Zafer bayramını Bodrum’un Ortakent sahilinde iki noktada coşkuyla kutladık. Resmi törenler değildi katıldığımız. Biri belediye marinasına yakın Atatürk heykelinin dibinde, diğeri ise Çapa Sitesinin önündeydi.
Topu topu 40-50 kişilik ama 30 Ağustos zaferinin bilincine sahip, Atatürk ve ülke sevdalısı gruplardık. Kadınlı erkekli kimi elinde salladığı Türk bayrağı ve bazıları da bayrak desenli giysileriyle kutluyorlardı zaferi. Saygı duruşu ve İstiklal marşı ile başlandı. Konuşmalar yapıldı, marşlar söylendi ve Atatürk’ümüze ve şehitlerimize minnettarlık duygularıyla dağıldı topluluklar. Akşam da fener alayı ile coştu millet.
İki şey dikkatimi çekti. Mahalle kutlamalarına gençler değil, orta yaşın üzerindekilerle yaşlılar katılmışlardı. Diğeri ise evlere ve dükkanlara asılan bayrakların azlığı.. Cumhuriyet Bayramında da böyle oluyordu, diğer milli bayramlarda da. Buna üzülmemek mümkün değil. Her evin bir bayrağı olmalı ve bunu milli günlerde gururla şerefle asmalıyız balkonlarımıza, pencere ve kapılarımıza. Eskiden okullarımızda yurttaşlık dersleri vardı. Orada herşey öğretilirdi çocuklara. Bayrak asma, sancak geçerken saygı duruşunda bulunma, cenazelere saygı, büyüklere ve küçüklere nasıl davranılacağı, bayrak-vatan-toprak sevgisi filan… Şimdi gençlerimizin ve çocuklarımızın çoğu bunlardan habersiz gibi.. İstiklal marşı çalarken yada söylenirken bile durmayan saygısızlar var.
Galatasaray şampiyon olduğunda yer gök inlemiş, tüm şehir sarı-kırmızılı bayraklarla donatılmıştı. Ayrıca bizim Fenerbahçe’yi her yendiklerinde her yere asıyorlardı bayrakları. Biri Galatasaray’ın galibiyeti, diğeri ise kurtuluşumuzu sağlayan, topraklarımızı düşmandan temizleyerek mucizeler yarattığımız Zafer Bayramı.. Hoş Fener de şampiyon olsa, Beşiktaş da kupayı kaldırsa yine aynı manzaraları görürüz. Milli günlerimizde bir Galatasaray, Fener, Beşiktaş taraftarı kadar da mı olamıyoruz yani? Bir Türk bayrağı alacak kadar paramız da yok mu ceplerimizde?
Ya siyasi partilere ne demeli? Mitinglerde, kongrelerde, toplantılarda, seçimlerde bayrak şöleni yapmıyorlar mı? Yüzbinlerce parti bayrağına yatıracak paraları var da, seçmenine dağıtacağı Türk bayrağına para mı bulamıyorlar? Hazineden milyonlarca lira yardım alıyorlar. Bunun minicik bir bölümünü Türk bayrağına ayırıp vatandaşa dağıtsalar, kötü mü olur? Aslında belediyeler girmeli devreye yada spor kulüplerine sponsorluk yapan büyük şirketler, güçlü işadamları.. Toptan alıp bayrakları (ev ve işyerlerine asmaları şartıyla) önceden dağıtabilirler millete. Böylece herkesin bir bayrağı olur. Biz de bir bayrak parasını ihmalden veya kasıttan çok görenlere kızıp durmayız devamlı.
Yetkim olsa ücretsiz bayrak dağıtır, buna rağmen asmayan olursa basardım okkalı cezayı. Şehit kanıyla sulanmış kutsal bayrağımıza reva görülen bu duyarsızlığı, bu vefasızlığı hoş göremiyorum doğrusu. Hem bu ülkede yaşa, hem bu ülkenin tüm nimetlerinden yararlan, hem de eline geçen paranın üç-beş kuruşunu bayrağa yatırma. İki paket sigaraya verdiğin parayı, bir şişe biraya ödediğin ücreti bayrağa harcasan olmaz mı? Ne yazık ki böyleleri çoğalıyor toplumda…
Belediye Başkanlarının bilbordlardaki kutlama ilanlarına gelince, bunun altında kötü bir niyet aramıyorum. Kraldan fazla kralcıların yada dikkatsiz görevlilerin işi olmalı o. Ahmet Aras’ın kendisini afişlerde Atatürk’ün yerine koydurduğuna yada koyduracağına, siyasi hasımları hariç kimse inanmaz. Keza Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci de öyle.. Ama Mandalinci’ye söyleyecek bir sözüm var. Atatürk posterlerinin altına (mimar Tamer Mandalinci) yazdırmamalı. Sadece belediye amblemi yeterlidir. Ayrıca Belediye Başkanları her vesileyle kutlama ve icraat reklamları vermemeli. Şu kadar yol yaptım, bu kadar boru değiştirdim, altgeçit ve üstgeçitleriniz hayırlı olsun gibi reklamlar aleyhlerine oluyor. Yapılan normal vazifenin reklamı olur mu? Siz hiç bir fırıncının (şu kadar ekmek yaptım) yada bir boyacının (şu kadar yer boyadım) diye bir reklamına rastladınız mı?