Bir Kenti Yeniden İnşa Etmek, Önce Vicdanı Yeniden İnşa Etmektir…
“Her yolculuğun bir sonu vardır… Ama bazı yolculuklar, asıl dönüşü başlatır.”
Hep aynı sorunun peşinden yürüdük.
Önce sessizleşen Bodrum’u dinledik…
Sonra yeni yasayı konuştuk…
Doğanın bize verdiği işaretleri anlamaya çalıştık…
Aynaya baktık…
Dünyanın farklı ülkelerinde işe yarayan çözümleri inceledik…
Şimdi ise son sorunun karşısındayız.
Bundan sonra ne yapacağız?
…
Belki de yıllardır en büyük hatamız…
Doğayı korumayı yalnızca çevrecilerin işi sanmamızdı.
Hayvanları yalnızca hayvanseverlerin meselesi olarak görmemizdi.
Ormanları yalnızca ormancıların…
Denizi yalnızca balıkçıların…
Kenti yalnızca belediyelerin sorumluluğu olarak düşünmemizdi.
Oysa bir kent…
Ancak bütün sakinleri sahip çıktığında yaşar.
…
Bodrum’un bugün ihtiyacı olan şey…
Yeni tartışmalar değil.
Yeni cepheler değil.
Birbirini suçlayan yeni cümleler hiç değil.
Bodrum’un ihtiyacı olan şey…
Ortak akıldır.
Bilimdir.
Şeffaflıktır.
Planlamadır.
Ve en önemlisi…
Birlikte yaşama kültürünü yeniden hatırlamaktır.
…
Bir belediye tek başına başaramaz.
Bir bakanlık tek başına başaramaz.
Bir gönüllü grubu tek başına başaramaz.
Bir üniversite tek başına başaramaz.
Ama bütün bu parçalar aynı hedef için bir araya geldiğinde…
Bir kent değişebilir.
…
Belki de yeniden başlamamız gereken yer…
Sokaklar değildir.
İnsanların birbirine bakışıdır.
Çünkü doğaya nasıl davrandığımız…
Aslında birbirimize nasıl davrandığımızın da aynasıdır.
…
Belki bir sabah…
Çocuklar yeniden bir sokak köpeğine isim verecek.
Bir keklik sesi yeniden ovaya yayılacak.
Martılar çöplükte değil, denizin üzerinde süzülecek.
Yaban domuzları mahallelerde yiyecek aramak yerine ormanlarında yaşayacak.
Mandalina çiçeklerinin kokusu yine rüzgârla sokaklara taşınacak.
Belki bunların hepsi bir günde olmayacak.
Ama hiçbir güzel değişim de bir günde başlamadı.
…
Bugün atılacak doğru bir adım…
Yarın kurulacak doğru bir sistem…
Ve yıllarca sürdürülecek ortak bir irade…
Belki de Bodrum’un geleceğini değiştirecek.
Çünkü umut…
Kendi kendine doğmaz.
İnsanların birlikte emek vermesiyle büyür.
…
Yazı dizisi boyunca suçlu aramadık.
Taraf seçmedik.
Kimseyi alkışlamadık.
Kimseyi mahkûm etmedik.
Yalnızca aynı soruyu sormaya çalıştık.
Nasıl daha iyi bir Bodrum bırakabiliriz?
…
Belki de özlediğimiz Bodrum…
Geçmişte kalan Bodrum değildir.
Doğayla yeniden barışmayı başaran…
İnsanıyla, hayvanıyla ve bütün canlılarıyla birlikte yaşamayı yeniden öğrenen Bodrum’dur.
Çünkü bir kentin gerçek zenginliği…
Yalnızca denizi değildir.
Yalnızca marinaları değildir.
Yalnızca otelleri değildir.
Bir kentin gerçek zenginliği…
Sabah duyduğu kuş sesidir.
Gölgesinde dinlendiği ağacıdır.
Kokusunu içine çektiği mandalinasıdır.
Sokağını paylaştığı kedisidir.
Köpeğidir.
Ve bütün bunları koruyabilecek ortak vicdanıdır.
…
Belki de bu yolculuk burada bitmiyor.
Belki de şimdi başlıyor.
Çünkü Bodrum’un vicdanına yapılan en uzun yolculuk…
Aslında insanın kendi vicdanına yaptığı yolculuktur.
Ve o yolculukta atılan her doğru adım…
Yalnızca bir kenti değil…
Bir geleceği de değiştirir.
,,,,,
Bir gün…
Çocuklar yeniden keklik sesleriyle uyanırsa…
Martılar yeniden denizi çöplüğe tercih ederse…
Mahallenin köpeği yeniden mahallenin köpeği olursa…
Domuzlar yeniden ormanlarında özgürce dolaşırsa…
Mandalina çiçekleri yine rüzgârla Bodrum’u kokutursa…
İşte o gün…
Bu yazı dizisinin hiçbir anlamı kalmayacak.
Çünkü en güzel yazılar…
Yazılmasına gerek kalmayan yazılardır.
…
Sessizlik…
…
Gerisini Bodrum yazacak.






























