MAÇA KIZI KAZASINI KİM/KİMLER UNUTTURMAK İSTİYOR.

Yaz bitse de, haber devam eder…

Sonbahar kendini göstermeye başladı.

Plajlar boşaldı.

Medya, ünlülerin beach partileri yerine dizilere ağırlık verdi.

Sahillerde yaşanan acı tatlı pek çok olay geride kaldı.

xxxx

Yazın, unutulan/unutturulmaya çalışılan en önemli olayı Maça Kızı adlı teknenin içinde gazetecilerin bulunduğu tekneyi biçmesiydi.

xxxx

Bacağı kopma noktasına gelen balıkçı teknesinin kaptanı şikayetinden duygusal nedenlerle vazgeçince, kazaya neden olan teknenin kaptanı serbest kaldı.

Yaz bitse de; haber devam eder.

Yapılan açıklamaların hiç birinde; ölümden dönen üç gazetecinin şikayetlerinden vazgeçip/geçmedikleri konusunda açıklama yok.

Öncelikli soru;

“Bütün makinelerimiz, cüzdanlarımız denizin dibini boyladı. Denizden çıktığımızda birbirimize sarıldık. Hayatta kaldığımıza şükrediyoruz.”  diyen üç gazeteci, kendilerini ölümün eşiğine getiren  “Maça Kızı” teknesinin kaptanından şikayetçi oldular mı.

Olmadılarsa, neden olmadılar.

Birileri, “Şikayetçi olmayın” diye talimat mı verdi.

Oldularsa, sadece yaralanan kaptanın şikayetinden vazgeçmesi ile kaptan nasıl serbest kaldı.

xxxx

Psikolojisinin bozulduğunu, kazanın her gece rüyalarına girdiğini söyleyen kaptan Demirkol;

“Allaha şükür büyük şans eseri ayaktayım, ancak bağ bacağımdan operasyon üzerine operasyon geçiriyorum ve halen sakat kalıp kalmayacağım bile belli değil. Bu faciada ben ve gazeteci arkadaşlarımız resmen ِölümden dِöndük. Şu anda yargılama süreci başladı. Bu nedenle fazla bir şey sِöylemek istemiyorum, ama tüm kanuni haklarımızı sonuna kadar arayacağız. Gazetecilerle birlikte hareket edip maddi ve manevi tazminat davası açacağımıza karar vereceğiz” açıklaması yapmıştı.

Kim ya da kimler Kaptan Demirkol’u şikayetinden vazgeçirdi.

“Bodrum Gerçekleri Haber” den Reşat Balcıoğlu;

“Maça Kızı Otel’in sahibi Sahir Erozan bu olayın kapanması, konuşulmaması hatta incelenmemesi için pek çok hatırı sayılır kişilerle gِörüşüp ara bulucu olmalarını istemiş. Neyi amaçladığını bilmiyorum…” diye yazdı.

Reşat Balcıoğlu’nun iddia ettiği gibi;

Maça Kızı Oteli’nin sahibi Sahir Erozan, kim ya da kimleri korumak için, olayın konuşulmaması, incelenmemesi adına hatırlı kişileri araya sokmak için uğraş verdi.

Soruların cevabı belli olmasına rağmen nedense netleşmiyor.

Gazeteler olayı yazmıyor.

Ölümden dönen gazeteciler konuşmuyor.

Başlarından geçeni anlatmıyor.

Kaza sonrası şikayetçi olup/olmadıkları belli değil.

Ya da şikayetçi oldularsa davadan vazgeçip/geçmedikleri.

xxxx

Hukukçulara göre;

Maça Kızı adlı teknenin çarptığı balıkçı teknesinde sadece kaptan değil üç gazeteci daha vardı.

Ve hepsi ölümden kıl payı döndükleri için, olay kazadan çok cinayete teşebbüs görüntüsü veriyordu..

Ne diyor kazaya neden olan teknenin kaptanı Alper Sakay’ın avukatı Göray Karadut;

“Alper kusurlu, hem de yüzde 100 kusurlu , üstelik bunu gِörüntüler de sِöylüyor. Anlatıyor. Ayrıca burada sadece Kaptan Alper’i günah keçisi yapmanın ne anlamı var. Çünkü; Alper o teknede tek kaptan, yani tekne eksik personelle kullanılıyor öyle bir teknede yolcu taşındığı için birde gemici olması gerekirdi, bunlar sorgulanmadığı gibi Maça Kızı’ndan tek bir kişinin ifadesi alınmadı”

xxxx

Avukatın da belirttiği gibi kaptan yüzde yüz suçlu.

Öyle olduğu için de üç gazetecinin şikayetlerini (eğer etmişlerse) geri almamaları halinde, sadece kaptanın şikayetinden vazgeçmesi ile kaptanının serbet bırakılması pek mümkün görünmüyor.

xxxx

Dedik ya yaz, geride kaldı.

Birlikte haber / ünlü avına çıkan üç gazeteci arkadaşa basit bir soru:

-Neden yazmıyorsunuz. Kimleri gördünüz. Kimler yazmanızı engelledi. Davadan neden vazgeçtiniz. Sizi tehdit eden ya da kazayı unutmanızı sağlayacak kadar duygulandıran birileri mi var.?

Diyelim siz yazmadınız.

Gazeteleriniz neden yazmıyor.

Fotoğraf makineleriniz, cüzdanlarınız, cep telefonları ve kameralarınızın denizin dibine gittiğini söylediniz. Ki; eğer öyle ise; çok ciddi maddi zararınız var.

Gazeteleriniz ya da birileri bu zararlarınızı karşıladı mı.

xxxx

Bu arada avukatın;

“Alper’e kim sen git bunları batır öldür, demiş, böyle bir şey varsa zaten ortaya çıkardı, şu anda deliller toplanıyor” açıklaması da ilginç.

Zira, kaza sonrasında hiç kimse; birilerinin kaptana; “Git bunları batır, öldür” diye talimat verdiği iddiasında bulunmadı.

Hiç bir gazete ve sosyal medya da böyle bir iddia gündeme gelmedi.

Acaba, sayın avukat bu açıklamayı neden yaptı!

xxxx

Denizde kaza olur.

Ve de oluyor.

Maça Kızı adlı teknenin,

“Yörük ağa” isimli balıkçı teknesini parçalamasına “Kaza” demek, insan aklı ile alay etmek olur.

Olayla ilgili en çarpıcı açıklamayı Magazin Gazetecileri Derneği (MGD) yaptı:

“Maça Kızı Otel’inin sürat teknesi, olay anında dümen kırmayarak, sürat kesmeyerek adeta terör estirmiştir. Teknenin arkasına dahi bakmadan gitmesi, akla ‘Kasıtlı mı yapıldı?’ sorusunu getirmektedir. Olay adeta bir cinayet girişimi görüntüsü vermektedir. Bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız.”

xxxx

Kazaya/ölüme sebebiyet teşebbüsüne tepki veren sadece MGD oldu.

Gazeteler üç maymunu oynadı.

Hele, medyada lider olduğunu iddia eden Hürriyet Gazetesi; batırılan teknede kendi muhabiri olmasına rağmen haberi görmezden gelecek kadar küçük verdi.

Oysa, Hürriyet Gazetesi’nin bu olayı manşetine taşıması ve de sorgulaması gerekirdi.

Ayrıca Sayın Demirören, sadece Hürriyet Gazetesi değil, pek çok gazete ve televizyonun da sahibi.

Yani, Demirören Gurubu, kendi gazetelerinin muhabirinin ölümden dönmesi haberinin üzerine gitseydi, ortalık ayağa kalkar, perde arkası aydınlanırdı.

xxxx

Perde arkası derken.

Bilindiği gibi,

kaza geçiren üç gazetecinin ortak ifadesi;

“Teknede kaptan yoktu” oldu.

Oysa, Sahil Güvenlik kaynak gösterilerek, teknede dört kişi olduğu iddia ediliyor.

İşte cevaplanmayan.

Unutturulmaya çalışılan soru da bu;

“Dört kişi kim”

Tekneden dört kişi olduğu açıklaması Sahil Güvenliğe ait ise;  bu kişilerin ifadesi alındı mı.

Zira, ortada ciddi bir kaza/ölüme sebebiyet teşebbüsü var…

Tanık ifadeleri bu açıdan çok önemli.

xxxx

Magazin muhabirlerinin de olayı unutması kafa karıştırıyor.

Ne de olsa Türkbükü sahilinde herkes bir şey anlatıyor.

Anlatıların hepsinde de aynı kadın var.

Ve erkek.

Ve de bir başka erkek daha.

xxxx

İnternette sörf yapanlar, Türkbükü sahilindeki söylentileri ve daha fazlasını görür.

Merak edilen; her şeyi kurcalayan magazin muhabirleri neden haberi devam ettirmiyor/ettiremiyor.

xxxx

Kaptan ifadesinde,

çarpışmadan sonra motorun durduğunu söylüyor.

Ki; bu doğru olamaz.

Teknik olarak mümkün değil

Maça Kızı adlı teknenin iki motoru var, birinin pervanesi arızalansa diğeri devam eder.

Aksini iddia eden bilirkişi incelemesi isteyebilir.

Bu arada,

üç gazeteciyi ölümle burun buruna getiren, kendi akrabasının ayağının kopmasına neden olan kaptanın ifadeye giderken, sanki kazayı yapan değilmiş gibi bir görüntü sergilemesi de ilginç.

xxxx

Magazin muhabirlerinin duayenlerinden biri;

-Kaza olayının kurumsal Maça Kızı oteliyle ilgisi yok. Yani Maça Kızı, “müşterilerimiz rahatsız oluyor” deyip, “gazetecilerin teknesine çarpın” talimatı vermiyor! Yıllardır tanıdığım Sahir Erozan böyle bir talimat verecek son kişidir. Olay Maça Kızı önünde değil, Hilton Oteli açıklarında oluyor. Tamamen kaptanın ve içindeki misafirlerinin yakalanma paniğinden oluşan tatsız bir kaza!, diye anlatıyor faciayı.

Bence tatsız bir kaza değil, tatsız açıklama.

Zira; üç meslektaşının ölümü ile sonuçlanacak ve de bir kaptanın ayağının koptuğu olayı, magazin duayeninin, “Kaza” olarak nitelemesi, birilerini  koruma güdüsünden kaynaklanıyor.

Buna rağmen, meslek dürtüleri ile bazı sorulara cevap olacak açıklama yapıyor ;

-Tamamen kaptanın ve içindeki misafirlerinin yakalanma paniğinden oluşan tatsız bir kaza!

Açıklamanın sonundaki ünlem ise;

“Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az.” deyimini hatırlatıyor.

Duayen magazinci,

teknede misafirler olduğunu söylüyor.

“Misafirlerin yakalanma paniği” yorumuna soru işareti koyarak, panik olacak kişilerden cevap/yorum bekliyor!

Beklenti içinde olmasa, misafirlerin kimliğini açıklardı.

Acaba bilmediğinden mi…

Ki, Türkbükü sahilinde herkesin bildiği isim ve isimleri herhalde duayen bir magazinci de bilir.

xxxx

Duayen magazinci,

boş atıp dolu mu tutuyor.

Öncelikle;

iddia ettiği misafirlerin teknede çekilmiş resimleri ve çekilme eylemi yok.

Birilerini kızdıracak çekimler varsa, plajda.

Misafirler, birilerinden de kaçmıyor.

Kaçacak olsalar, gazetecilerin bulunduğu teknenin üzerine değil, tam tersine giderler.

xxxx

Ne yazık ki, üç gazeteci de plajda kimlerin resimlerini çektiklerini/çekmeye çalıştıklarını ya da plajda kimleri gördüklerini açıklamadılar.

Sadece Cem Yılmaz ve Kaleci Rüştü Rençber ile eşinin plajda olduğu yazıldı.

Ama onlardan da misafir olarak bahsedilmedi.

xxxx

Yat kaptanı ifadesinde:

“Çarpışma sonrası yardım çağırdım, gelen botlarla vatandaşları denizden kurtardık” diyor.

Bu açıklamaya göre, kaptan, denize batırdığı  “Yörük ağa” adlı balıkçı teknesinde kimler olduğunu bilmiyor.

Acaba neden!

Kaptan diyor ki;

-Tekneyi tekrar fark ettiğimde ise mesafe çok kısaldı, kazaya engel olmak için yatın gaz kolunu boşa ve geriye doğru çektim ama çarpışmaya engel olamadım.

Öncelikle, sür’atli bir motor yatın gaz kolu boşa alınır ancak geriye çekilmez/çekilemez.

Ki; bu yalın gerçeği herkes gibi, kaptan da bilir.

Zira, çekilirse, teknenin debriyaj (kolay anlaşılsın diye) sistemi parçalanır.

Parçalanmaması için; gaz kolunu geriye çekmeden önce tekne sür’atinin  2.3 nata düşmesi gerekir.

Kaptan, buna rağmen, “gaz kolunu geri çektim” diyerek, yetkili makamlarla gırgır geçiyor.

Bu açıklama ve de gazetecilerin “kaptanı görmedik” ifadelerinin bir araya gelmesi sorulara soru ekliyor.

xxxx

İnternet’teki çarpma görüntüleri incelendiğinde, görüş seyrinin mükemmel olduğu, yağmur yağmadığı, sis  ve denizde trafik olmadığı görülür.

Görüntüyü dondurup, 1.5 mil uzakta seyir halindeki Maça Kızı adlı teknenin dümen suyu ile çarpılan “Yörük ağa” adlı balıkçı teknesi arasına cetvelle çizgi çekilse düz olduğu, Maça Kızı adlı teknenin balıkçı teknesini hedeflediğini gösterir.

xxxx

Kaptanın, balıkçı teknesini görmemesi mümkün değil.

Ve de hiç bir kaptan, sonuçlarını tahmin ettiği için, son sürat bir tekneye bodoslamadan vurmaz, vuramaz.

Bu tür kazalar ancak, büyük gemiler ile hava muhalefeti nedeniyle göremediği kayık arasında falan o da çok ender olur.

xxxx

Soru çok, cevap az.

Teknede var olduğu söylenen misafirler kim?

Misafirlerin ifadeleri var mı?

Misafirleri kimler, neden koruyor?

Gazeteciler kimin resimlerini çekti, çekmek istedi ve neden sustular?

Otelin kamera kayıtları var mı?

Gazeteler, özellikle de “Havuz medyası”  haberi neden ufak gördü/görmek istemedi ve devam ettirmedi?

Misafirler arasında eşinden yeni boşanmış çocuklu bir güzel var mıydı?

Maça Kızı adlı teknede teknik inceleme yapıldı mı?

Tekne kazadan hemen sonra yıkandı mı, yıkandıysa yıkanmasına neden izin verildi?

xxxx

Yaz bitse de, haber devam eder…

leave a reply