Muğla’nın tarihî ve manevi mirasları arasında yer alan Üç Erenler Türbesi, bugün bakımsız görüntüsüyle içler acısı bir durumda. Menteşe ilçesi Emirbeyazıt Mahallesi Üçler Sokak’ta bulunan alanda, geçmişte mescit ve türbenin yer aldığı yapıların kalıntıları bulunuyor. Ancak tarihî alanın çevresinde grafitiler ve çöpler dikkat çekerken, herhangi bir yönlendirme levhası da bulunmuyor.
Muğla’nın önemli yapılarından biri olan alanın, mevcut durumuyla korunmaya ihtiyaç duyduğu görülüyor. Prof. Dr. Nâmık Açıkgöz, Üç Erenler’in tarihini ve bölgenin geçmişten bugüne yaşadığı değişimi anlatarak alanın yeniden gündeme taşınması gerektiğini belirtti.
“Üç Erenler, Muğla’nın manevi zenginliğidir”
Prof. Dr. Nâmık Açıkgöz, Üç Erenler’in Yıldırım Bayezid döneminde Muğla’ya gelen üç Horasan ereni olduğunu belirterek, “Üç Erenler, Birinci Bayezid zamanında Muğla’ya gelmiş üç tane Horasan erenidir. Bunlar buraya gelip Hacı Bayram-ı Veli’ye bağlı olan Bayramî tarikatının buradaki faaliyetlerini yürütmüşlerdir. Bayramî geleneğinin tasavvufi öğretilerini halka yaymışlardır” dedi.
Üç kardeşin Salih, Ömer ve Mehmet isimlerini taşıdığını aktaran Açıkgöz, bu kişilerin Muğla’nın manevi hayatında iz bıraktığını ifade etti.
1572 yılında mescit ve türbe inşa edildi
Bölgede geçmişte bir külliye bulunduğunu anlatan Açıkgöz, alandaki yapıların mescit, türbe ve bir evden oluştuğunu belirtti. 2010 yılında konservasyon gerçekleştirilip yapıların kopyasının yapıldığını aktardı.
Yapının kitabesinden elde edilen bilgilere göre mescit ve dergâhın 1572 yılında inşa edildiğini belirten Açıkgöz, kitabede Mustafa Çelebi’nin adının yer aldığını kaydetti.

Üç Erenler’in mezarları 1937’de taşındı
Üç Erenler’in mezarlarının uzun yıllar türbenin bulunduğu alanda kaldığını anlatan Açıkgöz, şehir planlaması çalışmaları nedeniyle 1937 yılında mezarların taşındığını belirtti.
Açıkgöz, “1937 yılına kadar burada, türbede mezarlar vardı. Ancak 1937 yılında şehir planlaması gereği buradaki üç erenin mezarı, Hamursuz Tepesi eteğindeki mezarlığa nakledilmiş. Zaten buraya Üç Erenler denmesinin sebebi de bu üç erendir” ifadelerini kullandı.
“Kara servinin izini sürerek burayı buldum”
Alanı nasıl keşfettiğini anlatan Açıkgöz, 1994 yılında bölgedeki kara servi ağacının izini sürerek tarihî kalıntılara ulaştığını söyledi.
Açıkgöz, “1994 yılında geldiğimde kara servi ağacını takip ederek buraya ulaştım. Buranın toprak yığını olduğunu gördüm. Çünkü bu binalar yıkılmış ve alan bu şekilde kalmıştı” dedi.
Tarihî alanın yeniden ortaya çıkarılması için girişimlerde bulunduklarını belirten Açıkgöz, dönemin Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün’ün desteğiyle konservasyon çalışması yapıldığını, arkeolog Prof. Dr. Adnan Diler ve bölge sakinlerinden Ömer amcanın da çalışmalara katkı sunduğunu ifade etti.

“Koruma çalışması yapıldı ama yeterince korunmadı”
Yürütülen çalışmalarla mescit ve türbenin temel kalıntılarının ortaya çıkarıldığını belirten Açıkgöz, ev bölümünün ise bulunamadığını kaydetti. Kalıntıların korunması amacıyla duvarların belirli bir yüksekliğe kadar yükseltildiğini aktaran Açıkgöz, sonraki süreçte alanın yeniden bakımsız kaldığını dile getirdi.
Mevcut duruma tepki gösteren Açıkgöz, “Burası böyle mezbelelik bir yer olmaktansa hiç olmazsa bir mimari geleneğin yansıması olarak korumak üzere inşa edildi. Fakat çok acı, burası inşa edildikten sonra içine ağaç dikildi. Yani yarın öbür gün birisi gelir de burada bir türbe vardı, mescit vardı, bunları tekrar ihya edelim dese ağaçları kestirmeyecekler. Fakat yanlış. Ağaçlar sonra dikildi” diye konuştu.
Tarihî alan bakımsızlığa terk edildi
Bugün Üçler Sokak’ta bulunan tarihî alanın çevresinde grafitiler ve çöpler göze çarparken, kalıntıların tarihî ve kültürel önemini anlatan bir levhanın bulunmaması da dikkat çekiyor. Koruma amacıyla yükseltilen duvarların bazı bölümlerindeki bozulmalar, alanın bakım ihtiyacını ortaya koyuyor.
Üç Erenler’in hikâyesinin ve bölgenin mimari geçmişinin yeterince görünür olmadığına işaret eden mevcut tablo, tarihî mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunu yeniden gündeme getiriyor.
“Üç Erenler’e sahip çıkmak Muğla’nın borcudur”
Alanının yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nâmık Açıkgöz, tarihî kalıntıların Muğla’ya hem mimari hem de manevi zenginlik kattığını belirtti.
Açıkgöz, “Belediyenin bu işe tekrar el atıp buradaki şehre zenginlik katan, mimari zenginlik katan, aynı zamanda manevi ve tasavvufi zenginlik katan Üç Erenler’e sahip çıkmanın Muğla’nın borcu olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Muğla’nın geçmişinden izler taşıyan Üç Erenler alanının temizlenmesi, bakımının yapılması, tarihî dokusunun korunması ve bilgilendirme levhalarıyla tanıtılması bekleniyor.




























