Bargilya’nın kaderi galiba çoktan çizildi.
Hem de gizli kapaklı değil…
“Kör parmağım gözüne” örneği.
Hızlı… Açık… Ve hunharca…
…
Muğla’nın Milas ilçesi Boğaziçi Mahallesi’ndeki Tuzla, yani Bargilya Sulak Alanı…
Flamingoların gökyüzünü pembeye boyadığı, yüzlerce kuş türünün barındığı eşsiz bir ekosistem.
Şimdi çevresine bakın…
Binlerce konut…
Oteller…
AVM…
Golf sahası…
Ve Muğla Su İnisiyatifi’nin gündeme taşıdığı, sulak alana yüzlerce kamyonla tonlarca dolgu yapıldığı iddiası.
Mesele birkaç kamyon toprak değil.
Mesele Bargilya’nın adım adım kuşatılması.
…
Bir dönem yaklaşık 3 bin 700 konutla gündeme gelen dev proje, bugün yaklaşık 4 bin villa söylemiyle yeniden karşımızda.
Üstelik işin içine futbol da sokuldu.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, A Milli Takım futbolcularına buradan villa verileceğini söyledi.
Milli Takım ile Bargilya’daki binlerce villalık gayrimenkul projesinin ne ilgisi var?
Futbolcular gol atacak…
Türkiye sevinecek…
Flamingoların yanı başındaki villaların reklamı mı yapılacak?
…
Bargilya’da trajikomik bir görüntü daha var.
Bölgede yükselen otelin tepesine flamingo figürü yerleştiriliyor.
Aşağıdaki gerçek flamingonun yaşam alanını betonla kuşat…
Sonra flamingoyu binanın tepesine çıkar!
Canlısına aşağıda yer bırakma, heykeline gökyüzünde yer aç!
…
Bir de golf sahası var.
Bodrum-Milas sıcağında onlarca hektarlık çimi yaz boyunca yemyeşil tutmanın faturası yılda yüz binlerce ton suya, koşullara göre yarım milyon tona yaklaşabilir.
Peki bu su nereden gelecek?
Yeraltından mı?
Şebekeden mi?
Arıtılmış sudan mı?
Denizden mi?
Bodrum ve Milas susuzluğu, yeraltı sularında tuzlanma tehlikesini konuşurken soru basit:
Kimin suyuyla?
…
Sonra birkaç güneş paneli koyar, üç zeytin ağacı diker, biraz begonvil eker, broşüre flamingo fotoğrafı basarız.
Adına da:
“Doğayla iç içe yaşam” deriz.
Oysa Bargilya’nın yapay göle ihtiyacı yok.
Zaten gölü var.
Flamingo heykeline ihtiyacı yok.
Zaten flamingosu var.
Bargilya’nın ihtiyacı olan tek şey:
Rahat bırakılmak.
…
Bargilya sıradan bir boş arazi değil.
Koruma statüleri bulunan, ulusal öneme sahip bir sulak alan.
Bir yere “korunması gereken hassas alan” diyorsunuz…
Sonra çevresinde binlerce konutu, otelleri, AVM’yi ve golfü tartışıyoruz.
Nasıl bir koruma bu?
…
Şimdi gelelim siyasete.
Projelerin önemli bölümü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı üzerinden ilerleyebilir.
Plan Ankara’dan çıkabilir.
Yetki Bakanlıkta olabilir.
İyi de…
Arazi Ankara’da değil ki!
Burası Muğla.
Burası Milas.
Suyu bizim.
Yolu bizim.
Kuraklığı bizim.
Flamingosu bizim.
Betonu ise nedense hep başkalarının!
…
Peki Milas Belediyesi nerede?
Muğla Büyükşehir Belediyesi nerede?
Hangi planlara itiraz edildi?
Kaç dava açıldı?
Hangi kararların karşısında duruldu?
Açıklayın.
“Yetki bizde değil” demek yetmez.
…
Türkiye’de merkezi hükümet ile muhalefet belediyeleri arasındaki mücadeleyi yıllardır izliyoruz.
Soruşturmalar, müfettişler, davalar, operasyonlar, siyasi restleşmeler…
Peki Muğla’nın milyarlarca liralık kıyıları ve dev turizm-gayrimenkul projeleri söz konusu olduğunda neden aynı gürültüyü duymuyoruz?
Neden herkes birden sessizleşiyor?
Kimseyi suçlamıyorum.
Ama sormak zorundayım:
Muğla, siyaseten kavga edilen ama rant söz konusu olduğunda ortak sessizliğe gömülen bir bölge haline mi geliyor?
Değilse çıkın anlatın.
İtirazlarınızı, davalarınızı gösterin.
Tarafınızı gösterin.
…
Bir de Milas Kent Konseyi var.
Siz neredesiniz?
Bargilya Milas’ta.
Sulak alan Milas’ta.
Dolgu Milas’ta.
Binlerce konutluk proje Milas’ta.
Neden halkı yanınıza almıyorsunuz?
Bilim insanlarını, çevrecileri, şehir plancılarını, mühendisleri ve hukukçuları çağırın.
Bir Bargilya Forumu düzenleyin.
Haritayı duvara asın.
Villaları, otelleri, AVM’yi, golf sahasını, dolgu alanlarını ve su kaynaklarını gösterin.
Milaslı görsün…
Muğlalı görsün…
Bodrumlu da görsün…
Bargilya’nın başına ne geliyor?
…
Evet, Bargilya Bodrum değil.
Milas.
Ama Bodrum da “Beni ilgilendirmez” diyemez.
Binlerce konutun trafiği Bodrum-Milas yoluna çıkacak, su kaynaklarına gelecek yük bütün bölgeyi etkileyecek.
Bodrum Belediyesi ve Bodrum Kent Konseyi baş aktör olmayabilir.
Ama komşusunun evi yanarken pencereden seyreden komşu durumuna da düşmemeli.
Asıl sorumluluk Milas’ta…
Büyük siyasi sorumluluk Muğla’da…
Bodrum’a düşen ise ses ve destek vermek.
…
Muğla Su İnisiyatifi soruyor:
Bu dolguyu kim yapıyor?
Hangi izinle?
Ne kadar malzeme döküldü?
Koruma altındaki böylesine hassas bir alanda bütün bunlar nasıl yapılabiliyor?
Bu sorulara cevap istemek için çevreci olmaya gerek yok.
Muğlalı olmak yeter.
…
Çünkü doğanın belediye sınırı yok.
Su Milas-Bodrum tabelasını tanımaz.
Flamingo imar planı okumaz.
Bugün dolgu…
Yarın yol…
Sonra villa, otel, AVM, golf…
En sonunda kaybettiğimiz doğanın ortasına birkaç ağaç dikip tabelayı asarız:
“Doğayla iç içe yaşam.”
Hayır.
Bargilya zaten doğanın kendisi.
…
O nedenle hükümete, Milas Belediyesi’ne, Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne, Milas Kent Konseyi’ne, milletvekillerine ve meslek odalarına soruyorum:
Bargilya gözümüzün önünde değişirken siz neredesiniz?
Yetki sizde olmayabilir.
Peki irade sizde mi?
…
Çünkü Bargilya’nın kaderi çiziliyor.
Hızlı… Açık… Ve hunharca…
Bugün susarsak yarın çocuklarımızı o yüksek otelin tepesindeki flamingo figürünün önüne götürüp şöyle diyeceğiz:
“Bak evladım… Bir zamanlar bunun canlıları aşağıda yaşardı.”































