsa, bunun en görünür olduğu yerler bu sahiller olmalı.
Peki Antalya’da yılda kaç ton domuz eti tüketiliyor?
Bodrum’a kaç ton domuz eti ve domuz ürünü sevk ediliyor?
Kaç otel ve restoran domuz eti satın alıyor?
Kaç işletmenin menüsünde açıkça domuz eti bulunuyor?
Her şey dahil otellerde sunulan sucuk, salam, sosis, kıyma ve hazır et ürünlerinden yılda kaç numune alınıyor?
Kaçında hayvan türü tayini için DNA analizi yapılıyor?
Sonuçlar neden turizm bölgeleri ve iller bazında kamuoyuna açıklanmıyor?
Çünkü “turistler yiyor” demek kolay.
Ama milyonlarca kilogram etten söz ediyorsak ticari karşılığı bulunmalı.
Üreticisi, kesimhanesi, alıcısı, faturası, irsaliyesi ve vergisi belli olmalı.
Kısacası domuzun çiftlikten Bodrum’daki otele, Antalya’daki açık büfeye kadar ayak izi bulunmalı.
Peki var mı?
…
Domuz yetiştirmek sığırcılık yapmaya benzemiyor.
Domuz çok çeşitli yem maddeleriyle besleniyor, hızlı büyüyor ve yaklaşık altı ayda kesim ağırlığına ulaşıyor.
Bir dişi domuz yılda yaklaşık iki kez doğuruyor. Her doğumda ortalama 10-14 yavru dünyaya getiriyor. İyi koşullarda tek bir damızlık dişiden yılda 20-30 civarında yavru elde ediliyor.
Çoğunlukla yılda bir buzağı alınan inekle domuzun üretim hızını karşılaştırmak zor.
İşte kaçak üretimin ekonomik cazibesi burada başlıyor.
…
Sığır ve koyun etinin cep yaktığı bir ülkede merdiven altı üretici için bundan daha cazip bir “ucuz et fabrikası” düşünmek zor.
Domuz eti diye satarsa mesele yok.
Dana eti diye satarsa kâr katlanıyor.
Sucukta, salamda, sosiste, kıymada, hazır yemekte kullanırsa?
Bakanlığın geçmiş denetimlerinde başka hayvan eti adı altında satılan ürünlerde domuz eti tespit edilmiş olması bu soruları önemli hale getiriyor.
O halde yalnızca ruhsatlı çiftlikleri değil, kaçak üretimi de sormak gerekiyor:
“Kaç kaçak domuz çiftliği var?”
Kayıt dışı yetiştirilen domuzların sayısı biliniyor mu?
Nerede kesiliyorlar, etleri kimlere satılıyor?
Merdiven altı et ürünlerinde kullanılıyor mu?
Kaç işletmede hayvan türü tayini için DNA analizi yapılıyor?
Denetlenen ürünler toplam piyasanın yüzde kaçını oluşturuyor?
Yakalananlar sorunun tamamı mı, buzdağının görünen kısmı mı?
…
Domuz yalnızca et değil.
Yağı, derisi, kemikleri, bağırsakları ve kılları da ekonomik değere sahip.
Domuz kaynaklı hammaddeler dünyada sabun, kozmetik, kimya, jelatin, kolajen ve fırça üretimi gibi alanlarda kullanılıyor.
Kremler, rujlar, maskeler, sabunlar, ilaç kapsülleri, gıda takviyeleri, fırçalar ve doğal hayvan kılı kullanılan bazı diş fırçaları…
Elbette bunların her biri domuzdan üretilmiyor.
Soru şu:
“Kaynağını nasıl öğreneceğiz?”
Tüketici kullandığı hayvansal hammaddenin sığırdan mı, balıktan mı, domuzdan mı geldiğini etiketten anlıyor mu?
…
Gümrüklerde ürünler sayısal GTİP kodlarıyla sınıflanıyor. Bu normal bir uluslararası ticaret uygulaması.
Ancak jelatin, kolajen, yağ asitleri ve ileri derecede işlenmiş bazı ham maddelerde ürünün hangi hayvandan elde edildiğini dış ticaret istatistiklerinden her zaman anlamak mümkün değil.
Türkiye’ye giren hayvansal ham maddelerin kaynağı nasıl denetleniyor?
Belgeyle mi, laboratuvar analiziyle mi?
Her parti kontrol ediliyor mu, yoksa belirli sayıda numune mi alınıyor?
İleri derecede işlenmiş ürünlerde hayvan türü her zaman tespit ediliyor mu?
Ve tüketici satın aldığı ürünün kaynağını etiketten anlıyor mu?
…
Tarım ve Orman Bakanlığına, Ticaret Bakanlığına ve Sağlık Bakanlığına soruyoruz:
Türkiye’de kaç ruhsatlı ve kaç kaçak domuz çiftliği var?
Yılda kaç domuz yetiştiriliyor ve kesiliyor?
Kaç ton domuz eti üretiliyor?
Ne kadar domuz eti ve domuz yağı ithal ediliyor?
Bodrum, Antalya ve diğer turizm bölgelerinde yılda kaç ton domuz eti tüketiliyor?
Kaç otel ve restoranda hayvan türü tayini için DNA analizi yapılıyor?
Etler ve yan ürünler hangi sektörlere gidiyor?
İthal edilen jelatin ve diğer hayvansal ham maddelerin kaynağı nasıl denetleniyor?
Kozmetiklerde, sabunlarda, ilaç kapsüllerinde ve kişisel bakım ürünlerinde kullanılan hayvansal ham maddelerin kaynağı tüketiciye açıkça bildiriliyor mu?
Ve en önemlisi:
“Devlet domuzdan elde edilen ürünlerin nereye gittiğini biliyor mu?”
Biliyorsa açıklasın.
Çünkü mesele domuz eti tüketmek isteyenlerin ne yediği değil.
Mesele, domuz eti tüketmek istemeyen milyonlarca insanın yediği gıdanın, kullandığı ilacın, yüzüne sürdüğü kremin ve yıkandığı sabunun kaynağını bilme hakkı.
…
Müslüman ülke…
Müslüman yöneticiler…
Helal gıda söylemleri…
Ve cevabı bekleyen sorular:
Domuzları kim yiyor?
Kaçak çiftliklerde kaç domuz yetiştiriliyor?
Bodrum’a, Antalya’ya ve turizm sahillerine kaç ton domuz eti geliyor?
Yağını kim kullanıyor?
Yan ürünleri nereye gidiyor?
Devlet biliyorsa açıklasın.
Bilmiyorsa asıl sorun zaten burada.
Vatandaşın istediği çok basit:
“Ne yediğini, vücuduna ne sürdüğünü ve ne kullandığını bilmek.”































