bodrum olay android uygulama
bodrum olay android uygulama
Bodrum Olay | Bodrum Haber, Bodrum Kültür, Bodrum Magazin, Bodrum Siyaset, Bodrum Spor, Bodrum Cemiyet, Bodrum Son Dakika Haberleri

Avukat – Arabulucu – Uzlaştırmacı Handan İLAGA, Yazdı: KADINA YÖNELİK ŞİDDET ve ZORUNLU AİLE ARABULUCULUĞU

Handan İlaga

Kadına Yönelik Şiddeti önlemeye dair yasal düzenleme ;  4320 sayılı Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve İstanbul Sözleşmesi hükümleri ve ilgili başkaca yasalar ile sağlanmaktadır.

Şiddete uğrayan Kadın, ilk olarak şiddete uğradığı yerdeki en yakın Karakol veya Jandarmaya başvurmaktadır. Başvurusunda yaşadığı olayları anlatmakta ve kimden veya kimlerden  şikayetçi olduğunu  belirtmektedir. Şikayetini anlatırken Şiddete uğrayan kadına verilmiş olan haklara dair tüm taleplerini de şikayet zaptında belirtmesinde büyük fayda vardır, zira şikayet sonrası tüm adli ve idari işlemler bu şikayet zaptında belirtilen  taleplere bağlı olarak şekil almaktadır.

Şiddete uğrayana kadın, şikayetine dair karakol veya jandarmada zabıt tutulurken talep edebileceği ve tutanağa geçirtebileceği hakları  şu şekildedir:

  • SIĞINAK TALEP EDEBİLİR, şiddete uğrayan kadın kendisi ve varsa çocuğunun sığınağa yerleştirilmesini talep edebilir ve bu talep üzerine polis veya jandarma kadın ve çocuğunu derhal en yakın sığınma evine ve eğer bölgede sığınma evi yoksa en yakın misafirhane veya otele ücretsiz kalacağı ve adresinin gizli tutulacağı şekilde yerleştirmek zorundadır.
  • GEÇİCİ KORUMA TALEP EDEBİLİR, şiddete uğrayan kadın  kendisine şiddet uygulayan kişiden korunabilmek için olayın durumuna  göre geçici koruma talebinde bulunduğunu belirtir ise Mahkemece bu gerçekleştirilmek zorundadır.
  • ŞİDDET UYGULAYANIN EVDEN UZAKLAŞTIRILMASINI İSTEYEBİLİR, şiddete uğrayan kadın,  kendisine şiddet uygulayan kişinin evine, işyerine, aracına vs. yaklaşmaması yönünde talepte bulunur ise Mahkemece duruşma dahi  yapılmadan, bu yönde derhal karar alınır. Şiddet uygulayan tarafın  Mahkeme kararına rağmen eylemlerine devam etmesi halinde ise  hapis cezası kararı verilebilir.
  • ŞİDDET UYGULAYANIN KENDİSİNE TELEFON MAİL SOSYAL MEDYA VS. KANALI İLE YAKLAŞMASININ ENGELLENMESİNİ İSTEYEBİLİR, şiddete uğrayan kadın,   kendisine şiddet uygulayan kişinin telefon, mail, sosyal medya paylaşımları  vs. sebebi ile psikolojik şiddetine maruz kalıyor ise yine bunlara engel olunması  yönünde talepte bulunabilir, Mahkemece olayın durumuna göre , duruşma dahi  yapılmadan,  bu yönde derhal karar alınır.
  • ADRESİNİN GİZLENMESİNİ İSTEYEBİLİR, şiddete uğrayan kadın, yaptığı şikayet sonrasında açılacak tüm davalarda adresinin gizli tutulmasını isteyebilir, hatta şiddet uygulayanın kendisini bulmasına engel olmak amacı ile ad ve soyadının değiştirilmesini dahi talep edebilir.  Mahkemece olayın durumuna göre , bu yönde  karar alınabilir.
  • ŞİDDET UYGULAYANIN SİLAHINI POLİSE TESLİM ETMESİNİ İSTEYEBİLİR. Şiddet uygulayan kişinin polis, hakim, güvenlik görevlisi vs. mesleğine mensup olup mesleği gereği silah kullanan kişilerden olması halinde dahi, şiddete uğrayan kadının talebi halinde  silahını polis veya jandarmaya teslim etmek zorundadır.
  • GEÇİCİ OLARAK VELAYET VE TEDBİR NAFAKASI İSTEYEBİLİR. Şiddete maruz kalan kadının müşterek çocuğu olup yaşı küçük ise velayetin babadan alınıp kendisine verilmesini ve yine çocuğu için tedbir nafakasının babadan alınıp kendisine ödenmesini talep edebilir.
  • GEÇİCİ MADDİ YARDIM TALEP EDEBİLİR. Şiddete uğrayan kadının İstanbul Sözleşmesi hükümlerine göre devletten geçici maddi yardım talebinde bulunma hakkı vardır,  kadının talebi halinde devlet tarafından kadına maddi yardım yapılmak zorundadır.
  • OTURDUĞU EVE AİLE KONUTU ŞERHİ KONULMASINI İSTEYEBİLİR. Şiddet uğrayan Kadın bu işlemi doğrudan tapuya giderek de yapabileceği gibi şikayet dilekçesinde bunu belirtir ise Mahkemece tapuya doğrudan yazı yazılarak koca ile birlikte oturdukları evin tapu kaydına Aile Konutu Şerhi konulur. Bu şerh üzerine koca tarafından tek taraflı olarak ev üzerinde satış, ipotek, vs. işlemleri yapılamaz.
  • SAĞLIK SİGORTASI YOKSA GENEL SAĞLIK SİGORTASINDAN YARARLANMAK İSTEYEBİLİR. Şiddete uğrayan kadının İstanbul Sözleşmesi hükümlerine göre hiçbir sağlık güvencesi olmasa dahi genel sağlık sigortasından yararlandırılmayı talep etme hakkı vardır. Kadının  talebi halinde devlet tarafından kadına sağlık güvencesi sağlanmak zorundadır.
  • BULUNDUĞU YERDEKİ BARODAN ÜCRETSİZ AVUKAT HİZMETİ TALEP EDEBİLİR. Şiddete uğrayan kadınınbulunduğu bölgenin Baro Başkanlığı’ndan ücretsiz Avukat talep etme hakkı vardır. Talep halinde Baro kadının fakirlik kağıdını daha sonra ibraz etmesi şartı ile derhal ücretsiz avukat tayin etmek zorundadır.

Tüm belirttiğim bu haklar Şiddete Uğrayan Kadına yasalar ile verilmiş haklardır ve Polis veya Jandarma ve Mahkemeler  bu tutanakta yazılan  taleplere göre derhal gerekli tedbirleri derhal almak zorundadır.

 

Uygulamada durum nedir ?

Şiddete uğrayan kadınların çoğu bu haklarını bilmedikleri gibi müracaat ettikleri polis veya jandarma da bazen maalesef bilmemektedir.

Bu sebeple yasalar ve sözleşmeler ile sağlanan bu hakların şiddete maruz kalan kadınlar tarafından bilinmesi çok önemlidir.

Şiddete uğrayan kadınların gerek haklarını bilmemeleri gerekse bilseler ve kullansalar dahi şiddet sona ermemekte ve her geçen gün daha da artmaktadır.

Fransa’da yapılan yasal düzenlemeler ile şiddet uygulayan kişi derhal ‘Öfke Tedavi Merkezleri’ne yönlendirilmektedir.

Türkiye’de ise gerek din kuralları baskısı,  gerekse bilimsel gerçeklerden uzak yaklaşımlar sebebi  ile şiddet olaylarında  dahi konuya evliliğin kutsallığı ve evliliğin kurtarılması  mantığı ile yaklaşılmaktadır. Gerek şiddet uygulamanın gerekse şiddete maruz kalmanın  psikolojik tedavi gerektirdiği ve şiddet uygulayan kişinin psikolojik tedavileri yapılmadıkça şiddetin bitmeyeceği gerçeği maalesef göz ardı edilmektedir.

Hükümet tarafından ‘Yargı Reformu’ adı altında yargı sistemimiz içine ‘Alternatif Çözüm Yolları’ başlığı ile  ‘Arabuluculuk’ sistemi getirilmiştir.

Toplumumuz  ‘İhtiyari Arabuluculuk’  çözüm yöntemi ile ilk olarak  7.6.2012 Tarihinde çıkartılan 6325 Sayılı kanun ile tanışmıştır. Daha sonra 12.10.2017 Tarihinde çıkartılan 7036 Sayılı kanun ile ‘Zorunlu Arabuluculuk’ sistemi ilk olarak İş Hukukunda  ve 19.12.2018 Tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Sayılı kanun sonrasında çeşitli kanunlarda yapılan değişiklik neticesinde de Ticaret Hukukunda uygulanmaya başlanmıştır.

Çok yakında da Aile hukukunda ‘Boşanmanın Mali Neticeleri’ konusunda  ‘Zorunlu Arabuluculuk’ sistemi getirilecektir.

Zorunlu Arabuluculuğu anlatmadan önce ‘Arabuluculuk Çözüm Yöntemi ‘nden  kısaca bahsetmekte fayda vardır.

Arabuluculuk Çözüm Yöntemi nedir ?

Sistematik teknikler uygulayarak,  görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını  ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için,  aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla  ve isteğe bağlı olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak tanımlanabilir.

Arabuluculuğun temel İlkeleri nelerdir ?

Eşitlik İlkesi; Arabulucu anlaşmazlığın  taraflarına eşit davranmak zorundadır.

Tarafsızlık İlkesi; Arabulucu anlaşmazlığın taraflarına karşı tarafsız yaklaşmak  zorundadır.

Gizlilik  İlkesi; Arabulucu Müzakereleri süresince masadaki beyanlar, görüşmeler, vs. tamamen gizlidir, tarafların yazılı onayı olmadıkça  3. Kişilere açıklanamaz, Mahkemece istense dahi ibraz edilemez, aksine davranılması halinde hapis cezası müeyyidesi vardır.

İradi olma ilkesi; Arabulucu Müzakerelerini sürdürmek veya sürdürmemek,  anlaşma yapmak veya yapmamak  tamamen tarafların kendi özgür iradeleri ile  verecekleri bir karardır, hiçbir şekilde  zorlama yapılamaz.

Beyan veya belgelerin kullanılamaması ilkesi; Arabulucu Müzakereleri süresince masada yapılan teklifler, varsa hazırlanan taslaklar vs. müzakereler sonunda tarafların anlaşamaması halinde  Mahkemeye ibraz edilemez , aleyhe kullanılamaz.

Arabuluculuk Çözüm Yönteminde masada gerçek eşitlik sağlanabilmekte midir?

Yukarıda Arabulucuğun Temel İlkeleri bölümünde  izah ettiğimiz üzere Arabuluculuğun özü tarafların eşit olması yani masaya eşit imkanlarla oturmasıdır.

Arabulucu karşısında her iki taraf da Arabulucu için eşit konumda olsa dahi esasen masaya  eşit imkanlarla oturuyor olması  çok önemlidir.

Örneğin bir işçi/işveren uyuşmazlığında müzakereye 2-3 avukatı ile gelen işveren ile aynı masaya avukat ücreti ödeyemediği için avukatsız oturmak zorunda kalan işçi Ali bey ne kadar eşittir ?

Veya boşanma sonrası mal paylaşımı ihtilafında  avukatı ile gelen kocası ile çocuğunu komşusuna bırakıp aynı masaya avukatsız oturmak zorunda kalan ev kadını Ayşe hanım ne kadar eşittir ?

Eşitliğin olmadığı bir masada her 2 tarafın da  kazanacağı bir çözümün üretilmesi mümkün müdür? Mümkün değildir, burada olsa olsa maalesef sadece  dayatma söz konusu olur.

Zorunlu Arabuluculuk getirilecek ise o zaman Müzakere masasına oturacak  ev kadını Ayşe hanıma da ‘Zorunlu Ücretsiz Avukat’ atanması ve ücretinin de devlet tarafından karşılanması  gerekmektedir.

Ancak Kanun taslağı öncesi yapılan ‘Çalıştay’ larda bunu defalarca ifade etmiş olmamıza ve tüm  çabamıza rağmen , bu yönde bir düzenleme yapılmamıştır.

İhtilafın Arabuluculuk çözüm yöntemi ile çözümlenmesinin neticeleri nelerdir ?

Arabuluculuk  müzakereleri  sonunda taraflar anlaşır ve bu durum ‘Arabulucu Anlaşma Tutanağı’ olarak hazırlanıp imza altına alınır ise bu belge ilam hükmündedir, yani bu belge ile icraya gidilebilir, Mahkeme kararı gibi hukuki neticeler doğurur.

‘Arabulucu Anlaşma Tutanağı’ hazırlandı ise artık aynı konuda kesinlikle dava yoluna gidilemez, kısaca geri dönüşü yoktur.

Sadece Aile Hukuku’na dair Arabulucu Anlaşma Tutanaklarında  Mahkeme incelemeyi ‘Duruşmalı’olarak yapmak zorundadır. Diğer konularda Mahkemece ‘Duruşmasız’ olarak inceleme yapılır ve Arabulucu anlaşma tutanağı Mahkeme tarafından onanır.

‘Zorunlu Arabuluculuk’ Yöntemi nedir ?

‘Zorunlu Arabuluculuk’ Yönteminin ‘Arabuluculuk Yöntemi’ nden(yani ihtiyari Arabuluculuk Yönteminden) en büyük farkı ‘Zorunlu Arabuluculuk  yöntemi getirilmesi  durumunda o konuda ihtilafı olan kişiler doğrudan Mahkemeye gidememekte, öncelikle Arabulucu ya müracaat etmek zorunda kalmakta ve orada çözüm bulamazsa Mahkemeye gidebilme hakkına kavuşmaktadır.

Örneğin İş hukukunda getirilen ‘Zorunlu Arabuluculuk’ Yöntemi neticesinde iş akdine haksız  nedenle  son verilen işçi hakkını aramak için doğrudan Mahkemeye gidemez , öncelikle ‘Zorunlu Arabulucu ‘ ya müracaat etmek zorundadır ve orada çözüm bulamazsa Mahkemeye gidebilmektedir.

Çok yakında Aile Hukukunda da ‘Zorunlu Arabuluculuk’ yönteminin getirilmesi neticesinde de Boşanma kararı verilen Ayşe hanım , boşanma sonrasında evlilik içinde edinilen malların paylaşımı konusunda  hakkını almak için  dava açmak istediğinde doğrudan Mahkemeye gidemeyecek  öncelikle ‘Zorunlu Arabulucu ‘ ya müracaat etmek zorunda kalacak ve  orada çözüm bulamazsa Mahkemeye gidebilecektir.

Zorunlu Arabulucunun ücretini ve masraflarını kim ödeyecektir?

Zorunlu Arabuluculuk sisteminde  Zorunlu Arabulucu’nun ücreti ‘Anlaşmama tutanağı’ hazırlanması halinde devlet tarafından ödenmektedir.

Ancak taraflar ihtilafın çözümünde anlaşır ve ‘Anlaşma tutanağı’ hazırlanır ise Zorunlu Arabulucu ücreti taraflarca eşit olarak ödenmektedir.

 

Arabuluculuk Çözüm yöntemi ile çözülemeyecek ihtilaflar var mıdır ?

‘’Kamu düzeni’’ unsuru içeren uyuşmazlıklarda Arabuluculuk çözüm yoluna gidilemez. Yani örneğin boşanma kararı veya yaş tashihi kararı veya çocuğun velayetine dair kararlar Arabuluculuk yöntemi ile kararlaştırılamaz, bu tip ihtilaflar ancak Mahkeme kararı ile çözülebilen ihtilaflardır. .

Arabuluculuk çözüm yöntemine sadece tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilecekleri konular ile ilgili gidilebilir. Örneğin alacak borç ihtilafları, tüketici ihtilafları, iş hukuku, Boşanma sonrası mal paylaşımı  ihtilafları gibi.

 

Aile hukukunda Zorunlu Arabuluculuk Yöntemi getirilmesi halinde Kadınların dikkat edeceği konular nelerdir ?

  • Türkiye ‘İstanbul Sözleşmesi’ ne taraf ülkedir.
  • ‘İstanbul Sözleşmesi’ hükümlerine göre taraflar arasında ‘Aile içi Şiddet’ mevcut ise taraflar arasındaki ihtilaflar Arabuluculuk yöntemi ile çözülemez.
  • Şiddetin fiziki şiddet olması şartı yoktur. Psikolojik, Ekonomik, Duygusal, Cinsel vs. her türlü şiddet ‘Aile içi şiddet’ olarak kabul edilmektedir.
  • ‘Aile içi şiddet ‘ kavramı eş, abi, baba vs. tüm aile yakınlarını kapsamaktadır.
  • Ülkemizde genellikle kadınlar şiddete uğramaktadır, aksine olayların sayısı çok çok azdır.
  • Taraflardan birisi (kadın)  şiddete uğruyor ise uğradığı şiddeti katılacağı Arabuluculuk müzakeresinde  görevli olan Arabulucuya sözlü olarak beyanı yeterlidir, hiçbir delil sunmasına gerek yoktur.
  • Kadının şiddete uğradığını Arabulucuya bildirmesi üzerine müzakereyi yürüten Arabulucu  müzakereyi derhal sonlandırmak zorundadır.

 

Ancak toplumumuz ve özellikle de şiddete uğrayan kadınlarımız henüz bu haklarını bilmemektedirler ve ‘Zorunlu Aile Arabuluculuğu’ yönünde yasal düzenleme yapılmadan önce bu konunun  tüm kadınlarımıza mutlaka anlatılması, hatta  kamu spotları ile kadınların aydınlatılması, haklarının öğretilmesi gerekmektedir.

Aksi halde kadınlarımız  aniden ‘Zorunlu Arabuluculuk’ kavramı ile karşı karşıya kalacak ve şiddete uğrayan kadın, bu hakkını bilmediği için durumunu Arabulucuya beyan edemeyecek ve  Arabulucu  Müzakerelerinin  de gizli olması sebebi ile şiddet  maalesef  gizli kapılar ardında saklı kalacaktır.

 

‘Aile Hukukunda Arabuluculuk’ konusunda Dünyadaki uygulamalar ne şekildedir?

Fransa’da ; ticari davalarda Arabuluculuk uygulanmaktadır,

Aile Arabuluculuğu asla zorunlu değildir , şayet velayet ve çocukla kişisel ilişki kurulması konusuna taraflar anlaşamazsa hakim tarafların Arabuluculuk Yöntemi hakkında bilgilendirme  toplantısına katılmasına (kesinlikle Arabuluculuk yöntemi uygulamasına değil) karar verebilmektedir.

İngiltere’de; taraflar öncelikle Arabuluculuk konusunda bilgilendirilmekte ( Arabulucuya zorunlu olarak gönderilmemekte) ve ancak belli şartların varlığı halinde Arabuluculuk zorunlu kılınabilmektedir.

Almanya’da; sadece çocukla kişisel ilişki kurulması konusunda (o da Mahkeme onayını almak koşulu ile)  taraflara sulh olma veya diğer alternatif  çözüm yollarına müracaat hakkı zorunlu değil seçimlik hak olarak verilmektedir.

 

Aile Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk yönteminin getirilmesi Dünyadaki uygulamalara aykırıdır.

Türkiye taraf olduğu Uluslararası sözleşme hükümlerine uymak zorundadır, çağdaş ülkelerdeki uygulama yöntemleri model alınmalıdır.

Dünyada çağdaş ülkelerde aile sorunları din adamları eliyle değil bilimsel yöntemler ile çözümlenmektedir.

‘Zorunlu Aile Arabulucuğu’  konusunda görüşüm  ise Avrupa ülkelerinde olduğu gibi taraflara sadece bilgilendirme yapılması ve şiddet yoksa ‘İhtiyari Arabuluculuk’ yöntemine devam edilmesidir.

 

Handan İLAGA

Avukat – Arabulucu – Uzlaştırmacı

Marka/Patent Vekili

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ