Bodrum Kumbahçe’de hayata geçirilmesi planlanan yeni feribot iskelesi ve yat bağlama projesi, ilçenin oksijen kaynağı olan deniz çayırlarını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, “Projeler halka ve doğaya rağmen olmaz” diyerek yaklaşan ekolojik yıkıma dikkat çekti.
Bodrum Yolcu Limanı İşletmeleri A.Ş. tarafından Kumbahçe Mahallesi, Mantar Burnu mevkiinde yapımı planlanan Feribot İskelesi ve Tekne Yanaşma Yeri Projesi, ilçenin deniz ekosistemi için büyük bir tehdit oluşturuyor. Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp’in bölgede yaptığı detaylı incelemeler, projenin hayati öneme sahip deniz çayırları (Posidonia oceanica) üzerinde katastrofik bir etki yaratacağını gözler önüne serdi. Zaman daralırken, uzmanlar Bodrum’un kalbinde yaşanacak bu tahribata karşı acil önlem alınması gerektiği konusunda uyarıyor.
Deniz Çayırları Baskılara Rağmen Direniyor
Dr. Gökalp’in sahadaki değerlendirmelerine göre, Kumbahçe bölümündeki deniz çayırları mevcut Halikarnas İskelesi’nin yarattığı baskıya rağmen hayatta kalma mücadelesi veriyor. Ufak teknelerin çok fazla etkilemediği bu sağlıklı alanlar, ne yazık ki büyük gulet ve yatların bilinçsiz çapalamaları nedeniyle günden güne zayıflıyor. Bodrum Kalesi tarafında çapalama faaliyetlerinin nispeten az olması sayesinde çayırların daha sağlıklı kaldığı gözlemlenirken, katamaran gibi büyük deniz araçlarının çapalarının bölgeye verdiği zarar net bir şekilde görülüyor. Deniz çayırlarının hızla azaldığına dikkat çeken bilim insanları, Bodrum kıyılarında ekolojik çapalama sistemine ilk olarak bu bölgede, acilen geçilmesi gerektiğini vurguluyor.
Proje Alanı Tamamen Çayır Yatağının Üzerinde
İnşaatın planlandığı alanın Kısım A ve Kısım B olarak adlandırılan bölgelerinde durum çok daha kritik bir hal alıyor. Tamamen deniz çayırı yatağı olan Kısım B’nin yanı sıra, Kısım A’nın kıyı bölümünün şu an şaşırtıcı derecede iyi durumda olduğu belirtiliyor. Ancak, tam bu nefes alan havzaya inşa edilmesi planlanan yeni feribot iskelesi, yüz otuz tekne kapasiteli bağlama alanı, beach club ve idari binalar, bu ekosistem için geri döndürülemez bir yıkım anlamına geliyor. Atık alım sistemlerinin tam anlamıyla çalışmadığı mevcut düzende, yüzlerce yatın yaratacağı kirlilik ve altyapı çalışmalarının deniz çayırlarını tamamen haritadan silmesinden endişe ediliyor. Özellikle doğu kesiminde kalan ve tekne baskısı olmayan kısımların bile bu devasa projeden olumsuz etkileneceği öngörülüyor.
Doğaya ve Halka Rağmen Proje Olmaz
Deniz çayırlarının sağlığının aslında tüm Bodrum’un ve bölge halkının sağlığı demek olduğunun altını çizen Dr. Mert Gökalp, bu canlıların kıyı erozyonunu önlediğini, denizi temiz tuttuğunu, devasa bir karbon yutağı ve oksijen kaynağı olduğunu hatırlatıyor. Çayırların aynı zamanda deniz canlıları için hayati bir barınma, beslenme ve üreme alanı sunduğunu belirten uzmanlar, bu canlıların ölümüne korunması gerektiğini ifade ediyor. Bilim insanları projelere tamamen karşı çıkmak yerine, önümüzdeki yıllarda Bodrum kıyılarını komple etkileyecek potansiyele sahip bu tür adımların nitelikli çevre danışmanları tarafından tarafsızca yeniden değerlendirilmesini talep ediyor. “Projeler halka rağmen olmaz, halkla beraber olur” diyen Dr. Gökalp, projenin şu haliyle yeniden düşünülmesi gerektiği gerçeğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
KAYNAK: XBODRUM






























