TÜRKBÜKÜNDE ÖLÜMÜNE MAGAZİN

Magazin muhabirliği fedakarlık ister.

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, motor yatın balıkçı teknesine çarpması sonucu meydana gelen kazada tekneden atlayarak kurtulan gazeteciler, yaşadıkları o anları anlattı. Hastanedeki Demirkoz'un ailesine geçmiş olsun dileklerini ileten gazeteciler Hürriyet Gazetesi muhabiri Cenker Tezel (sağda) ve Bloomberg HT muhabiri Onur Aydın (solda), AA muhabirine açıklama yaptı. ( Osman URAS - Anadolu Ajansı )

Magazin muhabirliği fedakarlık ister.

Yazı, kışı.

Gecesi gündüzü yoktur.

Sürekli bir kovalamaca vardır.

xxxx

Mankenlerin şarkıcı,

şarkıcıların oyuncu olduğu ülkemizde

magazin muhabiri;

ne İsa’ya

ne de Musa’ya yaranır..

xxxx

Plajlar hareketlenince,

magazin muhabirleri

Bodrum’u,

Çeşmeyi,

Antalyayı mesken tutar.

xxxx

Hürriyet Gazetesinden Cenker Tezel,

Tv 100 Muhabiri Metehan Ekşi

Habertürk Bloomberg Tv Muhabiri Onur Aydın,

Bodrum’a gelir ve Türkbükünde  balıkçı teknesi kiralar.

Amaçları;

ünlü plajları gözlem altına almak, ünlüleri yakalamaktır.

Söylentilere göre,

gazetecilerin hedefinde;

iki ünlüyü birlikte çekmek vardır.

Kim mi bu iki ünlü;

kalburüstü iki isim.

Dedikodu kaynakları;

-Kalbur üstü, diye abartmalarına rağmen, “ölümden kurtulan gazeteciler” biliyor, diyerek isim vermiyorlar.

xxxx

Bodrum’un güneşi gibi dedikodusu da ısıtır.

Herkes, herkesi ve her şeyi konuşur.

Özel dedikodular;

-Sana özel kimse duymasın, diye kulaklara fısıldanır.

Ve dalga dalga yayılır.

Dedikodu, dalga gibi her kulakta katlanarak büyür.

xxxx

Komplo senaryosuna göre;

Türkbükündeki bir plaj,  kalbur üstü iki ünlüyü ağırlar.

Üç  gazeteci, Bodrum’a gelir.

Gelişlerinde  kalbur üstü birisi etkin olur.

Elbette işin içinde bu kadar ünlü olunca para da konuşulur.

xxxx

Dönelim dedikoduya;

Sakın yanlış anlaşılmasın;

her satır, Türkbükü’nden Bodrum’a yayılan söylenti.

Zaten, ülkemizde magazinin anlamı da,

ünlülerin özel hayatları ile ilgili dedikodular.

Örnek mi;

Her zaman izlediğimiz gibi;

zengin iş adamı karısından ayrılır.

Tabi ki çok sağlam bir nafaka ve tazminat karşılığında.

Ayrılık sonrası magazinciler kadını takibe başlar.

Nerede gezdiğini,  ne yediğini, ne giydiğini, kimlerle gezdiğini haber yapmak için peşinden ayrılmazlar.

Bazen de iş adamı magazincileri haber konusunda teşvik eder.

Bu teşvikin amacı ; kadının yanlış ilişkisini yakalayıp, nafakadan kurtulmak.

Yani; magazin muhabiri olmak, yukarıda da belirttiğimiz gibi zordur.

Üç gazeteci, balıkçı teknesi ile Türkbükü sahilindeki plajları yakından çekecek güçte kameraları ile turlamaya başlar.

Dananın kuyruğu da burada kopar.

xxxx

Dedikoducular işi abartıp, gelişmeleri ikilinin yanındaymış gibi anlatır:

Senaryonun bu bölümünde;

İkili, teknenin farkına varır.

Senaryo şöyle devam eder;

Kameraların hedefinde olduğunu bilen kadın, burnundan solur;

-Nereden çıktı bu paparaziler.

Hafif çakır keyif adam daha sakindir;

-Rahat ol.

Kadın öfkeyle bağırır:

-Nasıl olurum, kameralar bizi çektiyse hayatımız kararır. Birileri bunlara hak ettikleri dersi vermeli.

Adam;  gazetecilerin çekim yapmaları ve de çektikleri görüntülerin (eğer çektilerse) medyaya yansımasını engellemek için otelin kaptanı yanına çağırır:

-Balıkçı teknesini alabora edip, gazetecileri ve kameralarını denize dök, seni abad edeyim.

Dedikodu kaynaklarına göre, abad etmenin açılımı; bol sıfırlı teşvik primi.

xxxx

Saat, 16.45.

Ünlü konukları , 75 liraya satılan lahmacunu ve olayları ile ünlü Maça Kızının İki adet 600 beygir gücünde motoru olan teknesi homurtuyla denize açılır.

Gazetecileri taşıyan balıkçı teknesinin kaptanı, hedeflerindeki plajı gözden kaçırmadan motoru rölantiye alarak turlamaya devam eder.

xxxx

Saat, 16.47.

Maça Kızı Otele ait teknenin kaptanı motorlara tam güç verir.

Üç gazeteci,  çok yakından tanık olmalarına rağmen ifadelerinde,

– Dümende kimseyi görmedik, demelerine rağmen, söylentilere göre teknede kaptan dışında iki hatta üç kişi daha vardır.

Ki; kaptan da “tekneyi ben kullandım”, diye verdiği ifadesinde teknede başkalarının olduğu konusunda bir şey söylemedi.

İlginç olan;

üç gazeteci ile kaptanın ifadelerinin birbirini desteklemesi.

Dedik ya,

Bodrum da,

özellikle de Türkbükü plajlarında dedikodu katlanarak, şekillenerek büyür

xxxx

Saat, 16.50

Denizi yararak ilerleyen siyah teknenin rotası,

içinde gazetecilerin olduğu balıkçı teknesiydi.

Kaptan,

balıkçı teknesini görünce, motorların gücünü artırdı.

Koca tekne kıçı üzerinde şahlanarak dalgaları yarmaya başladı.

xxxx

Saat, 16.51

Balıkçı teknesinin kaptanı; üzerine gelen tekneyi tanıyordu.

Söylentilere göre iki kaptan uzak/yakın akrabaydı.

Gazeteciler, tekneyi görünce huylandı.

Mesleki refleksle denize atlamak için pozisyon aldılar.

Kaptan;

-Yanımızdan geçip, hava atacak, bizi sallayıp, su yutturacak diye düşündü.

Deniz,

tekne kaynıyordu.

Sadece tekne değil,

zenginlerin lüks deniz oyuncakları ile doluydu.

Gazeteciler, ayağa kalkarak Maça Kızı isimli teknenin kaptanına, rotasını değiştirmesi için el kol salladılar..

xxxx

Plajdaki birileri;

mavi göğün altında,

mavi denizin üzerinde ,

dalgaları köpürterek yol alan tekneyi öfkeli ve mutlu gözlerle izliyordu.

Plajdaki diğer birilerinin de gözleri dehşetten fal taşı gibi açılmıştı.

xxxx

Saat,16.52

Dalgaları yararak ilerleyen kara gemi,

Azrail gibi önlerine geldiğinde gazeteciler, kameralarını teknede bırakarak denize atlayarak, parçalanmaktan kurtuldu.

Kaptan Osman Demirkoz hazırlıksız yakalandı.

Motor yat kılığına bürünen Azrail; “Yörük ağa” isimli  tekneyi biçtiğinde geç kaldı.

Bacağı parçalanan kaptanın çığlığı, teknenin motor homurtusu ve teknenin parçalanma sesine karıştı.

“Yörük Ağa” adlı tekne ve kaptanın üzerinden geçen Azrail,  hiç bir şey olmamış,

hatta görevini başarmış gibi, hız kesmeden yoluna devam etti.

xxxx

Kazayı gören tur teknelerinin yardımı ile gazeteciler denizden çıkartıldı, kaptan hastaneye kaldırıldı.

xxxx

Tekneyi ve kaptanı biçmesine rağmen durmayan teknenin sürücüsü olduğunu iddia eden Alper S;

-Kazaya neden olan sürat teknesinin kaptanıyım, diyerek çok sonra polise teslim oldu.

xxxx

En sert tepkiyi; Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) gösterdi.

-Süret teknesi, gazetecilerin görüntü almaması için kasten çarptı, bu cinayete teşebbüstür”

açıklaması yaptı.

xxxx

Denize atlayarak ölümden kurtulan gazeteciler,

Maça Kızı adlı tekne üzerimize gelirken, dümende kimseyi göremedik, derken, kimlerin resmini çektiklerini söylemekten imtina ettiler.

xxxx

İddialara göre;

Alper S. adlı kaptan,

“Yörük Ağa” adlı balıkçı teknesini tanıyordu.

Dahası,

Tekne sahibi Osman Demirkoz akrabasıydı.

Elbetteki tüm bunlar söylenti.

Dahası;

bir balıkçı teknesinin gazetecilerin kiralama teklifini geri çevirmesi de.

Hatta, bu kaptanın, hem çarpan hem de ölümden dönen kaptanın akrabası olduğunu söylemesi de.

Bu konuşmalar içerisinde;

Kaptan Alper S’nin bırakın akrabasının ölümüne teknesini parçalaması ve  içinde  akrabası dışında üç gazetecinin bulunduğu tekneyi ortadan biçmesi için ya deli, ya katil, ya da çok sarhoş olması gerektiği iddiaları da yer alıyor.

Kaptan, savcı karşısına çıkarılmadan önce; mutlaka alkol ya da kokain gibi uyuşturucu alıp almadığı araştırılmıştır.

İddialar içinde, kaptanın;

“Dikkatimden kaçtı ve çarptım, açıklaması ne yazık ki kazayı seyredenler tarafından pek doğru görülmüyor.

Zira, usta bir kaptanın böyle bir kaza yapmasına ihtimal verilmiyor.

Hele, iki adet 600 lük motoru aşırı sür’atle sürerken, dikkatinin dağılması mümkün değil.

Ayrıca, Alper S. nin, kaza sonrası;

neden  hız kesmeden kaçtığı,

neden durup yaralılara yardım etmediği.

ayağı kesilen akrabası kaptanı neden ölüme terk ettiği,…, soruları da cevapsız.

xxxx

Senaryo üretenler,

senaryo şekillendirmesini de iyi biliyor.

Ne de olsa durmaksızın dizi izliyorlar.

İzledikleri dizilerdeki  sahneleri hatırlayıp, gerçeklerin ortaya çıkması için akıl da veriyorlar:

Neymiş efendim;

-Plajların, özellikle de iki ünlünün bulunduğu iddia edilen plaj ve otelin kamera kayıtlarının incelenmesi gerekirmiş.

-Maça Kızı adlı teknenin denizdeki seyri sırasında içinde kimlerin olduğu kamera kayıtları ile (plajdan ayrılırken, denizde seyir halindeyken ve kazadan sonra kaçıp, gittiği liman, plaj… benzeri yerlerin kamera kayıtları.) öğrenilirmiş.

-Gazetecilerin kameraları denize düşmediyse, kayıtlar incelenmeli. Hatta silinmiş kayıt varsa kurtarılması için uğraş verilmeliymiş.

-Gazetecilere, özellikle kimlerin resmini çektikleri tekrar sorulmalıymış.

Kazadan sonra teknenin, Çeşme’ye gidip gitmediği araştırılmalı. Teknenin yanaştığı yerdeki kamera kayıtları incelenerek, içinden kimlerin çıktığı öğrenilmeliymiş.

xxxx

Büyüklerimiz boş yere;

-Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkarmaya uğraşıyor, dememiş.

Sakın ola yanlış anlaşılmaya.

Yazılanların tamamı, Türkbükü kaynaklı söylenti ve komplo senaryoları….

Dedikoducular bu arada;

-Madem İstanbul’dan çekim işlerinden çok iyi anlayan biri yönlendirdi gazetecileri, bu adam sessiz bir drone ile istediği çekimin yapılacağını bilmiyor muydu)  demeyi de ihmal etmiyor.

Sözün özü;

Dedikodu çok…

Gerçek ise; polis ve mahkeme kayıtlarında ve de yapılan/devam eden araştırma sonuçlarında.

leave a reply