Bu gece Bodrum’da büyük bir deprem olsa…
Kaç bina yıkılır?
Kaçı ayakta kalır?
Bilmiyoruz.
…
2017’de Bodrum sallandı.
Deniz çekildi.
Tsunami kıyıya ulaştı.
Dokuz yıl geçti.
Hâlâ içinde yaşadığımız binaların ne durumda olduğunu bilmiyoruz.
Asıl ürkütücü olan fayın ne zaman kırılacağı değil…
Başımızın üstündeki betonun ne kadar dayanacağı.
…
Bodrum Belediyesi 2024’te İnşaat Mühendisleri Odası ile protokol imzaladı.
1999 öncesi 10 bin yapı altı ayda taranacaktı.
Şimdi 2026’dayız.
Yeni protokol…
Yeni hedef:
3 bin bina.
10 binden 3 bine…
Yüzde 70 eksilme.
Bu neyin tasarrufu?
Belediye açıklasın:
10 bin binadan kaçı incelendi?
Kaçı riskli çıktı?
Rapor nerede?
Hedef neden yüzde 70 küçüldü?
Çünkü eksilen yalnızca bir rakam değil…
7 bin bina.
Ve o binaların ne durumda olduğunu bilmiyoruz.
…
Belki de Bodrum’un gerçek yapı stokuyla yüzleşmekten çekiniyoruz.
Çünkü ciddi bir denetimde sadece beton ortaya çıkmaz.
Projeye aykırılıklar çıkar.
Kaçaklar çıkar.
Ruhsatlar çıkar.
İskânlar çıkar.
İmzalar çıkar.
Sonunda da şu soru gelir:
“Buna kim izin verdi?”
…
Yakaköy’e bakalım.
Halk arasında “Van Köy” olarak anılan bölgede yıllardır kaçak yapılaşma tartışılıyor.
Belediye geçmişte yıkıma gitti.
İki bina yıkıldı.
Sonra onlarca yeni bina yükseldi.
İki binayı yıkıp onlarcasının yapılmasını seyretmek kaçak yapılaşmayla mücadele midir?
Peki muhtar?
Mahallesinde temel kazılıyor…
Beton dökülüyor…
Katlar yükseliyor…
Bunların görülmemesi mümkün mü?
Yakaköy Muhtarlığı belediyeye kaç kaçak yapı ihbarında bulundu?
Varsa belgelerini açıklasın.
Yoksa neden?
…
Üstelik mesele artık yalnızca kaçak yapı değil.
Can güvenliği.
Bazı sokaklarda ambulans bile zor ilerliyorsa büyük bir depremde ne olacak?
Bir bina yola çökerse itfaiye nasıl girecek?
Arama kurtarma nasıl ulaşacak?
İmar barışı belgesi betonu sağlamlaştırmıyor.
Evrak binayı ayakta tutmuyor.
Belediye açıklasın:
Yakaköy’de kaç yapı ruhsatlı?
Kaçı yapı kayıt belgeli?
Kaçı kaçak?
Kaçında yıkım kararı var?
Kaçı deprem açısından incelendi?
…
Bir de mühürler var.
2025’te bazı büyük inşaatlar mühürlendi.
2026’da bakıyoruz…
Bazılarında mühür yok.
İnşaat devam ediyor.
Bazılarında iskân süreçleri ilerliyor.
Ne değişti?
2025’te neden mühürlendi.?
2026’da hangi belgeyle devam izni verıidi ?
Aykırılıklar giderildiyse açıklayın.
Yeni ruhsat varsa gösterin.
Mahkeme kararı değiştiyse söyleyin.
Dün “dur” denilen inşaata bugün kim, hangi gerekçeyle “devam et” dedi?
Yetkili biri dudaklarını aralayıp açıklasın.
Her şey yasalsa mesele kapanır.
Açıklanamıyorsa…
Mesele yeni başlar.
…
Ortakent’teki Midpoint’in bulunduğu AVM ise ciddi bir soru işareti.
Dilatasyon, projeye aykırılık ve iskân tartışmalarını daha önce yazdık.
Şimdi “tadilat ruhsatı”ndan söz ediliyor.
İyi de…
Neyin tadilatı?
Dilatasyon sorunu iddiası varsa nasıl giderilecek?
Yapının bir bölümü mü yıkılacak?
Başka bir mühendislik çözümü mü uygulanacak?
Dilatasyon boya-badana değildir; deprem güvenliği açısından önemli bir mühendislik meselesidir.
O halde belediye açıklasın:
Tadilat ruhsatıyla hangi aykırılık, nasıl giderilecek?
Onaylı proje ve mühendislik raporu ne diyor?
Soracağız…
Belki yine dudaklar kilitlenecek.
Ama sessizlik soruları bitirmiyor.
Şüpheyi büyütüyor.
Tadilat mı yapılıyor?
Yoksa sorunlar kâğıt üzerinde mi çözülüyor?
Bodrum bunu bilmek zorunda.
…
Aslında mesele Midpoint değil.
Yakaköy değil.
Mührü sökülen tek bir şantiye de değil.
Mesele sistem.
AVM’ler…
Oteller…
Okullar…
Hastaneler…
Kamu binaları…
Her gün binlerce insanın kullandığı yapılar…
Hangilerini gerçekten denetledik?
Hangilerinin deprem güvenliğinden eminiz?
…
17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti.
2017 Bodrum-Kos depreminin üzerinden dokuz yıl geçti.
Artık yeni protokol değil…
Sonuç istiyoruz.
2024’teki 10 bin binanın hesabını açıklayın.
Neden 3 bine düştüğünü açıklayın.
Riskli yapıların sayısını açıklayın.
Yakaköy’ü tarayın.
Mühürlerin neden söküldüğünü açıklayın.
AVM’leri, otelleri, okulları, hastaneleri denetleyin.
Bodrum’un deprem karnesini Bodrumlulardan saklamayın.
…
Çünkü deprem geldiğinde…
Ruhsat sormayacak.
İskâna bakmayacak.
İmar barışını tanımayacak.
Mührün neden söküldüğünü merak etmeyecek.
Birkaç saniye sallayacak.
Ve yıllardır görmezden geldiğimiz, kılıfına uydurduğumuz ne varsa…
Hepsini ortaya çıkaracak.
O gün hiç kimse…
“Haberimiz yoktu” diyemeyecek.































