bodrum olay android uygulama
bodrum olay android uygulama
Bodrum Olay | Bodrum Haber, Bodrum Kültür,  Bodrum Magazin, Bodrum Siyaset, Bodrum Spor, Bodrum Cemiyet, Bodrum Son Dakika Haberleri

CHP’li Bodrumlu Kadınlar “kadınlar 1’den büyüktür” dedi

CHP’li Bodrumlu Kadınlar “kadınlar 1’den büyüktür” dedi
dr mehmet aşık

Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum Kadın Kolları ilçe başkanı Umut Özdoğan, İlçe Kadın Üyelerinin ve halkın katılımıyla yaptığı basın açıklamasında, “Bodrum’un çok güçlü kadınları ile birlikte tek adam rejimine dur demek için bir araya geldik.  dedi ve  “kadınlar 1’den büyüktür” dedi.

CHP ilçe Başkanı Halil Karahan, Yönetim Kurulu üyeleri, CHP’li kadınların ve gazetecilerin katıldığı basın açıklamasında, “Sizinde bildiğiniz ve benim size hatırlatmak istediğim, CHP Kadın Kolları’nın kuruluş amaçlarından birisi “Toplumsal cinsiyet eşitliğinin, yaşamın her alanında uygulanmasını sağlamak, kadına karşı her türlü şiddeti önlemek için mücadele etmek, toplumsal yaşamın her alanında kadınların özgür ve eşit bireyler olarak yer almalarına katkıda bulunarak kadın hareketine öncülük etmek…” şeklindedir. dedi ve aynen şöyle devam etti:

“-Yani kadının insan haklarını savunmak ve sahip çıkmak CHP’nin ve CHP Kadın Kollarının görevidir. Ve bizler, tek adam hükümetine bakıp, “kadınlar 1’den büyüktür” diye haykırıyoruz. 
Bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshine dair Cumhurbaşkanı kararına ilişkin tavrımız çok nettir. Bu karar yok hükmündedir. 
Bir süredir anlamsız bir şekilde çarpıtılarak kamuoyuna kötülenen, hedef gösterilen “İstanbul Sözleşmesi’nin tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’dir. 
Hatırlayalım:  Bizler, sözleşmenin Türkiye Cumhuriyeti tarafından fesih girişimini bir gece yarısı öğrendik. Erdoğan’ın imzasıyla alınan karar 20 Mart tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Tek cümlelik bu karar, ne bir gerekçe içeriyor, ne de bir açıklama…
Bu toplumun en az yarısını oluşturan kadınları olarak bizler, her platformda sözleşmenin etkin uygulanması için sesimizi yükselteceğiz.

Biz kadınlar;  Aile değil KADINIZ…

Bahsettikleri aileyi, gelenekleri bir hatırlayalım mı?
Babanın aile reisi, kadının kocaya itaatle yükümlü sayıldığı, hiyerarşik, eşitsiz, kadın emeğinin sömürüldüğü, değersizleştirildiği, hani şu “kadının karnından sıpanın, sırtından sopanın eksik edilmediği”  
AİLE

“Kocadır, babadır; sever de döver de.”

“ Kol kırılır yen içinde kalır” diye şiddetle yaşamanın telkin edildiği AİLE.

Yaptığı yemeği beğenmeyince karısını döve döve komalık eden kocanın olduğu AİLE.

Kanser olan eşinin hastalığından bıkıp onu öldüresiye dövüp hastane kapısına bırakıp kaçan kocanın reis olduğu 
AİLE.

10 yıl boyunca karısına ve çocuklarına her tür şiddeti uygulayan, onları hortumla döven babanın reis olduğu 
AİLE.

Kendisiyle cinsel ilişkiye girmek istemeyen karısına tecavüz eden kocanın 
AİLESİ.

12 yıllık evliliği boyunca karısına ve çocuklarına şiddet uygulayan, boşanmak isteyince de karısına ve çocuklarına işkenceyle şiddet uygulayan Ramazan İpek’in AİLESİ.

Sayısız örnekle aynı kaderi paylaşan, defalarca şikayetçi olduğu halde en yakınındaki erkekler tarafından, sırf şiddetsiz, korkusuz, özgür yaşamak istediği, mülk gibi görülmeye, şiddete uğramaya “hayır”, “yeter” dediği için öldürülen kadınlar 

Peki ya Hande Kader trans bir kadın diye öldürülmeyi hak mı etti, ya da iktidarda en üst düzeydekilerin hedef göstermelerinden hemen sonra yüzüne kezzap atılan, öldürülen trans kadınların yaşama hakkı yok mu sayılacak?

Dine, gelenek, göreneğe aykırı buldukları yaşam tarzına sahip kadınların öldürülmesiyle, şiddete, tacize, tecavüze uğraması haklı mı bulunulacak?

Sırf heteroseksist normlara uymadığı, cinsel yönelimi farklı olduğu için haklara sahip özne olarak görmedikleri, insan dışılaştırıp hukuk dışına attıkları, yok edilmesi gereken sapkınlık, hastalık olarak baktıkları LBGTİ+lara yönelik şiddet haklı mı görülecek

Açıktır ki; kadınlara yönelik şiddetin failleri % 80 oranında eş, eski eş, partner iken kadını korumanın yolu onu aile içine hapsetmekten, sadece aile ile tanımlamaktan ve bugünkü yapısı ile aileyi korumaktan geçmiyor. 

İstanbul Sözleşmesi işte bütün bu şiddeti ortaya çıkaran unsurlara karşı önlem alma sorumluluğunu devletlere yüklüyor.

Erdoğan imzalı karara bir bakalım. Kararda diyor ki, 11 Mayıs 2011’de imzalanan ve Bakanlar Kurulu kararı ile onaylanan sözleşme. Burada bir karartma, bir ikrar var. Bu Sözleşme’nin onaylanması, 6251 sayılı Kanun ile uygun bulunmuştur. 
Yazıyor mu kararda bu Kanun? 
Hayır! 
Peki neden yazmıyor? 
Kendileri de çok iyi biliyor ki, Kanun olmaksızın Cumhurbaşkanı kararının bir değeri yoktur.
Anayasa’mız, temel haklara dair uluslararası sözleşmelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılacak bir Kanun ile onaylanmasını kabul etmiş, bu görevi asli olarak Meclis’e vermiştir.

Böyle bir dönemde İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 sayılı yasayı etkin uygulamak şöyle dursun, bu sözleşmeden çıkmanın yollarını arayan AKP MHP iktidarı, kadınların iradesini ve taleplerini yok sayarak hukuksuzca, bir gece yarısı kararıyla sözleşmeden çekilmeyi kendi kendine uygun gören bu çarpık zihniyeti yok sayıyoruz.

Erdoğan’ın milletin iradesini ve hukuku yok sayarak aldığı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını tanımıyoruz, tanımayacağız.
İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaktan, sözleşmenin ve 6284 sayılı yasanın etkin uygulanması ve kadının özgürleşmesi mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz.
Nihayetinde, tek bir kadının hayatı dahi, manasız siyasetinizden daha üstün, daha önemlidir. Partimiz, ilk seçimde iktidar olduğunda, Sözleşme’nin gereklerini tamı tamına yerine getirecektir. 
Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 42 milyon kadının yaşam hakkının elinden alınmasına izin vermeyeceğiz. Zaten genel merkezimizde hayata geçirdiğimiz YaşamHak projesi tam da bu amaca hizmet etmektedir. Ayrıca Parti Programımızda kadına yönelik şiddetin durdurulması için bütün tedbirlerin gecikmeksizin alınması öngörmektedir. Yine CHP’nin son Kurultay’ında kabul ettiği “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi” de kadın erkek fırsat eşitliğini vurgulamakta, kadın haklarını insan hakları meselesi olarak tanımlamakta ve kadınla erkeği eşit görmeyen anlayışı reddetmektedir.

Bizlerin inatla ve dayanışma bilinci ile sürdürdüğü mücadelemiz sayesinde, bu Sözleşme’ ye taraf olunacak, taraf kalınacak ve ülkemizin her bir karışı kadınlar ve çocuklar için güvenli hale gelsin diye gerekleri yerine getirilecektir. Tekrar söylüyoruz;
 İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!

Başta TBMM olmak üzere her platformda bu sözleşmenin gereklerinin yapılmasını sağlamak için kadın hareketiyle birlikte mücadelemize devam edeceğiz. 
Bundan sonra bulunduğumuz her alan; sokaklar, mahalleler, meydanlar dahil bizim için mücadele alanıdır.SAYGILARIMLA’

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ