Çocuğun üzerinde dolaşırken, kendi ayakları üzerinde durmasını engellemeyin.
…..
Çocuk üzülmesin diye ev susuyor. Yorulmasın diye çantasını başkası taşıyor. Yanlış yapmasın diye kararlarını anne babası veriyor.
Küçük bir saray kurulmuş; herkes hizmette…
Dışarıda ise kimse sarayın kurallarını tanımıyor.
Psikologların dikkat çektiği mesele, sevginin çokluğu değil, müdahalenin çocuğun yaşına ve becerilerine uygun olup olmadığı. Yapabileceği işleri üstlenmek, kararlarını vermek ve her güçlüğünü kaldırmak, bağımsızlığını geliştirmesini zorlaştırıyor.
“Sen bizim her şeyimizsin” sözü bile yük olabiliyor: Annemi üzmemeliyim, babamı hayal kırıklığına uğratmamalıyım…
Çantası yetmiyormuş gibi ailenin mutluluğu da omzunda.
…
Okulda sınav yalnızca matematikten gelmiyor.. Her düşük notta öğretmeni suçlayan ebeveyn, çocuğun hatasını görmesini engelliyor.
Ödev kusursuz ama öğrenen kim? Çocuk mu, karton kesen anne mi?
Amerikan Psikoloji Birliği’nin aktardığı araştırma, aşırı kontrolün duygu ve davranışlarını düzenleme güçlükleriyle, okul ve sosyal çevreye uyum sorunlarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Çocuk hekimleri de küçük anlaşmazlıkları hemen devralmak yerine, çocuğa çözüm araması için rehberlik edilmesini öneriyor. Zorbalığa müdahale gerekir; fakat her hoşnutsuzluk tehlike değildir.
Kardeşler varsa terazi daha da önemli. Birinin hatası örtülüyor, diğerininki aile toplantısına dönüşüyor. Birine hizmet, ötekine “Sen büyüksün, idare et”…
Aynı ev, iki ayrı çocukluk…
Araştırmalar, ilgi ve disiplin bakımından farklı muamelenin çocukların iyilik hâli ve aile ilişkileriyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Oğlana “Gez, hayatı öğren”, kıza “Otur, başına bir şey gelir” denebiliyor. Oğlanın yatağı toplanırken kızdan kardeşini de idare etmesi bekleniyor. Sonra birinden girişkenlik, ötekinden evin yükünü paylaşması isteniyor.
Çocukken öğretmediğimizi yetişkinken istemek ne kolay!
…
Sevgi yarışa, sorumluluk cezaya, korunmak da ayrıcalığa dönüşmemeli.
…
Bazen yalnızca bir ebeveyn aşırı koruyor. Biri sınır koyuyor, öteki kaldırıyor. Çocuk sorumluluğunu değil, istediği cevabı hangi ebeveynden alacağını öğrenebiliyor.
“Ben seni koruyorum, o seni anlamıyor” sözü ise çocuğu taraf seçmeye itiyor. Oysa anne babanın anlaşmazlığında çocuk ne hakemdir ne müttefik.
…
Çocuğu koruyalım derken onu birimize bağımlı, ötekimize yabancı hâle getirmeyelim.
…
2024’te yayımlanan, 53 araştırmayı birleştiren değerlendirme, helikopter ebeveynliği daha yüksek kaygı ve depresif belirtilerle; daha düşük akademik uyum, kendi yeterliliğine güven ve kendini düzenleme becerileriyle ilişkili buluyor. Bu ilişkilerin gücü, aşırı müdahalenin anneden veya babadan gelmesine göre anlamlı biçimde değişmiyor.
Kanada’da 491 üniversite öğrencisiyle yapılan araştırmada, daha fazla helikopter ebeveynlik bildiren gençlerin kariyere uyum becerileri daha düşük, mesleki kararlarıyla ilgili kendilerinden şüpheleri daha yüksek bulunuyor.
779 evlenmemiş üniversite öğrencisinin incelendiği başka bir araştırmada, helikopter ebeveynlik bekârlığı daha avantajlı görme ve daha geç evlenme beklentisiyle ilişkili çıkıyor. Bu, evliliklerinin başarısız olacağı anlamına gelmiyor; çalışma boşanmayı veya evlilik mutluluğunu ölçmüyor.
Yine de evlilikte iki kişinin ihtiyaçları ve sorumlulukları olduğunu hatırlamak gerekiyor. Sürekli hizmet beklemek de sürekli kendinden vazgeçmek de ortak hayatı zorlayabilir.
…
Eş, aile sarayına yeni atanmış bir hizmetli değildir.
…
Bilim bir “hayatta başarı yüzdesi” vermiyor, çocuğun kaderini mühürlemiyor. Uzmanların önerdiği yaklaşım, sıcak sevgiyle açık sınırları birlikte sunmak; çocuğu dinlemek ve yaşına uygun sorumluluk vermek.
Çantasını taşısın, sözünü söylesin, hatasını düzeltsin. Üzüldüğünde yanında olalım; her üzüntüyü silmeye çalışmayalım. Yolundaki her taşı biz kaldırırsak, biz olmadığımızda o yolu nasıl yürüyecek?
….
Çocuğumuzu öyle sevelim ki bir gün biz olmadan da hayatını kurabilsin.
Pedagog/Psikolojik Danışman Kayane Kutlu




























