Bodrum’dan Harvard’a uzanan başarı merdivenleri

İlk ve ortaokulu Bodrum’da devlet okullarında okuduktan sonra, SEV Amerikan Koleji’ne burs kazanarak girdi. Uluç Kadıoğlu, bir şeker ve kalp ilacının aynı anda kullanılması halinde kanser riskini artırdığına yönelik solucanlarla yaptığı çalışmasıyla TÜBİTAK bölge
birincisi oldu.
Ünlü Amerikan üniversitesi Harvard’a başvuru yaptı. Yıllık 78 bin dolar olan Harvard Üniversitesi’nde barınma ve yemek ücreti de dahil 4 yıllık burs alıp, tüm başvuru süreçlerini tek başına yürüten, hiçbir destek almayan Uluç, “Başvuruyu da kendim yaptığım
için Amerikan üniversitelerine başvuru ve kabul konularında çok bilgi edindim.
Öğrendiklerimi benzer üniversiteleri hedefleyen lise arkadaşlarımla paylaşmayı hedefliyorum” diyor. Kanserle ilgili bilimsel araştırmasının yanı sıra ABD’deki
üniversitelere kabulde dikkate alınan, okuma-yazma, dil, matematik ve kompozisyon testlerini içeren SAT sınavındaki dereceleri ve diğer aktivitelerdeki liderliği de Harvard’a kabulde önemli rol oynadı.
Geçen yaz Bodrum’da özel bir kliniğin laboratuvarında ve ekim ayında Almanya’da Max Planck Evrimsel Biyoloji Enstitüsü’nde staj yapan Uluç’un ilgi alanları ise biyoloji, felsefe ve politika.
Biyolojide kendini geliştirmek için edX platformunda online dersler alan Uluç, moleküler ve hücresel biyoloji ile politika okumak istiyor ve Harvard’a giriş başarısını şöyle özetliyor.
“Harvard’a kabul edilmemde en büyük etken ilgi alanlarımda uzmanlaşmam. Biyoloji araştırma projelerinde bölgesel ve ulusal başarı kazanmam ve bilimsel yayın yapmış olmam diye düşünüyorum.
Yüksek SAT ve SAT Konu Testi skorları, İngilizce yeterliliği, kulüp aktivitelerinde yer almam ve bu aktivitelerde liderlik rolleri üstlenmem ve belki de en önemlisi, başvuru  kompozisyonunu dürüst, samimi ve kişisel bir üslupla yazmam” dedi.

Müdür: Asla Pes etmeyen Bir Öğrenci

“Çok çalışan, asla pes etmeyen bir çocuk. Uluç’un çalışma yapmak için kullanacağı kimyasallar ve diğer aletler dahil toplam rakam 5 bin Euro’yu buluyordu.

Bunun üzerine yurtiçinde ve yurtdışındaki imkânlara bakıldı. Ama Uluç asla pes etmedi. Kayseri’de bu alanda çalışan öğretim üyesi Dr. Oktay Kaplan laboratuvarını açtı ve solucanları kullanımımıza verdi, kimyasallar konusunda destek oldu.

YTÜ’den Dr. Şenay Vural Korkut da aynı şekilde laboratuvarını açtı. 9’uncu sınıftan beri koridorlarda dolaşırken laboratuvarda gördüğüm bir çocuktu. Teneffüslerde orada çalışıyordu. Sistemli çalışan ve inatçı bir öğrenci.”

Uluç’un hayali ise Amerika’dan sonra Türkiye’ye dönüp bilim ve eğitime katkıda bulunmak: “Amerika’da okumayı hedefliyorum ama ben hedefi hep en yükseğe koydum, Türkiye’de en yüksek pozisyon neyse orayı hedefliyorum. Türkiye’nin bilimsel anlamda iyileşmesi gerekiyor, bunun için de biz gençlerin çaba göstermesi şart. Bu nedenle dönmeyi
düşünüyorum.” Umarım, Uluç gibi başarılı binlerce öğrenci bilim yolculuğunda Türkiye’nin çıtasını çok daha yükseklere çıkarır.

Arkadaşlarım ‘Solucan’ der

Solucanlarla ilgili çalışma yapmak için 2015 Nobel Tıp Ödülü’nü kazanan parazitolog Dr. William Campbell’e bir mail gönderen Uluç, “Dr. Campbell oldukça paylaşımcı bir şekilde bana daha önce yayımladığı bir makaleyi gönderdi. O makale beni araştırmalarda
sıklıkla kullanılan ve zararsız bir canlı olan C. Elegans Nematode solucanlarıyla tanıştırdı. Okulda arkadaşlarımın bana ‘solucan’ diye hitap etmelerine şaşmamak gerek” diyor.
Uluç çalışması ile ilgili inatçılığını ise şu cümlelerle aktarıyor:

Bodrum’dan Harvard’a başarı merdivenleri için emek verdi. Lisede kalp ve şeker ilaçlarının aynı anda kullanılmaması gerekliliği ile ilgili yaptığı çalışma ile önce TÜBİTAK ödüllendirdi, sonra Harvard.

   “Bilim her zaman direkt olarak başarıya ulaşmak değildir. Tam tersine, daha büyük başarılara götürecek bir başarısızlığın ürünüdür bazen. 

Parazit örneklerini bulamamam, deneylerde kullanabileceğim daha kapsamlı ve yararlı bir canlıdan haberdar olmama olanak sağlamıştı.

Bu durumda bile bazı zorluklar vardı: Türkiye’nin başka bir bölgesine seyahat edip örnekler almam ve gerekli ekipmanları kullanabilmek için bir üniversitenin laboratuvarını birkaç kez ziyaret etmem gerekiyordu.

Ancak ilk tasarladığım, parazitler üzerine olan projeyi değiştirip daha kapsamlı ve öncü bir proje hazırladım. Muhtemelen inatçı merakım bana yardımcı oldu: İlk biyolojik araştırma projemi tamamladım.

Bu proje, Tip 2 Diyabet ve hipertansiyon ilaçlarının içinde bulunan etken maddelerin insanda kanser oluşumu üzerine etkileri hakkında önemli bilgiler sunuyordu. Parazitler hakkındaki ilk fikrimden farklı olsa da, bu proje dünyadaki birçok insanı (babam ve babaannem de dahil) ilgilendiren bir konu hakkında literatüre katkı sağlamama yardımcı oldu.”

leave a reply