Yeni yıla yaklaştıkça, mevzuatta da birçok değişiklik yapılıyor. Şimdiki mevzuat ise, yerel yönetimlerin en önemli yetkilerinden birisinin, artık merkezi yönetim tarafından kullanılmaya başlanılacağına işaret eden yasal bir değişim. Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte, artık işyeri açma ruhsatları konusunda tek yetkili, yerel yönetimin en önemli unsuru olan belediyeler olmayacak.
Öncelikle mevcut uygulama neydi diye bir anlamak gerekirse, bir işyeri açmak isteyen kişi, öncelikle belediyeye başvuru yapıyordu ve işyeri çalışma ruhsatı belediyece mevzuattaki şartları sağlaması halinde, düzenleniyor idi. Eğer işyeri açma ruhsatı yasal mevzuat gereği düzenlenmesi gerekirken, keyfi şekilde ruhsatın düzenlenmemesi veya makul süre içerisinde düzenlenmemesi halinde ise, talep edenin idari dava açarak, ruhsatı temin etmeye yönelik bir hakkı bulunuyordu.
Yeni mevzuatın Resmi Gazete’de yayımlanması ile artık iş yeri açma ruhsat başvurusunun, gerekli ve yeterli gerekçelerle reddedilmediğini ya da sürüncemede bırakıldığını vatandaş ileri sürdüğünde, iş yeri açma ruhsat başvurusunu merkezi yönetim yani Ankara’nın Bakanlık eliyle tesis edeceği bir düzenlemeye gidildi.
Mevcut yönetmeliğe eklenen 45A maddesi ile, yönetmeliğe uygun olarak başvuru yapılmış olduğu halde, başvuru tarihinden iki ay içerisinde yetkili belediyece ruhsatın düzenlenmemiş olması durumunda, resen işyeri açma ve çalışma ruhsatı vermeye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilidir şeklinde bir ekleme yapıldı.
Burada, bakanlık tarafından iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi konusu, oldukça büyük bir sorun doğurabilir. Çünkü belediyelerce, aslında kanunun lafzında açıkça yazmayan ama yerel örf adet veya yerel bir hassasiyet içerikli ruhsat düzenlenmemesi durumu mevcut olabilir. Bu konu toplumsal içerikli bir hassasiyet olabileceği gibi, yerel koşullardan kaynaklı olarak i̇zin verilmemesi durumu da söz konusu olabilir. Böyle bir durumda, işlemsizlik yargı eliyle denetleneceği için, vatandaşın hakkını aramak noktasında bir sorun çıkmazken, direk merkezi yönetim tarafından ruhsatın verilmesi ise, geri dönülmez bir zarar doğurabilir. Ankara’da ki bakanlıktan yerel hassasiyetin bilinmesi veya bilinmesinin beklenmesi imkan dahilinde olmayabilir.
Duruma genel idare hukuku çerçevesinde bakıldığında bu düzenleme, belediyelerin yerel yönetim olarak en asli görevlerinden birisine merkezi yönetim tarafından müdahale niteliği taşıdığı açıkça anlaşılabiliyor. Bu noktada direk yerel yönetim yetkisinin görmezden gelinebileceği, keyfi durumların yaratılması da imkan dahilinde görünüyor. Bu durumun en büyük riski ise, yerel yönetim olan belediye ile konusunu çözmeye çalışan vatandaşın, merkezi yönetime ayrıca bir hantallık katması da mümkün olabilir.




























