Söke–Ortaklar karayolundan geçiyorsunuz…
Hava 40 dereceye dayanmış.
Toprak susuz.
Çiftçinin gözü gökyüzünde.
Devlet kuraklığı konuşuyor.
Ama yol üzerindeki bazı çöp şiş restoranlarının önünde fıskiyeler çalışıyor.
Su havaya…
Bahçeye…
Yol kenarına püskürtülüyor.
Serinlik olsun.
Toz kalkmasın.
Yoldan geçen sürücü dönüp baksın, arabasını çeksin, çöp şiş yesin.
Hatta bazı noktalarda su öylesine tazyikli püskürtülüyor ki, altından geçen otomobiller hem serinliyor hem de adeta bedavadan yıkanıyor.
…
Manzara komik…
Ama harcanan suyu düşününce insanın gülesi gelmiyor.
Eskilerin sözü geliyor akla:
“Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider sı………”
…
Çünkü burası yağmur ormanları değil.
Burası Söke.
Burası Büyük Menderes Havzası.
Ve suyumuz sandığımız kadar bol değil.
Üstelik Tarım ve Orman Bakanlığı, kuraklık riskine dikkat çekerek Söke ve Kuşadası’nın 2050’ye kadar içme suyu ihtiyacını güvenceye almak amacıyla 67 kilometrelik yeni isale hattı yapılacağını açıkladı.
Bir tarafta 2050’nin suyunu güvence altına almaya çalışıyoruz…
Diğer tarafta bugünün suyunu müşteri çekmek için havaya püskürtüyoruz.
Bu nasıl su politikası?
…
Debiyi ölçmedik.
Bu nedenle “şu kadar ton su harcanıyor” diye kesin bir rakam vermek doğru olmaz.
Ama gördüğümüz manzara ortada.
Birden fazla noktadan, tazyikli biçimde ve saatler boyunca su püskürtülüyor.
Basit bir varsayımla bile tek bir işletmede günde yaklaşık 20–30 ton suyun bu şekilde kullanılabileceği ortaya çıkıyor.
Bunu 15–20 restoranla, haftalarla, aylarla çarpınca ortaya çıkacak miktarı düşünün.
Gerçek rakamı biz bilmiyoruz.
Ama devlet bilmek zorunda.
…
Asıl soru şu:
Bu su nereden geliyor?
Yeraltı kuyularından mı?
Şebekeden mi?
Tarımsal sulama için ayrılmış bir kaynaktan mı?
Tankerle mi getiriliyor?
Başka bir kaynaktan mı temin ediliyor?
Her durumda kamuoyunun bilmeye hakkı var.
Çünkü suyun kaynağı değişse de israf değişmiyor.
Şebeke suyuyla yapılıyorsa başka bir skandal…
Yeraltı suyuyla yapılıyorsa başka bir tehlike…
Tarımsal amaçla tahsis edilmiş sudan kullanılıyorsa çok daha ciddi bir mesele.
Yetkililer önce bunun cevabını versin.
…
Eğer kullanılan su yeraltından çekiliyorsa işin bir başka tehlikeli boyutu daha var:
Yeraltı suyunun tuzlanması.
Söke Ovası denize yakın bir havza.
Kıyı bölgelerinde yeraltından aşırı su çekilmesi tatlı su ile tuzlu su arasındaki doğal dengeyi bozabiliyor.
Deniz suyu tatlı su akiferlerine doğru ilerleyebiliyor.
Bugün tatlı su çektiğiniz yerde yarın daha tuzlu suyla karşılaşabilirsiniz.
Tuzlanma başladığında mesele birkaç fıskiyeyi kapatmakla çözülecek kadar basit değildir.
Tarımsal sulama etkilenir.
Toprak etkilenir.
Yeraltı suyunun kullanılabilirliği etkilenir.
Yani müşteri serinlesin diye kullanılan suyun bedelini yarın Söke Ovası ödeyebilir.
…
Diyelim bütün izinleri var.
Diyelim kullandıkları suyun tamamının parasını ödüyorlar.
Ne değişir?
Parasını ödemek, suyu israf etme hakkı mıdır?
Su doğal kaynaktır.
Kimin faturayı ödediğinden daha önemli bir soru vardır:
Bu kaynağı böyle kullanmaya hakkımız var mı?
…
Vatandaşa ne diyoruz?
“Dişini fırçalarken musluğu kapat.”
“Arabanı hortumla yıkama.”
Sonra Söke–Ortaklar yoluna çıkıyoruz…
Restoranın önündeki su öylesine tazyikli ki yoldan geçen otomobiller yıkanıyor.
Vatandaş arabasını hortumla yıkamayacak…
Ama müşteri gelsin diye otomobiller serin suyun altında kalacak.
Çiftçiye su yok.
Vatandaşa tasarruf.
Restorana fıskiye.
Geçene bedava oto yıkama!
…
Peki yöneticiler nerede?
DSİ nerede?
Aydın Valiliği nerede?
Söke Kaymakamlığı nerede?
Söke Belediyesi nerede?
Tarım ve Orman Müdürlüğü nerede?
Bu yöneticiler Söke–Ortaklar karayolundan hiç mi geçmiyor?
Fıskiyeleri görmüyorlar mı?
Makam araçlarının camlarına hiç mi su gelmiyor?
…
Restoran sahiplerine de açı uyarı!
Çöp şiş ve ayranı satın.
Fakat bizim suyumuzu reklam malzemesi yapmayın.
..
Yetkililere açıkça soruyoruz:
Bu su nereden geliyor?
Sayaçtan geçiyor mu?
Ücreti ödeniyor mu?
Kuyu varsa ruhsatlı mı?
Tarımsal sulama suyu kullanılıyor mu?
DSİ denetliyor mu?
Belediye denetliyor mu?
Ve eğer yeraltı suyu kullanılıyorsa su seviyesini ve tuzlanmayı izleyen var mı?
Bilmiyorsanız neden bilmiyorsunuz?
Biliyorsanız neden müdahale etmiyorsunuz?
…
Suyumuz bu kadar bol mu?
Bolsa…
Çiftçiye verin.
Tarlaya verin.
Vatandaşa da tasarruf çağrısı yapmayın.
Ama değilse…
Birkaç müşteri daha çöp şiş yesin diye bize ait suyun havaya püskürtülmesine artık “dur” deyin.
Çünkü bugün havaya savrulan yalnızca su değil…
Bizim geleceğimiz.
Ve geleceğimizi birkaç müşteri uğruna harcamak…
Bu topraklara ihanettir.

































