Anne babalar çocuklarına bir şeyler öğretirken kendileri de öğreniyor… Sabretmeyi, dinlemeyi, öfkelenince hemen parlamamayı, yanlış yaptığında özür dilemeyi… Çocuk büyürken anne baba da onunla birlikte değişiyor.
…
Çocuklar, büyüklerin söylediklerinden çok yaptıklarına bakıyor. “Yalan söyleme” deyip sonra işine gelince gerçeği değiştiren anne babayı da görüyor. “Bağırma” diye uyarıp kendisi bağıran yetişkini de… Çocuk belki o anda sesini çıkarmıyor ama evde gördüklerini aklının bir köşesine yazıyor.
…
Onun için anne baba ara sıra kendine de sormalı: “Ben nasıl davranıyorum? Çocuğum benden ne öğreniyor?” Çocuk öfkelenince hemen susturmak kolay… Asıl zor olan, “Seni ne kızdırdı?” diye sorup dinlemek. Ama çocukla aramızdaki bağı güçlendiren de bu çaba.
…
Çocuk bir hata yaptığında hemen kızmak yerine, “Bundan sonra ne yapabiliriz?” diye konuşalım. Çünkü bazen yanlış yapan yalnızca çocuk olmuyor. Anne baba da fazla sert konuştuğunu, çocuğu dinlemeden karar verdiğini fark edebiliyor. Böyle zamanlarda özür dilemek anne babayı küçültmez. Çocuğa, hata yapan insanın özür dileyebileceğini gösterir.
…
Anne babanın her zaman sakin ve kusursuz olması beklenemez. Hepimiz yoruluyor, bazen sabrımızı kaybediyoruz. Ama yanlışımızı fark edince üstünü örtmeyelim. “Az önce sana bağırdım, bu doğru olmadı” diyebilelim. Çocuk, özür dilemenin ve hatayı düzeltmeye çalışmanın ne demek olduğunu evde öğrenir.
…
Çocuğu korumak başka, onun yapabileceği her işi elinden almak başka… Ayakkabısını bağlayabiliyorsa biraz uğraşmasına izin verelim. Ödevini kendi yapabiliyorsa hemen başına oturup onun yerine çözmeyelim. İşleri çabucak bitiririz ama çocuk kendi başına denemeyi öğrenemez. Yaşına uygun sorumluluk vermek, “Sana güveniyorum” demenin bir yoludur.
…
Her çocuk aynı değil. Kimi hemen konuşur, kimi içine atar. Kimi çabuk öğrenir, kimi daha çok zamana ihtiyaç duyar. Kardeşleri birbiriyle yarıştırmak yerine, her çocuğu kendi hâliyle tanımaya çalışalım. Susunca hemen “saygısız” demeyelim; başarısız olunca “tembel” diye damga vurmayalım. Önce bir durup, “Acaba ne yaşıyor?” diye düşünelim.
…
Anne babalık, çocuğa durmadan akıl vermek değil… Bazen susup onu dinlemek, bazen de “Ben burada yanlış yaptım” diyebilmektir. Çocuk büyürken anne baba da kendi öfkesini, alışkanlıklarını ve korkularını tanır.
Çocuğa yol gösterirken onunla birlikte yürürüz… Sonunda aklında en çok kalan, verdiğimiz öğütler değil; evde bize bakarken gördükleri olur.































