Bir Kent Önce Seslerini Kaybeder…
Bir gün…
Çocuklar artık sokakta bir köpeğe isim vermiyorsa…
Sabah olduğunu keklikler haber vermiyorsa…
Pencerenizin önüne kumrular konmuyorsa…
Martılar denizi bırakıp çöplükleri seçiyorsa…
Domuzlar ormandan çıkıp evlerin önünde yiyecek arıyorsa…
Durup düşünmenin zamanı gelmiştir.
Çünkü değişen yalnızca doğa değildir…
Değişen…
Bir kentin hafızasıdır.
…
Bodrum bugün sokak hayvanlarını konuşuyor…
Oysa yıllardır sessizce kaybettiklerimizi konuşmuyor.
Keklikleri…
Kumruları..
Mandalina bahçelerini…
Sessiz sabahları…
Mahalle kültürünü…
Ve birlikte yaşama kültürünü…
…
Belki de yıllardır yanlış soru gündemde.
“Köpekler ne olacak?”
Oysa asıl soru çok daha büyük.
Bodrum ne olacak?
Çünkü bir kenti ayakta tutan yalnızca yolları değildir…
Marinaları değildir…
Otelleri değildir…
Lüks siteleri değildir…
Bir kenti ayakta tutan…
Sabah duyduğu kuş sesidir…
Mahallenin köpeğidir…
Gökyüzünde süzülen martısıdır…
Ormanında dolaşan kekliğidir…
Ve insanın, bütün bu canlılarla aynı gökyüzünü paylaşabilmesidir.
…
İşte bu yüzden…
Bu yazı bir sokak hayvanları yazısı değildir.
Bu yazı…
Bir kentin vicdanını…
Doğasını…
Ve kaybetmeye başladığı hafızasını anlatma çabasıdır.
Çünkü…
Bir kent, önce kuşlarını kaybeder…
Sonra sessizliğini…
En sonunda ise kendisini…































